Ana içeriğe geç
Sözlük

yan yan ile cümle

yan yan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Eski olanlarının yanı sıra çağdaş Farsça şiirler batı dünyasında bilinmemektedir.Contemporary Persian poems haven’t been known in west world as well as ancient ones.
Yangının nasıl başladığını bilen biri var mı?Does anybody know how the fire started?
Yangının nasıl başladığını kimse biliyor mu?Does anybody know how the fire started?
Tom Mary'yi kucakladı ve yanağından öptü.Tom gave Mary a hug and a kiss on the cheek.
Sanırım Tom yanlış kapı çalıyor.I think Tom has been barking up the wrong tree.
Tom bütün gün güneşte kaldıktan sonra, burnunda güneş yanığı vardı.After all day in the sun, Tom had a sunburned nose.
Mary John'la çalışmış olan otobüs şoförünün yan dairesinde mi oturuyor?Does Mary live next door to the bus driver who John worked with?
Yalnızca yanlış zamanda yanlış yerdeydin.You were just in the wrong place at the wrong time.
Benim yemek neredeyse ben mutfağa gelmeden yanmış.My cooking had almost burnt by the time I came to the kitchen.
Bugün sana yanıt veremem.I can't give you the answer today.
Hayat bir yanılsamadır.Life is an illusion.
Tom yanlış bir şey olduğu hissini atlatamadı.Tom couldn't shake the feeling that there was something wrong.
Benim yanıma oturdu.He sat next to me.
İyi günler! Siz yeni komşumuzsunuz, eğer yanılmıyorsam?Good day! You are our new neighbor, if I am not mistaken?
Bu sadece bir yanlış anlaşılma.It's all just a misunderstanding.
Yanınızda kamera getirmeyi unutmayın.Don't forget to bring the camera with you.
Tom onun yan tarafında bir ağrı ile uyandı.Tom woke up with a pain in his side.
Tom bütün geceyi gölün yanında küçük bir kabinde geçirdi.Tom spent the night in the small cabin near the lake.
Tom her zaman Mary'den yana olur.Tom sides with Mary all the time.
Tom yanında hiç para olmadığını fark etti.Tom realized that he had no money on him.
Tom yaptığının yanlış olduğunu bilmiyormuş gibi davrandı.Tom pretended not to know that what he had done was wrong.
Tom etmemesi gerektiğini bilmesine rağmen, arabasını yangın musluğunun önüne parketti.Tom parked his car in front of a fire hydrant even though he knew he shouldn't.
Tom şimdi söylediğinin söylenecek yanlış şey olduğunu biliyor.Tom now knows that what he said was the wrong thing to say.
Tom yanlış butona basmış olmalı.Tom must have pushed the wrong button.
Tom yanlış zamanda yanlış yerdeydi.Tom had been in the wrong place at the wrong time.
Tom güneş yanığı oldu.Tom got sunburned.
Tom yandı.Tom got burned.
Tom, çöp tenekesinin yanında bir silah buldu.Tom found a gun near the garbage can.
Tom yanlış bir şey yaptığını düşünmüyor.Tom doesn't think he did anything wrong.
Tom'un özür dilemesi gerekmez. O yanlış bir şey yapmadı.Tom doesn't need to apologize. He did nothing wrong.
Tom neyin yanlış gittiğini bilmiyor.Tom doesn't know what went wrong.
Tom yanlış bir şey yapmadı.Tom didn't do anything wrong.
Tom yanlış numara çevirdi.Tom dialed the wrong number.
Tom kapıyı kilitleyemedi, çünkü yanlış anahtarı almıştı.Tom couldn't unlock the door because he had the wrong key.
Tom yanılmış olduğu ihtimalini kabul edemedi.Tom couldn't rule out the possibility that he was mistaken.
Tom sadece yanında oturup Mary'ye zorbalık yapılmasını izleyemedi.Tom couldn't just sit by and watch Mary being bullied.
Tom neyin yanlış olduğunu tespit edemedi.Tom couldn't identify what was wrong.
Tom ne söylediğimi açıkça yanlış anladı.Tom clearly misunderstood what I said.
Tom odunla yanan aşçı sobası için odun yardı.Tom chopped wood for his woodburning cook stove.
Tom yanında Mary olmadan yaşamayı düşünemiyor.Tom can't imagine living without Mary by his side.
Tom yanlış numara aradı.Tom called the wrong number.
Tom pencerenin yanında oturan birine onu açmasını rica etti.Tom asked someone sitting near the window to open it.
Tom Mary'ye yanlışın ne olduğunu sordu.Tom asked Mary what was wrong.
Tom polisin sorularını yanıtladı.Tom answered the policeman's questions.
Tom telefonu yanıtladı.Tom answered the phone.
Tom Mary'nin ona sorduğu tüm soruları yanıtladı.Tom answered all the questions that Mary asked him.
Tom ve Mary'nin birçok ortak yanı var.Tom and Mary have a lot in common.
Tom nereye giderse gitsin her zaman yanında bir kamera taşır.Tom always carries a camera with him wherever he goes.
Tom yanlışlıkla harici hard disklerden birindeki tüm dosyaları sildi.Tom accidentally deleted all the files on one of his external hard disks.
Sorun Tom'un Mary'nin yanında oturmak istememesidir.The problem is that Tom doesn't want to sit next to Mary.
Polisler Tom'un vücudunda yanan sigaranın resimlerini çekti.The police took pictures of the cigarette burns on Tom's body.
Tom bir cümleyi yanlış çevirdiğinden dolayı, şirketimiz çok para kaybetti.Because Tom mistranslated one sentence, our company lost a lot of money.
Yanlış bir çeviri sonucu bazen felaket olabilir.The consequence of a wrong translation can sometimes be catastrophic.
Yang arkadaşımdan hoşlanmıyor.Yang doesn't like my friend.
Onun evi nehrin yanındadır.His house is by the river.
Yanındaki bütün parayı bana verdi.He gave me all the money he had on him.
O, yanında taşıdığı bütün parayı bana verdi.He gave me all the money he was carrying with him.
Hayattan bu kadar çok keyif olmak çok mu yanlış?Is it so wrong to enjoy life this much?
Canın yandı mı?Are you hurt?
Ben hemen yanındayım.I'm right beside you.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod