Eve yalnız yürümen güvenli değil.It's not safe for you to walk home alone.
Bizi yalnız bırak ve biz seni yalnız bırakırız.Leave us alone and we'll leave you alone.
Tom yalnız olmaya katlanamadı, değil mi?Tom couldn't stand being alone, could he?
Tom bekleme odasında yalnız oturuyor.Tom is sitting alone in the waiting room.
Tom bir an için Mary ve John'u yalnız bıraktı.Tom left Mary and John alone momentarily.
Tom, seninle yalnız konuşabilir miyiz, lütfen?Tom, may we speak with you alone, please?
Yalnız başıma bütün bunları yapmamı nasıl beklersin?How do you expect me to do all this alone?
Şu anda sadece biraz yalnız olmak istiyorum.I just kind of want to be alone right now.
Sizin üçünüzü yalnız bırakacağım.I'm going to leave the three of you alone.
Tom Mary ve John'u yalnız bırakarak yola çıktı.Tom departed, leaving Mary and John alone.
Tom Mary ile yemek odasında yalnız.Tom is alone in the dining room with Mary.
Buralarda yalnız yürürken güvende değilsin.You aren't safe walking alone around here.
Tom'la biraz yalnız kalabilir miyim, lütfen?Can I have a moment alone with Tom, please?
Tom'la beni birkaç dakika yalnız bırakın.Give me a couple of minutes alone with Tom.
Tom'u yalnız bırakma fikrini sevmiyorum.I don't like the idea of leaving Tom alone.
Beni Tom'la yalnız bırakırsan bundan nefret ederim.I hate it when you leave me alone with Tom.
Sanırım yalnız gitsem daha iyi olur.I think it would be better if I went alone.
Yalnız olmadığını sana bildirmek istedim.I wanted to let you know you weren't alone.
Kendimi Tom'la yalnız bulmaktan nefret ederdim.I would hate to find myself alone with Tom.
Şu anda, Tom sadece yalnız bırakılmayı istiyor.Right now, Tom just wants to be left alone.
Mary ve John içeri girdiğinde Tom yalnızdı.Tom was alone when Mary and John walked in.
Tom, bizi biraz yalnız bırakır mısın?Tom, would you leave us alone for a moment?
Şu ana kadar tüm istediğim sadece yalnız bırakılmaktı.All I ever wanted was to just be left alone.
Tom'un yalnız olmak istediğine dair bir izlenimim vardı.I got the impression Tom wanted to be alone.
İkinizin de yalnız biraz zaman istediğinizden eminim.I'm sure you two would like some time alone.
Tom ve Mary şimdi sınıfta yalnız başına.Tom and Mary are now alone in the classroom.
Tom ve Mary John'u yalnız bırakarak çıktılar.Tom and Mary walked out, leaving John alone.
Biz yalnız birlikte biraz zaman umuyorduk.We were hoping for some time alone together.
Beni yalnız bırak yoksa güvenliği çağıracağım.Leave me alone or I'm going to call security.
Bizi bir dakika yalnız bırakabilir misiniz?Would you please leave us alone for a minute?
Sonunda yalnız olabileceğimiz bir yer buldum.I finally found a place where we can be alone.
Tom, yalnız olmadığını bilmeni istiyorum.Tom, I want you to know that you're not alone.
Neden defolup gitmiyorsun ve beni yalnız bırakmıyorsun?Why don't you just go away and leave me alone?
Ormana yalnız gitmemeliydin.You shouldn't have gone into the forest alone.
Tom'la yalnız başıma birkaç saniye geçirmek istiyorum.I'd like to spend a few moments with Tom alone.
Üç yıldır bu adada yalnızım.I've been alone on this island for three years.
Siz ikinizin birlikte yalnız olmak istediğiniz açık.It's obvious you two want to be alone together.
Tom kalktı, çekip gitti, Mary'yi yalnız bıraktı.Tom got up and walked away, leaving Mary alone.
Tom yarısı boş bir şişe şarapla yalnız başına oturdu.Tom sat alone with a half-empty bottle of wine.
Tom Mary'yi John'la yalnız bırakmak üzere değildi.Tom wasn't about to leave Mary alone with John.
Tom'u garajda yalnız bırakmamalıydık.We shouldn't have left Tom alone in the garage.
Bana yalnız Tom'la birkaç dakika verir misin?Would you give me a few minutes alone with Tom?
Henüz Tom'la yalnız başıma olmak için bir fırsatım olmadı.I haven't had a chance to be alone with Tom yet.
Tom'la yalnız başıma biraz zaman harcamayı gerçekten istiyorum.I really want to spend some time alone with Tom.
Seni tekrar Tom'la yalnız bırakmayacağım.I'm not going to leave you alone with Tom again.
O zaman yalnız olsaydı ölürdü.If he'd been alone at that time, he'd have died.
Tom orada o ağacın altında yalnız oturuyor.Tom is sitting alone under that tree over there.
Tom odasında yalnız oturdu, telefonun yanında bekliyordu.Tom sat alone in his room, waiting by the phone.
Oraya yalnız gitmiyorsan daha iyi hissederim.I'd feel better if you weren't going there alone.
Seni burada yalnız bırakmamın imkanı yok.There's no way I'm going to leave you alone here.
Tom yalnız olmaya alışkın birine benziyor.Tom looks like someone who's used to being alone.
Karanlıkta burada yalnız oturarak ne yapıyorsunuz?What're you doing sitting here alone in the dark?
Tom'la bir saniye yalnız konuşmamın bir sakıncası var mı?Would you mind if I speak to Tom alone for a sec?
Sen bana yalnız içirtmeyeceksin, değil mi?You're not going to make me drink alone, are you?
Tom'u Mary ile yalnız bırakmanın iyi olduğundan emin misin?Are you sure it's OK to leave Tom alone with Mary?
Sadece Tom'la biraz yalnız kalabilmeyi isterim.I just wish I could have some alone time with Tom.
Belki Tom'la yalnız başıma birkaç dakika harcamam gerekir.Maybe I should spend a few minutes with Tom alone.
Tom'la şimdiye kadar ilk defa yalnız kaldım.That was the first time I was ever alone with Tom.
Tom ve Mary birdenbire yalnız olmadıklarını fark ettiler.Tom and Mary suddenly realized they weren't alone.
Dün gece eve yalnız gitmene izin vermemeliydim.I never should've let you go home alone last night.