Ana içeriğe geç
Sözlük

yalnız ile cümle

yalnız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Yalnız olmak istememenin nedeni bu.It's because you don't want to be alone.
Çünkü yalnız kalmak istemiyorsun.It's because you don't want to be alone.
Yalnız olan herkes diğer insanlardan korktuğu için yalnızdır.Every person who is alone is alone because they are afraid of others.
Yalnız olan her insan başkalarından korktuğu için yalnızdır.Every person who is alone is alone because they are afraid of others.
At öldüğünden beri o, eyerde yalnız.It's lonely in the saddle since the horse died.
Yalnız kalmak istemiyorsanız size eşlik edebilirim.If you don't want to stay alone, I can keep you company.
Yalnızca yüreğinin sesine kulak ver.Just follow your heart.
Fotoğraf makineniz yalnızca benimkinin yarısı büyüklüğünde.Your camera is only half the size of mine.
Eğer inatçı olursan kesinlikle yalnız kalırsın.If it becomes stubborn indeed it stands alone.
Buluşmaya yalnızca bir avuç dolusu insan geldi.Only a handful of people came to the meeting.
Ödevini yaptın mı? Toplantı yalnızca iki gün sonra.Did you do your homework? The meeting is only two days away.
Bu dünyada yalnız olacağım.Alone in this world I'll be.
Beni yalnız bırak!Leave me alone!
Kral yalnızca bizi değil birçok başka insanı da davet etti.The King invited not only us but also a lot of other people.
Soğuk nedeniyle yalnızca bir çalışma günümü kaçırdım ve masam kağıtlarla dolu.I only missed one day of work because of a cold and my desk is piled high with papers.
Yalnız bırakıldığında bebek ağlamaya başladı.Left alone, the baby began to cry.
Ben yalnız olmaktan hoşlanmam.I dislike being alone.
Küçük çocuk yalnız bırakıldığında yaramazlık etti.The little boy got into mischief when he was left alone.
Yalnız bırakıldığımda, bazen canım ağlamak istiyor.Left alone, I sometimes feel like crying.
Beni yalnız bırak.Leave me alone.
Yalnız yaşamaya alıştım.I got accustomed to living alone.
Yalnız gitmektense evde kalmayı tercih ederim.I'd rather stay home than go alone.
Ben yalnız gideyim.Let me go alone.
Yalnız gitmek istemiyorum.I don't want to go alone.
O onun yalnız gitmesine izin verdi.She allowed him to go alone.
O ona yalnız gitmesi için izin verdi.She allowed him to go alone.
O dağa yalnız tırmanmanın tehlikeli olduğunu düşünüyorum.I think it's dangerous to climb that mountain alone.
Buraya yalnız geldin mi?Did you come here alone?
Karanlıktan sonra yalnız yürüme.Don't walk alone after dark.
Hava karardıktan sonra yalnız yürümeyin.Don't walk alone after dark.
Dünyamız yalnızca evrenin küçük bir parçasıdır.Our world is only a small part of the universe.
Eğer sakıncası yoksa bir süre yalnız bırakılmak istiyorum.I'd like to be left alone for a while, if you don't mind.
Madem yalnızız, hadi eğlenelim.Now that we're alone, let's have fun.
Mary'nin konuşacak hiç kimsesi yok fakat o kendini yalnız hissetmiyor.Mary has nobody to talk with, but she doesn't feel lonely.
Mary genellikle sundurmada yalnız otururdu.Mary would often sit alone on the porch.
Mayuko yalnız yaşamaya katlanamıyor.Mayuko can't bear living alone.
Mayuko odada yalnızdı.Mayuko was alone in the room.
Yalnızca on beş dakika.Only fifteen minutes.
Bob'ı benimle getirtmektense sinemaya yalnız gitmeyi tercih ederim.I would rather go to the movie alone than have Bob come with me.
Benim kameramı yalnız bırakın.Leave my camera alone.
Yalnız başına terk edilmiş olarak, oğlan ne yapılacağını bilmedi.Being left alone, the boy didn't know what to do.
Ben yalnız olduğumda her zaman onu düşünürüm.I always think of him when I'm alone.
Sen bana yalnız gelmek istediğini söylemeliydin.You should have told me that you wanted me to come alone.
Bale müzik şefi olarak yalnız başına duruyor.He stands alone as a conductor of ballet music.
Kişisel bilgisayarını yalnız başına kullabilir.She alone is able to use the personal computer.
Partide yalnızca altı kişi vardı.Only six people were present at the party.
Nancy yalnız bir yolculuğa çıktı.Nancy set out on a solo journey.
Tom bu işi yalnız başına yapabilir.Tom can do this work alone.
Lütfen beni yalnız bırak.Please leave me alone.
O yalnızca son zamanlarda fikrini değiştirdi.It was only recently that she changed her mind.
Bazıları yalnızca zaman geçsin diye kitap okurlar.Some read books just to pass time.
Çoğu kuşlar yalnızca gündüz görebilir.Most birds can see only by day.
Onu anlamak için, yalnızca bu kitabı okumak zorundasın.To understand it, you have only to read this book.
Fiyatı% 5 düşürürseniz yalnızca sipariş vermeyi düşünüyoruz.We will only consider placing an order if you reduce the price by 5%.
Anne çocuklarını yalnız bırakmakta isteksizdi.The mother was reluctant to leave her children alone.
Kız yalnız.The girl is lonely.
Depremden yalnızca iki kişi sağ kurtuldu.Only two people survived the earthquake.
Politika yalnızca enflasyonu hızlandıracak.The policy will only accelerate inflation.
İki oğlan sevimli bir kediyle yalnız yaşıyorlardı.The two boys lived alone with a lovely cat.
Asla o zaman hissettiğimden daha fazla yalnız hissetmemiştim.I had never felt more alone than at that time.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod