Kamplarda yamyamlık yaygınlaştı.У таборі було оголошено тривогу.
Gerçek yamyamlığın bu kültürde yaygınlığı ve bu efsanelerin gerçekliği üzerine tartışmalar mevcuttur.Uimitoare este sinceritatea acestor pagini.
Yamyamlık vardır.Sunteți o iluzie!
Karısı Büyük Anne/Amelia Sawyer ile yamyam aile Sawyerların temelini atmışlardır.Bunica:Numele ei adevărat este Amelia Sawyer.Cadavrul ei este păstrat în casa familiei Sawyer.
Yamyamlık eylemini gerçekleştiren kişi yamyam olarak adlandırılır.Cel care practică șamanismul este cunoscut drept șaman.
Vampir cürümleri, yamyamlar ve bir tecavüz.Dăunătoare verzei, ridichilor și altor crucifere.
Leningrad Polis Servisi de yamyamlıkla mücadele için ayrı bir departman kurmuştur.Leningrads politi dannede derfor en særlig enhed til at bekæmpe kannibalisme.
Will sayesinde Hannibal'ın yamyam olduğunu öğrenir.Jack forteller kannibalene at Will er en evnukk.
Soruşturmalar sonrasında Dahmer'ın nekrofili ve yamyamlık gibi etkinlikleri de gerçekleştirmiş olduğu görüldü.Flere øyenvitner har senere fortalt om Wagners følelseskulde og sadisme.
Bir tür yamyam haline gelmiştir.Dia berubah menjadi laba-laba.
Kurbanlarının onun bir parçası olmasını garantilemek için yamyamlığı da denemiştir.Hắn đã thử ăn thịt người để "đảm bảo các nạn nhân của hắn sẽ luôn là một phần của hắn".
Bir tür yamyam haline gelmiştir.Lâu dần biến đổi thành Rồng.
Yamyam olma sırrını 2.sezon finaline kadar koruyabilmiştir.酒井は最後まで秘密にしておくべきであると思った。
Kamplarda yamyamlık yaygınlaştı.ガマの中は騒然となった。
Savaşta düşman savaşçı ve liderlerini yedikleri için adları yamyama çıkmıştır.これらが国王や元首と共に戦場で戦ったために近衛兵や親衛隊と呼ばれるようになった。
Soylu kadın Lonomaʻaikanaka Hatun (okunuşu: Lonomaaikanaka; ʻaikanaka = "yamyam"), Hawaii kraliçesi.明嬉(明嬉(めいき)) 先新之妻,奏南國的王后。
Fakat üç parmaklı yamyamlar onları kendi kasabalarında kıstırmıştır.雖然如此,牧羊人還是把他帶到自己的農村中。
Bir tür yamyam haline gelmiştir.יש הרואים בה סוג של צנזורה.
Yamyamlık eylemini gerçekleştiren kişi yamyam olarak adlandırılır.Čovjek koji prakticira šamanizam se naziva šaman.
Yamyamlık, akreplerde sıklıkla görülmektedir.Aktyvus dieną, dažnai galima aptikti besiilsintį ant akmenų.
Fakat üç parmaklı yamyamlar onları kendi kasabalarında kıstırmıştır.Kolmekesi kappavad nad nüüd oma mustadel ratsudel üle linna.
Adamlar açlıktan ölme ihtimalleri daha yüksek olmasına rağmen, neden yamyamlardan korkuyorlardı?Așadar, întrebarea e, de ce le era mult mai frică de canibali decât să moară de foame?
Adamlar açlıktan ölme ihtimalleri daha yüksek olmasına rağmen, neden yamyamlardan korkuyorlardı?Die Frage ist, warum diese Männer Kannibalen soviel mehr fürchteten als ihren sicheren Hungertod?
Adamlar açlıktan ölme ihtimalleri daha yüksek olmasına rağmen, neden yamyamlardan korkuyorlardı?그렇다면 여기서 이런 의문이 생깁니다. 이 선원들은 굶주림이라는 극단적인 가능성보다 왜 식인종들을 훨씬 더 두려워 했던 것일까요?
Adamlar açlıktan ölme ihtimalleri daha yüksek olmasına rağmen, neden yamyamlardan korkuyorlardı?Ma perché erano così terrorizzati dai cannibali e non dalla seria possibilità di morire di fame?
Adamlar açlıktan ölme ihtimalleri daha yüksek olmasına rağmen, neden yamyamlardan korkuyorlardı?Pytanie zatem, czemu wizja kanibali przerażała ich bardziej, niż ogromne prawdopodobieństwo śmierci głodowej?
Adamlar açlıktan ölme ihtimalleri daha yüksek olmasına rağmen, neden yamyamlardan korkuyorlardı?Vậy câu hỏi là, tại sao những người đàn ông này sợ kẻ ăn thịt người nhiều hơn so với khả năng bị đói cực độ?
Adamlar açlıktan ölme ihtimalleri daha yüksek olmasına rağmen, neden yamyamlardan korkuyorlardı?Waarom vreesden deze mannen kannibalen zoveel meer dan de extreme zekerheid van de honger?
Adamlar açlıktan ölme ihtimalleri daha yüksek olmasına rağmen, neden yamyamlardan korkuyorlardı?Το ερώτημα είναι γιατί τους έτρεμαν περισσότερο από το πολύ πιθανό ενδεχόμενο να πεινάσουν;
Adamlar açlıktan ölme ihtimalleri daha yüksek olmasına rağmen, neden yamyamlardan korkuyorlardı?Загвоздка в том, почему матросы боялись каннибалов сильнее, чем более чем вероятной смерти от истощения?
Adamlar açlıktan ölme ihtimalleri daha yüksek olmasına rağmen, neden yamyamlardan korkuyorlardı?Питання в тому, чому ж ці люди боялись канібалів значно більше, ніж померти від голоду?
Adamlar açlıktan ölme ihtimalleri daha yüksek olmasına rağmen, neden yamyamlardan korkuyorlardı?אז השאלה היא, למה אותם גברים כ"כ פחדו מקניבלים הרבה יותר מהסבירות הגדולה לגווע ברעב?
Adamlar açlıktan ölme ihtimalleri daha yüksek olmasına rağmen, neden yamyamlardan korkuyorlardı?السؤال هو، لماذا هؤلاء الرجال الفزّع أكلة لحوم البشر الأكثر أرجحية من احتمال التضور جوعا ؟
Adamlar açlıktan ölme ihtimalleri daha yüksek olmasına rağmen, neden yamyamlardan korkuyorlardı?食人種の方を 恐れたのかということです なぜ彼らは 2つの物語の
Ama bu ünlü şehir sadece harpooneers, yamyam, bumpkins olduğunu sanmıyorum. onun ziyaretçiler göstermek için.Ale myslím, že nie, že to slávne mesto má len harpooneers, kanibali, a bumpkins jej ukázať návštevníkom.
Ama bu ünlü şehir sadece harpooneers, yamyam, bumpkins olduğunu sanmıyorum. onun ziyaretçiler göstermek için.Ale nie uważam, że to słynne miasto ma tylko harpooneers, kanibali i Bumpkins pokazać jej odwiedzających.
Ama bu ünlü şehir sadece harpooneers, yamyam, bumpkins olduğunu sanmıyorum. onun ziyaretçiler göstermek için.Ampak ne mislim, da je ta slavni mesto ima samo harpooneers, kanibali, in bumpkins pokazati svoje obiskovalce.
Ama bu ünlü şehir sadece harpooneers, yamyam, bumpkins olduğunu sanmıyorum. onun ziyaretçiler göstermek için.그러나이 유명한 마을은 harpooneers, 식인종, 그리고 bumpkins 있다고 생각하지 그녀의 방문자에게 홍보할 수 있습니다. 전혀.
Ama bu ünlü şehir sadece harpooneers, yamyam, bumpkins olduğunu sanmıyorum. onun ziyaretçiler göstermek için.Ma non pensare che questa famosa città ha solo ramponieri, cannibali e villani per mostrare la sua visitatori.
Ama bu ünlü şehir sadece harpooneers, yamyam, bumpkins olduğunu sanmıyorum. onun ziyaretçiler göstermek için.Mas não acho que essa famosa cidade tem apenas arpoadores, canibais, e caipiras para mostrar seus visitantes.
Ama bu ünlü şehir sadece harpooneers, yamyam, bumpkins olduğunu sanmıyorum. onun ziyaretçiler göstermek için.Men tror ikke, at denne berømte by har kun harpooneers, kannibaler og bumpkins at vise hende besøgende.
Ama bu ünlü şehir sadece harpooneers, yamyam, bumpkins olduğunu sanmıyorum. onun ziyaretçiler göstermek için.Но не мисля, че този прочут град има само harpooneers, канибали, и bumpkins да покаже на посетителите си.
