yanına ile cümle

yanına kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
13
ORT. KELİME
Birkaç dakika sonra yunus yeniden teknenin yanına gelmiş.O pár minút neskôr bol delfín zase vedľa lode.
Birkaç dakika sonra yunus yeniden teknenin yanına gelmiş.O pár minut později byl delfín zase vedle lodi.
Birkaç dakika sonra yunus yeniden teknenin yanına gelmiş.Pár perc múlva megfordult, és a delfin újra ott volt a hajó mellett.
Birkaç dakika sonra yunus yeniden teknenin yanına gelmiş.Sau đó vài phút, anh nhìn xung quanh con cá heo lại ở ngay bên cạnh chiếc thuyền.
Birkaç dakika sonra yunus yeniden teknenin yanına gelmiş.Se dió la vuelta unos pocos minutos después, y estaba al lado del barco otra vez,
Birkaç dakika sonra yunus yeniden teknenin yanına gelmiş.Toen hij een paar minuten later omkeerde was hij opnieuw vlak naast de boot.
Birkaç dakika sonra yunus yeniden teknenin yanına gelmiş.Повернул лодку несколько минут спустя, и дельфин был возле лодки снова.
Birkaç dakika sonra yunus yeniden teknenin yanına gelmiş.След известно време се обърнал, и отново бил близко до лодката,
Birkaç dakika sonra yunus yeniden teknenin yanına gelmiş.אחרי כמה רגעים הוא הסתובב, והדולפין הופיע שוב ליד סירתו.
Birkaç dakika sonra yunus yeniden teknenin yanına gelmiş.ولكن بعد عدة دقائق وجده بقرب قاربه مرة اخرى
Birkaç dakika sonra yunus yeniden teknenin yanına gelmiş.またボートのすぐ側まで来ていました 30年の釣りのなかで イルカの こんな行動は初めて見たそうです
Birkaç dakika sonra yunus yeniden teknenin yanına gelmiş.走咗幾分鐘之後 隻海豚又係隻船隔離出現
Bir kez daha. "Müze Pac-Man'i Picasso'nun yanına koyuyor.". Bir kez daha."Das Museum stellt Pac-Man neben Picasso aus." Wieder.
Bir kez daha. "Müze Pac-Man'i Picasso'nun yanına koyuyor.". Bir kez daha."Het museum plaatst Pac-Man naast Picasso." Alweer.
Bir partide numara yaptığımda - (Gülüşmeler) o kişi hemen arkadaşını yanına çekip benden tekrar yapmamı ister.제가 파티에서 누구에게 트릭을 보여주면 -- (웃음) 그사람은 곧 그의 친구를 불러 세워서
Bir partide numara yaptığımda - (Gülüşmeler) o kişi hemen arkadaşını yanına çekip benden tekrar yapmamı ister.Коли я показую фокус на вечірці, (Сміх) людина тут же кличе свого друга і просить мене повторити трюк.
Bir partide numara yaptığımda - (Gülüşmeler) o kişi hemen arkadaşını yanına çekip benden tekrar yapmamı ister.כשאני עושה קסם במסיבה -- (צחוק) האיש ההוא מיד ימשוך חבר
Bir partide numara yaptığımda - (Gülüşmeler) o kişi hemen arkadaşını yanına çekip benden tekrar yapmamı ister.عندما أقوم بخدعة ما في حفلة (ضحك) ذلك الشخص سوف يقوم فوراً بسحب صديقه
Bir partide numara yaptığımda - (Gülüşmeler) o kişi hemen arkadaşını yanına çekip benden tekrar yapmamı ister.(笑い声) 相手はすぐさま友達を引っ張ってきて もう一度見せてと言います
Bir sabah plajda onların yanına koşar, ve der ki "Anne,Baba, plajı terk etmemiz lazım."Ella fue corriendo hacia ellos en la playa una mañana y les dijo: "Mamá, papá, tenemos que irnos de la playa".
Bir sabah plajda onların yanına koşar, ve der ki "Anne,Baba, plajı terk etmemiz lazım."En morgen på stranden løber hun op til dem og siger, "Mor, far, vi skal væk fra stranden."
Bir sabah plajda onların yanına koşar, ve der ki "Anne,Baba, plajı terk etmemiz lazım."Fuge la ei pe plajă într-o dimineață și le spune: "Mama, tata, trebuie să plecăm de pe plajă."
Bir sabah plajda onların yanına koşar, ve der ki "Anne,Baba, plajı terk etmemiz lazım."Jedno dopoledne k nim přiběhla a povídá: "Mami, tati, musíme z pláže pryč."
