Oraya yalnız gitmek zorunda olmadığını sana söylememin nedeni bu.That's why I'm telling you that you don't have to go there alone.
Onu yalnız bırak, seni uğursuz piç!Leave him alone, you evil bastard!
Tekrar yalan söylemeyeceğine dair lütfen bana söz ver.Please promise me that you'll never lie again.
Bana tekrar yalan söylemeyeceğine dair söz ver.Please promise me that you'll never lie to me again.
Lütfen bana tekrar yalan söylemeyeceğine söz ver.Please promise you'll never lie to me again.
Yalnız gitmem aptalca olurdu.It would be stupid to go on my own.
Tom'un yalandan olduğu kadar aptal olmadığından oldukça eminim.I'm pretty sure Tom isn't as stupid as he pretends to be.
Yalnız başına on adamın işini yaptı.Alone, he did the work of ten men.
O yalnız bir kurt.He's a lone wolf.
Müzik iç yaşamdır. İç yaşamı olan asla yalnızlık çekmeyecek.Music is inner life, and he will never suffer loneliness who has inner life.
Ben sana yalan söyleyebilirim.I'm able to lie to you.
Seni yalnız bırakmamalıydım.I shouldn't have left you alone.
Askerin mezarını işaretlemek için yalnızca basit bir beyaz haç vardı.There was only a simple white cross to mark the soldier's tomb.
Ona inanmayın, o yalan söyler.Don't believe her, she tells lies.
Bana nasıl yardım edileceğini yalnızca o bilir.Only she knows how to help me.
Yalnızca bir kız kardeşim var.I have only one sister.
Yalnızca Jean'i aramak zorundasın.You simply have to call Jean.
Onlar Yale Üniversitesinde hukuk eğitimi görüyor.They're studying law at Yale university.
Yalnızca tek seçenekleri var.They have only one option.
O onu tamamen yalnız bıraktı.He left her all alone.
Bana yalan söylemeyi bırak.Stop lying to me.
O bana tutkulu bir yalvarma ifadesiyle baktı.She looked at me with a passionate expression of entreaty.
Yalnızlıktan daha kötü bir şey yok.There's nothing worse than loneliness.
Onu yalnız başıma yapmalıydım.I should've done it by myself.
Bizi yalandan gerçeğe götür.Lead us from falsehood to truth.
Yalnız olmam gerek böylece düşünebilirim.I need to be alone so I can think.
Tom barda kendini yalnız hissetti.Tom felt alone in the bar.
Tom, lütfen beni yalnız bırak.Tom, please leave me alone.
Beni yalnız bırak, Tom. Sen sarhoşsun.Leave me alone, Tom. You're drunk.
Sen azılı bir yalancısın.You are a notorious liar.
Üç çeşit yalan vardır: yalanlar, lanetli yalanlar ve istatistikler.There are three kinds of lies: lies, damned lies, and statistics.
Bu büyük bir yalan.That's a big fat lie.
Yalnızca üç ay beraber olduk.We've only been together three months.
Yalnızca üç günümüz kaldı.We've only got three days left.
Yalnızca üç haftamız kaldı.We've only got three weeks left.
Bizim yalnızca biraz zamana ihtiyacımız var.We just need a little time.
Tom'un söylediği sadece büyük bir yalandı.What Tom said was just a big lie.
O tamamen büyük bir yalandı.It was all a big lie.
Bu tamamen büyük bir yalandı.It was all a big lie.
Hepsi koca bir yalandı.It was all a big lie.
Tom sadece çok büyük bir yalancı.Tom is just a great big liar.
Tom büyük bir yalancı.Tom's a big liar.
Tom yalancılardan nefret eder.Tom hates liars.
Tom yaltaklık etti.Tom cringed.
Tom'a yalan söylemek için hiçbir neden yok.I have no reason to lie to Tom.
Tom'a yalan söylemeyeceğim.I'm not going to lie to Tom.
Tom'a asla yalan söylemem.I would never lie to Tom.
Yalnızca on beş dakikam var.I've only got fifteen minutes.
Tom'un yalan söylediğinden oldukça eminim.I'm pretty sure Tom's lying.
Yalnızca işimi yapıyorum.I'm only doing my job.
Yalnızca Tom'un arkadaşı olmak istiyorum.I just want to be Tom's friend.
Yalvarmamı mı istiyorsun?Do you want me to beg?
Yalvarmamı mı istiyorsunuz?Do you want me to beg?
Ebeveynlerim beni yalnız seyahat etmekten vazgeçirdi.My parents discouraged me from traveling alone.
Yalan söylediğimi düşünüyorsun değil mi?You think I'm lying, don't you?
Tom'un yalan söylediğini biliyorsun.You know Tom is lying.
Yalan söylediğimi söyledin.You said I was lying.
Yalan söylediğimi mi düşünüyorsun?Do you think I'm lying?
Yalan söylemem gerekirdi, ama ben ona gerçeği söyledim.I should have lied, but I told him the truth.
Yaldızlı dizginler daha iyi bir at yapmazlar.Gilded reins do not make for a better horse.