Ne yani?So what?
"Çok kibarsın" diye Willie yanıtladı."That's very nice of you," Willie answered.
Eğer bir yanlış görürsen sonra lütfen düzelt.If you see a mistake, then please correct it.
Yanımdasın; şimdi her şey iyi.You're by my side; everything's fine now.
Yanlış anlaşılabilen herhangi bir şey olacaktır.Anything that can be misunderstood will be.
Yanında kalabilir miyim? Gidecek hiçbir yerim yok.Can I stay at your place? I have nowhere to go.
Yanınızda bir kaleminiz var mı?Do you have a pen on you?
Mantık, yanlış sonuca inançla ulaşmanın sistematik bir metodudur.Logic is a systematic method of coming to the wrong conclusion with confidence.
Son kezden bu yana o çok değişti.He changed a lot since the last time.
Sen yanlış anahtarı aldın.You took the wrong key.
Doğru ve yanlışı ayırt etmelisin.You should distinguish between right and wrong.
Yanına bir şemsiye alsan iyi olur.You had better take an umbrella with you.
Dün yangını duydun mu?Did you hear about the fire yesterday?
Dünkü yangını duydun mu?Did you hear about the fire yesterday?
Yanıtınız mükemmel olmaktan uzak.Your answer is anything but perfect.
Cevabınız yanlış.Your answer is wrong.
Cevabınızın yanlış ya da doğru olması önemli değil.It doesn't matter whether your answer is right or wrong.
Erkek kardeşini yanında getir.Bring your brother with you.
Senin politikan yanlış.Your policy is mistaken.
Senin tahminin tamamen yanlış.Your guess is entirely off the mark.
Sanırım temel teorin yanlış.I think your basic theory is wrong.
Yanlışlıkla senin şemsiyeni aldım.I took your umbrella by mistake.
Senin yanında, Ben bu oyunda sadece bir acemiyim.Beside you, I'm only a beginner at this game.
Soruyu sadece siz yanıtladınız.Only you answered the question.
Eğitim yaptığın okulda yazı yazmanın yanı sıra sağduyuyu öğretmediler mi?Didn't they teach you common sense as well as typing at the school where you studied?
Şemsiyeni yanına alman akıllıcaydı.It was wise of you to take your umbrella with you.
Havaalanının yanında bir oteli tercih ederim.I prefer a hotel by the airport.
Bankanın yanında eski bir arkadaşa rastladım.I ran across an old friend near the bank.
Yanımda biraz param var.I have some money with me.
Yanımda para yok.I have no money on me.
Para ve ben birbirimize yabancıyız, yani, ben fakirim.Money and I are strangers; in other words, I am poor.
Evimin yakınında bir yangın çıktı.A fire broke out near my house.
Dün semtte bir yangın başladı.A fire broke out in the neighborhood yesterday.
Yakında bir yangın patlak verdi.A fire broke out nearby.
Bir ayna ışığı yansıtır.A mirror reflects light.
Kilisenin yanından geçelim.Let's pass by the church.
Oturma odasıyla yemek odası yan yanadır.The living room adjoins the dining room.
Sevinç gözyaşları onların yanaklarından aktı.Tears of joy rained down their cheeks.
Onun sevinci yüzüne yansımıştı.His joy showed on his face.
Kırmızı lamba tehlike halinde yanar.The red lamp lights up in case of danger.
Yüzünü bu yana dön.Turn your face this way.
Yanaklarım yanıyor.My cheeks burn.
İnatçı yanım babamdan gelmedir.I've got my stubbornness from my father.
Kütükler parlak şekilde alev alev yandı.The logs flamed brightly.
Yanlışlıkla ters yöne giden bir trene bindim.By mistake I boarded a train going in the opposite direction.
Korkarım ki yanlışlıkla senin şemsiyeni aldım.I'm afraid I took your umbrella by mistake.
Maalesef yanlışlıkla sizin şemsiyenizi aldım.I'm afraid I took your umbrella by mistake.
Tüm yanlış cevapların üstünü çiz.Cross out all the wrong answers.
Yanlış malı geri göndermemiz gerekiyor mu?Should we send back the wrong merchandise?
Yanlış zamanda, yanlış yerde.The wrong time, the wrong place.
Bana yanlış bir sipariş gönderdiğini düşünüyorum.I think you have sent me a wrong order.
Hatalar yapmak her zaman yanlış değildir.To make mistakes is not always wrong.
Ben yanlışlıkla başka birinin odasına girdim.I entered someone else's room by mistake.
Yanlışlıkla eldivenlerimi ters yüz giydim.I put my gloves on inside out by mistake.
Yanlış numara çevirdiniz.You have the wrong number.
Bağırma yüksek sesle yankı yapar.The shouting echoes loud.
Eğer saman yanarsa, gerçek bir felaket olur.If the hay caught fire, it would be a real disaster.
Samanda kendiliğinden yangın başladı.A spontaneous fire started in the hay.
Faturamda bir yanlışlık olduğunu düşünüyorum.I think there's a mistake in my bill.
Öğrencilerinin yanı sıra öğretmen de geldi.The teacher as well as his students has come.