yanına ile cümle
yanına kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Yanına bir şemsiye alsan iyi olur.You had better take an umbrella with you.
Şemsiyeni yanına alman akıllıcaydı.It was wise of you to take your umbrella with you.
Yağmur yağma ihtimaline karşı yanına bir şemsiye alsan iyi olur.You had better take an umbrella with you in case it rains.
Yağmur gibi görünüyor. Yanına bir şemsiye alsan iyi olur.It looks like rain. You had better take an umbrella with you.
Yağmur ihtimaline karşı şemsiyeni yanına al.Take your umbrella with you in case it rains.
Yağmur yağması ihtimaline karşı şemsiyeni yanına al.Take your umbrella with you in case it rains.
Yağmur yağma ihtimaline karşın yanına bir şemsiye al.Take an umbrella with you in case it should rain.
Yağmur yağmaya başlar diye yanına bir şemsiye al.Take an umbrella with you in case it begins to rain.
Herkese karşı kaba davranamazsın ve sonsuza dek onun yanına kalacağını bekleyemezsin.You can not be rude to everyone and expect to get away with it forever.
Herkes onun yanına oturmak istiyor.Everybody wants to sit beside her.
Peçeteleri katla ve her tabağın yanına bir tane koy.Fold the napkins and put one by each plate.
Oğlan babasının yanına yürüdü.The boy trotted to his father's side.
Bu katlanan şemşiyeyi yanına al. Yararlı olabilir.Take this folding umbrella with you. It might come in handy.
Yanına bir fotoğraf makinesi almayı unutma.Don't forget to take a camera with you.
Yanına kamera getirmeyi unutma.Don't forget to take a camera with you.
Yanına bir şemsiye almana gerek yoktu.You needn't have taken an umbrella with you.
Köpek adamın yanına oturdu.The dog sat down by the man.
Bu sabah yanına bir şemsiye almalısın.You should take an umbrella with you this morning.
Bugün yanına bir şemsiye alsan iyi olur.You had better take an umbrella with you today.
Şemsiyeni yanına al.Take your umbrella with you.
Öldüğünde onu yanına alamazsın.You can't take it with you when you die.
Biz masayı o pencerenin yanına koyduk.We put the desk by that window.
John'un yanına oturdum.I sat next to John.
Ben annemin yanına koştum.I ran to my mother.
Arabamı kapının yanına park ettim.I parked my car by the gate.
Yaptığı hileyi yanına kar bırakmamalısın.You shouldn't let him get away with cheating.
Yanına bir şemsiye almadı.He didn't take an umbrella with him.
O zaman yanına bir şey almadı.He did not have anything with him then.
O, arabasını kaldırımın yanına park etti.He parked his car beside the sidewalk.
O onun yanına gitti ve tokalaştı.He went up to her and they shook hands.
O, onun yanına oturdu.He sat next to her.
Yanına iki parça bagaj aldı.She took two pieces of baggage with her.
O yanına fazla bagaj almadı.She didn't take much baggage with her.
Senin yanına oturabilir miyim?May I sit next to you?
Öğretmen onun yok olduğunu göstermek için onun adının yanına bir işaret koydu.The teacher put a mark next to his name to show that he was absent.
Islanıp üşütmek istemezsin, bu yüzden bu şemsiyeyi yanına al.You don't want to get wet and catch a cold, so take this umbrella with you.
Yanına bir kazak al böylece üşütmezsin.Take a sweater with you so you don't catch a cold.
Onun yanına oturdum.I sat next to him.
Yanına bir şemsiye almayı unutma.Don't forget to take an umbrella with you.
Lütfen masayı duvarın yanına koy.Please put the table next to the wall.
"Bilim insanları insan kopyalamanın neresinde?" "Henüz yanına bile yaklaşmış değiller.""Are scientists close to cloning a human being?" "Not by a long shot."
O onun yanına diz çöktü ve onun adının ne olduğunu sordu.She knelt beside him and asked him what his name was.
O, onun yanına oturdu ve sessizce dinledi.She sat next to him and listened quietly.
O, başka bir yerde olmayı dileyerek onun yanına oturduShe sat next to him wishing she were somewhere else.
Gözleri kapalı olarak onun yanına oturdu.She sat next him with her eyes closed.
O, otobüste onun yanına oturdu.She sat next to him on the bus.
Onun yanına oturdu.She sat next to him.
O onun yanına bir sandalye çekti.He drew a chair near her.
Buyur. Bunu yanına al. Faydalı olabilir.Here. Take this with you. It might come in handy.
Yemek yerken köpeğimin yanına yaklaşmamalısın.You shouldn't get near my dog while he's eating.
Tom şemsiyesini yanına almayı unuttu.Tom forgot to take his umbrella with him.
Tom böyle bir şey yapamaz ve yanına kar kalmaz.Tom can't do such a thing and get away with it.
Tom neredeyse yanına bir şemsiye almayı unutuyordu.Tom almost forgot to take an umbrella with him.
Tom Mary'nin yanına oturdu.Tom sat next to Mary.
Tom otobüste Mary'nin yanına oturdu.Tom sat next to Mary on the bus.
Tom konserde Mary'nin yanına oturdu.Tom sat next to Mary at the concert.
Buldokun yanına gitme. Onun seni ısırmasını istemezsin.Don't go near the bulldog. You wouldn't want him to bite you.
O cüzzamlı. Yanına yaklaşma.He's afflicted with leprosy. Don't go near him.
Yanına oturabilir miyim?Can I sit next to you?
Shihai bir Çince kitabı alıp Wang öğretmenin yanına gitti ve sorular sordu.Shihai is carrying a Chinese grammar book to go to Teacher Wang's place and ask questions.
İlgili Sayfalar