Yanımda, genetikçilere vermek için getirdiğim, içinde alkol olan ufak bir tüpe koydum.작은 시험관에 그 점액을 긁어 넣고
Yanımda, genetikçilere vermek için getirdiğim, içinde alkol olan ufak bir tüpe koydum.L'ho raschiato dalla prua e l'ho messo in una provetta con dell'alcol per mandarlo al genetista.
Yanımda, genetikçilere vermek için getirdiğim, içinde alkol olan ufak bir tüpe koydum.Mal som skúmavku s alkoholom, aby som to mohol poslať genetikom.
Yanımda, genetikçilere vermek için getirdiğim, içinde alkol olan ufak bir tüpe koydum.Miałem małą probówkę z alkoholem do wysyłania próbek genetykom.
Yanımda, genetikçilere vermek için getirdiğim, içinde alkol olan ufak bir tüpe koydum.Tak jsem to seškrábal.
Yanımda, genetikçilere vermek için getirdiğim, içinde alkol olan ufak bir tüpe koydum.Tôi chỉ có rất ít lọ chứa cồn để gửi tới các nhà phân tích gen.
Yanımda, genetikçilere vermek için getirdiğim, içinde alkol olan ufak bir tüpe koydum.Und ich hatte eine kleine Röhre mit Alkohol, um es den Genetikern zu schicken.
Yanımda, genetikçilere vermek için getirdiğim, içinde alkol olan ufak bir tüpe koydum.Το έξυσα λοιπόν, το έβαλα σε ένα δοχείο με οινόπνευμα και το έστειλα στους γενετιστές.
Yanımda, genetikçilere vermek için getirdiğim, içinde alkol olan ufak bir tüpe koydum.Имах епруведка със спирт, която да изпратя на генетиците. Изстъргах слузта и я пратих в Абърдийн.
Yanımda, genetikçilere vermek için getirdiğim, içinde alkol olan ufak bir tüpe koydum.Образец для генетиков я сохранил в маленькой бутылочке со спиртом.
Yanımda, genetikçilere vermek için getirdiğim, içinde alkol olan ufak bir tüpe koydum.והיה לי מבחנה קטנה עם אלכוהול בתוכה למשלוח לגנטיקאים.
Yanımda, genetikçilere vermek için getirdiğim, içinde alkol olan ufak bir tüpe koydum.ولدي انبوب صغير فيه كحول لارساله الى علماء الوراثة
Yanımda, genetikçilere vermek için getirdiğim, içinde alkol olan ufak bir tüpe koydum.粘液をこすり落としそれをアバディーンに送りました
Yanımda iki çok iyi arkadaşım daha vardı.Ed ero tra due grandi amici,
Yanımda iki çok iyi arkadaşım daha vardı.En ik stond daar met mijn twee beste vrienden aan mijn zijde,
Yanımda iki çok iyi arkadaşım daha vardı.Et j'y étais avec deux très bons amis,
Yanımda iki çok iyi arkadaşım daha vardı.I stałem tam obok moich dwóch dobrych przyjaciół,
Yanımda iki çok iyi arkadaşım daha vardı.Két nagyon jó barátom mellett álltam,
Yanımda iki çok iyi arkadaşım daha vardı. Richard Weber ve Kevin VallelyȘi stăteam acolo lângă doi foarte buni prieteni ai mei,
Yanımda iki çok iyi arkadaşım daha vardı. Richard Weber ve Kevin VallelyΣτεκόμουν εκεί μαζί με δύο πολύ καλούς μου φίλους, τον Ρίτσαρντ Γουέμπερ και τον Κέβιν Βάλελι.
Yanımda iki çok iyi arkadaşım daha vardı.Saya berdiri bersama dua teman baik saya.
Yanımda iki çok iyi arkadaşım daha vardı.Stál jsem tam po boku svých dvou přátel
Yanımda iki çok iyi arkadaşım daha vardı.Und ich stand dort mit zwei sehr guten Freunden von mir,
Yanımda iki çok iyi arkadaşım daha vardı.Và tôi ở đó cùng với 2 người bạn thân của mình,
Yanımda iki çok iyi arkadaşım daha vardı.Y estaba allí de pie junto a dos muy buenos amigos,
Yanımda iki çok iyi arkadaşım daha vardı.Поруч зі мною два мої добрі приятелі -
Yanımda iki çok iyi arkadaşım daha vardı.Рядом со мной были два моих лучших друга
Yanımda iki çok iyi arkadaşım daha vardı.Стоях там заедно с двама мои много добри приятели,
Yanımda kal lütfen.- Kérlek, maradj itt.
Yanımda kal lütfen.Quédate conmigo, por favor.
Yanımda kal lütfen.- Te rog, rămâi lângă mine.
Yanımda kal lütfen. Ve şimdi de yeni bir parça.- Blijf bij me, alsjeblieft. <i>En nu een vrolijk nummertje.</i>
Yanımda kal lütfen.- Тип вроде этого не должен даже заговаривать о тебе.
Yanımda kal ve korkma! Seni öldürmek isteyen beni de öldürmek istiyor. Yanımda güvenlikte olursun.››Blijf hier bij mij, ik zal u met mijn eigen leven beschermen. Bij mij bent u veilig."
Yanımda kal ve korkma! Seni öldürmek isteyen beni de öldürmek istiyor. Yanımda güvenlikte olursun.››Fica comigo, não temas; porque quem procura a minha morte também procura a tua; comigo estarás em segurança.