Ama bu ünlü şehir sadece harpooneers, yamyam, bumpkins olduğunu sanmıyorum. onun ziyaretçiler göstermek için.אבל לא חושב שזה העיר המפורסמת יש רק harpooneers, קניבלים, ואת השוטים כדי להראות למבקרים בה. בכלל לא.
Ama bu ünlü şehir sadece harpooneers, yamyam, bumpkins olduğunu sanmıyorum. onun ziyaretçiler göstermek için.彼女の訪問者を表示する。そんなことはありません。 それでもニューベッドフォードには奇妙な場所です。
Başınızı. " "Sizin sırıtarak," Ben bağırdı, "neden o cehennemi bana söylemedin harpooneer bir yamyam oldu? ""Stop je grijnzend," riep ik, "en waarom heb je niet vertellen me dat dat hels harpooneer was een kannibaal? '
Batı kültürünün etkisinden tamamen uzak kalmış ve alışılmamış yamyamlık ayinleriyle tanınan서구 문화와 완전히 단절되어 있고, 별난 식인 풍습으로 잘 알려져 있는
Batı kültürünün etkisinden tamamen uzak kalmış ve alışılmamış yamyamlık ayinleriyle tanınanמצא שאפילו חברי שבט הפורה, שהיו מנותקים לחלוטין מתרבות מערבית,
Batı kültürünün etkisinden tamamen uzak kalmış ve alışılmamış yamyamlık ayinleriyle tanınanوجد ان اعضاء قبيلة الفور والتي هي معزولة تماما عن الثقافة الغربية
Batı kültürünün etkisinden tamamen uzak kalmış ve alışılmamış yamyamlık ayinleriyle tanınan發現好似高山族族人咁 同西方文化完全無接觸
Batı kültürünün etkisinden tamamen uzak kalmış ve alışılmamış yamyamlık ayinleriyle tanınan西洋文化とは全く接点がなく 特異の食人風習でも知られている部族ですが
Ben ona bir an seyir durdu. Tüm onun tattooings için bütün temiz, comely görünümlü yamyam.나는 그를 순간을 찾고 있었다. 그의 모든 tattooings을 그 전체에 있던
Ben ona bir an seyir durdu. Tüm onun tattooings için bütün temiz, comely görünümlü yamyam.עמדתי והבטתי בו לרגע. לכל tattooings שלו הוא היה כולו
Ben ona bir an seyir durdu. Tüm onun tattooings için bütün temiz, comely görünümlü yamyam.وقفت في وجهه يبحث لحظة. tattooings عن كل ما قدمه كان في مجمله
Ben ona bir an seyir durdu. Tüm onun tattooings için bütün temiz, comely görünümlü yamyam.きれいな、顔立ちのよい探して人食い人種。
Bir sonraki an ışık sönmüş ve bu vahşi yamyam, tomahawk arasında dişleri, benimle yatağa fırladı.A következő pillanatban a fény kialudt, és ez a vad kannibál, Tomahawk között fogát, felugrott az ágyba velem.
Bir sonraki an ışık sönmüş ve bu vahşi yamyam, tomahawk arasında dişleri, benimle yatağa fırladı.다음 순간은 불빛이 빛나고,이 야생의 식인종, 큰 도끼 사이 그의 이빨은 나와 함께 침대로 달려들.
Bir sonraki an ışık sönmüş ve bu vahşi yamyam, tomahawk arasında dişleri, benimle yatağa fırladı.Naslednji trenutek je bilo luč ugasne, in to divje Kanibal, TOMAHAWK med zobe, skočila v posteljo z mano.
Bir sonraki an ışık sönmüş ve bu vahşi yamyam, tomahawk arasında dişleri, benimle yatağa fırladı.Un attimo dopo la luce era spenta e questo cannibale selvaggio, tra tomahawk i denti, saltò nel letto con me.
Bir sonraki an ışık sönmüş ve bu vahşi yamyam, tomahawk arasında dişleri, benimle yatağa fırladı.V budúcom okamihu svetlo pohasla, a to divoké kanibal, Tomahawk medzi zuby, skočil ku mne do postele.
Bir sonraki an ışık sönmüş ve bu vahşi yamyam, tomahawk arasında dişleri, benimle yatağa fırladı.V příštím okamžiku světlo pohaslo, a to divoké kanibal, Tomahawk mezi zuby, skočil ke mně do postele.