Bir sabah plajda onların yanına koşar, ve der ki "Anne,Baba, plajı terk etmemiz lazım."어느 날 아침 부모에게 달려와서는 "엄마, 아빠, 해변에서 빨리 떠나야 해요."라고 말했죠.
Bir sabah plajda onların yanına koşar, ve der ki "Anne,Baba, plajı terk etmemiz lazım."Một buổi sáng nọ, em đã chạy ào đến nói với bố mẹ: "Bố, mẹ, chúng ta phải đi khỏi bãi biển ngay".
Bir sabah plajda onların yanına koşar, ve der ki "Anne,Baba, plajı terk etmemiz lazım."Pewnego ranka przybiegła do rodziców mówiąc: "Musimy zejść z plaży".
Bir sabah plajda onların yanına koşar, ve der ki "Anne,Baba, plajı terk etmemiz lazım."Uma manhã, ela corre para eles na praia e diz: " Mãe, Pai, temos que sair da praia."
Bir sabah plajda onların yanına koşar, ve der ki "Anne,Baba, plajı terk etmemiz lazım."Una mattina corre verso di loro, sulla spiaggia, e dice, "Mamma, papà, dobbiamo andarcene."
Bir sabah plajda onların yanına koşar, ve der ki "Anne,Baba, plajı terk etmemiz lazım."Un matin, elle court vers eux sur la plage et en disant " Maman, Papa, il faut partir de la plage "
Bir sabah plajda onların yanına koşar, ve der ki "Anne,Baba, plajı terk etmemiz lazım."Ze rent op een ochtend naar hen toe op het strand en zegt: "Mam, pap, we moeten weg van het strand."
Bir sabah plajda onların yanına koşar, ve der ki "Anne,Baba, plajı terk etmemiz lazım."Έτρεξε ένα πρωί στην παραλία και τους είπε, "Μαμά, μπαμπά, πρέπει να φύγουμε από την παραλία".
Bir sabah plajda onların yanına koşar, ve der ki "Anne,Baba, plajı terk etmemiz lazım."Една сутрин, на плажа, тя изтича до тях и каза: "Мамо, татко, трябва да се махнем от плажа."
Bir sabah plajda onların yanına koşar, ve der ki "Anne,Baba, plajı terk etmemiz lazım."Она подбегает к ним на пляже однажды утром, и говорит: "Мама, папа, нам надо уходить с пляжа".
Bir sabah plajda onların yanına koşar, ve der ki "Anne,Baba, plajı terk etmemiz lazım."היא רצה אליהם על החוף בוקר אחד ואומרת, "אמא, אבא, אנחנו צריכים להסתלק מהחוף."
Bir sabah plajda onların yanına koşar, ve der ki "Anne,Baba, plajı terk etmemiz lazım."ركضت إليهم على الشاطئ صباح أحد الأيام ولتقول: "أمي، وأبي، يجب أن نغادر الشاطئ."
Bir sabah plajda onların yanına koşar, ve der ki "Anne,Baba, plajı terk etmemiz lazım."「ママ パパ ビーチから出よう」 と言いました 両親が「どうして? 着いたばかりじゃない」と言うと
Bir sayının yanına bir değişken koymak, değişkenle sayıyı çarpmak demektir. -숫자 바로 옆에 변수를 쓰면 서로 곱하라는 의미이기 때문입니다
Bir yıpranmış üst şapka ve buruşuk kadife yakalı bir soluk kahverengi palto üzerine yattı yanına sandalye.A atas topi-berjumbai dan mantel coklat pudar dengan kerah beludru kusut berbaring atas kursi di sampingnya.
Bir yıpranmış üst şapka ve buruşuk kadife yakalı bir soluk kahverengi palto üzerine yattı yanına sandalye.A kopott Cilinder és kifakult barna kabátot, ráncos bársony gallérral feküdt volt, hol nem szék mellé.
Bir yıpranmış üst şapka ve buruşuk kadife yakalı bir soluk kahverengi palto üzerine yattı yanına sandalye.A sliten topp-hatt och en blek brun överrock med en skrynklig sammetskrage låg på en stolen bredvid honom.
Bir yıpranmış üst şapka ve buruşuk kadife yakalı bir soluk kahverengi palto üzerine yattı yanına sandalye.En flosset top-hat og en falmet brun overfrakke med et rynket fløjlskrave lå på en stol ved siden af ​​ham.