Yanımda kal ve korkma! Seni öldürmek isteyen beni de öldürmek istiyor. Yanımda güvenlikte olursun.››두려워 말고 내게 있으라 내 생명을 찾는 자가 네 생명도 찾는 자니 네가 나와 함께 있으면 보전하리라 하니라
Yanımda kal ve korkma! Seni öldürmek isteyen beni de öldürmek istiyor. Yanımda güvenlikte olursun.››שבה אתי אל תירא כי אשר יבקש את נפשי יבקש את נפשך כי משמרת אתה עמדי׃
Yanımda kal ve korkma! Seni öldürmek isteyen beni de öldürmek istiyor. Yanımda güvenlikte olursun.››أقم معي. لا تخف. لان الذي يطلب نفسي يطلب نفسك ولكنك عندي محفوظ
Yanımda kal ve korkma! Seni öldürmek isteyen beni de öldürmek istiyor. Yanımda güvenlikte olursun.››你 可 以 住 在 我 這 裡 、 不 要 懼 怕 。 因 為 尋 索 你 命 的 、 就 是 尋 索 我 的 命 . 你 在 我 這 裡 、 可 得 保 全
Yanımda kal ve korkma! Seni öldürmek isteyen beni de öldürmek istiyor. Yanımda güvenlikte olursun.››你 可以 住在 我 這裡 、 不 要 懼怕 。 因 為尋 索 你 命 的 、 就是 尋索 我 的 命 . 你 在 我這裡 、 可得 保全
Yanımdaki ağır ateş gücünü kullanmaz mıyım sanıyordun?Achavas que eu não usaria um grande poder mesmo junto a mim?
Yanımdaki ağır ateş gücünü kullanmaz mıyım sanıyordun?No creías que usaría un fuego tan potente estando yo cerca, ¿verdad?
Yanımdaki ağır ateş gücünü kullanmaz mıyım sanıyordun?Non pensavi che avrei usato il mio fuoco così vicino a me?
Yanımdaki ağır ateş gücünü kullanmaz mıyım sanıyordun?Trodde du att jag inte kunde bränna så nära mig?
Yanımdaki ağır ateş gücünü kullanmaz mıyım sanıyordun?Troede du ikke, at jeg ville brænde dig så tæt på mig selv?
Yanımdaki ağır ateş gücünü kullanmaz mıyım sanıyordun?Περίμενες να χρησιμοποιήσω μεγάλη ισχύ, δίπλα μου;
Yanımdaki ağır ateş gücünü kullanmaz mıyım sanıyordun?Ты думал, я не применю сильную огневую мощь?
Yanımdaki koltukta genç bir lise öğrencisi oturuyordu ve gerçekten fakir bir aileden gelmişti.Egy középiskolás diák ült mellettem, egy nagyon szegény családból származó tini.
Yanımdaki koltukta genç bir lise öğrencisi oturuyordu ve gerçekten fakir bir aileden gelmişti.I sätet intill mig satt en high school-elev, en tonåring, och hon kom från en fattig familj.
Yanımdaki koltukta genç bir lise öğrencisi oturuyordu ve gerçekten fakir bir aileden gelmişti.제 옆자리에는 한 십대 고등학생이 앉아 있었습니다. 그 학생은 정말 빈곤한 가정에서 태어났고
Yanımdaki koltukta genç bir lise öğrencisi oturuyordu ve gerçekten fakir bir aileden gelmişti.Lúc đó, ngồi cạnh tôi là một học sinh cấp 3, một thiếu nữ, một cô bé xuất thân từ một gia đình rất nghèo.
Yanımdaki koltukta genç bir lise öğrencisi oturuyordu ve gerçekten fakir bir aileden gelmişti.Na sedadle vedle mě seděla náctiletá studentka střední školy, pocházející z velmi chudé rodiny.
Yanımdaki koltukta genç bir lise öğrencisi oturuyordu ve gerçekten fakir bir aileden gelmişti.På sædet ved siden af mig sad der en gymnasieelev, en teenager, der kom fra en fattig familie.
Yanımdaki koltukta genç bir lise öğrencisi oturuyordu ve gerçekten fakir bir aileden gelmişti.Pe scaunul de lângă mine stătea o adolescentă, o elevă de liceu, ce provenea dintr-o familie foarte săracă.
Yanımdaki koltukta genç bir lise öğrencisi oturuyordu ve gerçekten fakir bir aileden gelmişti.Poleg mene je sedela dijakinja, najstnica, ki je prihajala iz zelo revne družine.
Yanımdaki koltukta genç bir lise öğrencisi oturuyordu ve gerçekten fakir bir aileden gelmişti.Sedela vedľa mňa stredoškoláčka, tínedžerka, ktorá pochádzala z chudobnej rodiny.
Yanımdaki koltukta genç bir lise öğrencisi oturuyordu ve gerçekten fakir bir aileden gelmişti.Und im Sitz neben mir war eine Schülerin, ein Teenager aus einer sehr armen Familie.
Yanımdaki koltukta genç bir lise öğrencisi oturuyordu ve gerçekten fakir bir aileden gelmişti.Στο διπλανό κάθισμα καθόταν μια μαθήτρια λυκείου, μια έφηβη, η οποία προέρχονταν από φτωχή οικογένεια.
Yanımdaki koltukta genç bir lise öğrencisi oturuyordu ve gerçekten fakir bir aileden gelmişti.Моей соседкой была старшеклассница, подросток, из очень бедной семьи.
Yanımdaki koltukta genç bir lise öğrencisi oturuyordu ve gerçekten fakir bir aileden gelmişti.Моєю сусідкою була старшокласниця, піділток, з дуже бідної родини.