Yalnız yemek yerim.I eat alone.
Yalnız yaşıyorum.I live alone.
Ben yalnız yaşıyorum.I live alone.
Yalın ayaktım.I was barefoot.
Ben yalnızdım.I was lonely.
Yalan söylemiyordum.I wasn't lying.
Yalan söylemeyeceğim.I won't lie.
Yalnız olacağım.I'll be alone.
Yalnız geleceğim.I'll come alone.
Yalnız çalışacağım.I'll work alone.
Tamamen yalnızım.I'm all alone.
Burada yalnızım.I'm alone here.
Yalan söylemiyorum.I'm not lying.
Yalnız çalışıyorum.I'm working alone.
Bize yalan söyleme.Don't lie to us.
Bu gece kaçınız yalnızsınız?How many of you are alone tonight?
Niçin çok yalnızım?Why am I so alone?
Ben yalnızca birkaç kelime biliyorum.I only know a few words.
Yalnız gitmeni istemiyorum; bu son.I don't want you to go alone; this is final.
Yalnızca okumak için gözlük takıyorum.I wear glasses only for reading.
Yalan söyledin.You did lie.
Yalnız değildin.You weren't alone.
Yalan söylemezdin.You wouldn't lie.
Yalnız olacaksın.You'll be alone.
Yalnız çalışacaksın.You'll work solo.
O bir yalan.That's a lie.
Şubat ayında yalnızca 28 gün var.There are only 28 days in February.
Tom'a yalan söyledim.I lied to Tom.
Sen berbat bir yalancısın.You're a terrible liar.
Ben yalnızca onu etkilemeye çalışıyordum.I was just trying to impress him.
Herkes onun yalanına inanıyordu.Everyone believed his lie.
O adamı tanıdığını yalanladı.He denied that he knew that man.
Onun yalnızca dört pezosu var.He has only four pesos.
Yalvarırım bunu dikkatli yap.I beg you to do it carefully.
Beni yalanlama.Don't contradict me.
Artık yalan söyleme, tamam mı?Don't lie anymore, OK?
Beni yalvartma.Don't make me beg.
Yalnızlaşmıyor musun?Don't you get lonely?
Normalde yalan söylemem.I don't normally lie.
Tom bir yalancı.Tom is a liar.
Tom her zaman yalan söylüyor.Tom is always lying.
Tom yalancı değil.Tom is no liar.
İyi yalan söylemiyorsun.You don't lie well.
Hiç yalnız kalmıyor musun?Don't you ever get lonely?
Bana yalan söylemiyor musun?Don't you lie to me.
Tom'a yalan söylemedim.I didn't lie to Tom.
Sana yalan söylemedim.I didn't lie to you.
Yalnızlığı iyi idare edemem.I don't handle loneliness well.
Yalan söylediğini sanmıyorum.I don't think you're lying.
Ben yalnızca Tom'u sevmiyorum.I just don't love Tom.
Onun hakkında yalan söylemeyeceğim.I won't lie about it.
Sana yalan söylemeyeceğim.I won't lie to you.
Lütfen bana yalan söylemeyin.Please don't lie to me.
Lütfen bana yalan söyleme.Please don't lie to me.
Lütfen beni yalvartma.Please don't make me beg.
Yalan söylemek zorunda değildin.You didn't have to lie.
Yalan söylemek zorunda değilsin.You don't have to lie.
"Neden sadaka için yalvarıyorsun, Diogenes?" "Cömertlik öğretmek için.""Why are you begging for alms, Diogenes?" - "In order to teach generosity."
O zaman yalnızdın, değil mi?You were alone at that time, weren't you?
Yalan söylüyordun, değil mi?You were lying, weren't you?