Bir yıpranmış üst şapka ve buruşuk kadife yakalı bir soluk kahverengi palto üzerine yattı yanına sandalye.닳은 최고의 모자와 주름 벨벳 칼라있는 어두운 갈색 외투는시하다 그 옆에 의자.
Bir yıpranmış üst şapka ve buruşuk kadife yakalı bir soluk kahverengi palto üzerine yattı yanına sandalye.Một sờn trên mũ và áo khoác màu nâu nhạt dần với một cổ áo nhung nhăn nằm trên một ghế bên cạnh anh ta.
Bir yıpranmış üst şapka ve buruşuk kadife yakalı bir soluk kahverengi palto üzerine yattı yanına sandalye.Roztřepený top-hat a vybledlé hnědé kabát se sametovým límcem vrásčitou ležel na základě židli vedle něj.
Bir yıpranmış üst şapka ve buruşuk kadife yakalı bir soluk kahverengi palto üzerine yattı yanına sandalye.Потертий циліндр і вицвілих коричневих пальто зі зморщеним оксамитовим коміром лежав на стілець поруч з ним.
Bir yıpranmış üst şapka ve buruşuk kadife yakalı bir soluk kahverengi palto üzerine yattı yanına sandalye.Потертый цилиндр и выцветших коричневых пальто со сморщенным бархатным воротником лежал на стул рядом с ним.
Bir yıpranmış üst şapka ve buruşuk kadife yakalı bir soluk kahverengi palto üzerine yattı yanına sandalye.Протрит отгоре шапка и избеляла кафяво палто с набръчкана яка кадифе легна върху председател до него.
Bir yıpranmış üst şapka ve buruşuk kadife yakalı bir soluk kahverengi palto üzerine yattı yanına sandalye.בלוי העליונה כובע מעיל חום דהוי עם צווארון קטיפה מקומט מונח על כיסא לידו.
Bir yıpranmış üst şapka ve buruşuk kadife yakalı bir soluk kahverengi palto üzerine yattı yanına sandalye.彼の横にある椅子。 私と同じように完全に、見て、彼を救う男の驚くべき何もなかった
Bize bir proje hazırlaması için orman mühendisi arkadaşımın yanına gittim ve başladık.A tak jsem šel za svým dobrým kamarádem, který projektoval lesy, aby pro nás připravil projekt a začali jsme.
Bize bir proje hazırlaması için orman mühendisi arkadaşımın yanına gittim ve başladık.És elmentem egy nagyszerű barátomhoz, aki erdőmérnök volt, hogy előkészítsük a projektünket, és belevágtunk.
Bize bir proje hazırlaması için orman mühendisi arkadaşımın yanına gittim ve başladık.Eu fui visitar um grande amigo, engenheiro florestal. Pedi-lhe que nos fizesse um projeto e começámos.
Bize bir proje hazırlaması için orman mühendisi arkadaşımın yanına gittim ve başladık.숲을 조성하는 기술을 가진 한 친구를 만나 프로젝트를 준비하고, 시작했어요.
Bize bir proje hazırlaması için orman mühendisi arkadaşımın yanına gittim ve başladık.Poprosiłem więc mojego przyjaciela, który zajmował się sadzeniem lasów, aby przygotował nam projekt.
Bize bir proje hazırlaması için orman mühendisi arkadaşımın yanına gittim ve başladık.Și am mers la un bun prieten care proiecta păduri, i-am cerut să ne facă un proiect. Și am început.
Bize bir proje hazırlaması için orman mühendisi arkadaşımın yanına gittim ve başladık.Y fui a ver a un buen amigo que era ingeniero forestal para que nos preparara un proyecto y comenzamos.
Bize bir proje hazırlaması için orman mühendisi arkadaşımın yanına gittim ve başladık.Πήγα λοιπόν να δω έναν καλό φίλο που ανάπλαθε δάση να μας φτιάξει ένα πλάνο και ξεκινήσαμε.
Bize bir proje hazırlaması için orman mühendisi arkadaşımın yanına gittim ve başladık.הלכתי לראות חבר טוב שעסק בתכנון יערות ( אדריכל נוף ) ובקשתי להכין עבורנו פרוייקט,
Bize bir proje hazırlaması için orman mühendisi arkadaşımın yanına gittim ve başladık.وذهبت لرؤية صديق رائع الذي كان مهندساً للغابات لكي يعدّ المشروع لنا
Bize bir proje hazırlaması için orman mühendisi arkadaşımın yanına gittim ve başladık.親しい友人に会って プロジェクトの準備を始めました それから植樹を始めました
İlgili Sayfalar