Ana içeriğe geç
Sözlük

yakar ile cümle

yakar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Bu mazlum yakardı, RAB duydu, Bütün sıkıntılarından kurtardı onu.Cînd strigă un nenorocit, Domnul aude, şi -l scapă din toate necazurile lui.
Bu mazlum yakardı, RAB duydu, Bütün sıkıntılarından kurtardı onu.Clamou este pobre, e o Senhor o ouviu, e o livrou de todas as suas angústias.
Bu mazlum yakardı, RAB duydu, Bütün sıkıntılarından kurtardı onu.Da dieser Elende rief, hörte der HERR und half ihm aus allen seinen Nöten.
Bu mazlum yakardı, RAB duydu, Bütün sıkıntılarından kurtardı onu.De så op til ham og strålte av glede, og deres åsyn rødmet aldri av skam.
Bu mazlum yakardı, RAB duydu, Bütün sıkıntılarından kurtardı onu.De som skåda upp till honom stråla av fröjd, och deras ansikten behöva icke rodna av blygsel.
Bu mazlum yakardı, RAB duydu, Bütün sıkıntılarından kurtardı onu.Este pobre clamó, y Jehovah le escuchó y lo libró de todas sus angustias
Bu mazlum yakardı, RAB duydu, Bütün sıkıntılarından kurtardı onu.Guardate a lui e sarete raggianti, non saranno confusi i vostri volti
Bu mazlum yakardı, RAB duydu, Bütün sıkıntılarından kurtardı onu.Hé. Hľadieť budú na neho a pohrnú sa, a ich tvár nebude rumenieť hanbou.
Bu mazlum yakardı, RAB duydu, Bütün sıkıntılarından kurtardı onu.Her er en arm, der råbte, og HERREN hørte, af al hans Trængsel frelste han ham.
Bu mazlum yakardı, RAB duydu, Bütün sıkıntılarından kurtardı onu.Jotka häneen katsovat, ne säteilevät iloa, heidän kasvonsa eivät häpeästä punastu.
Bu mazlum yakardı, RAB duydu, Bütün sıkıntılarından kurtardı onu.Kẻ khốn cùng nầy có kêu cầu, Ðức Giê-hô-va bèn nhậm lời người, Giải cứu người khỏi các điều gian truân.
Bu mazlum yakardı, RAB duydu, Bütün sıkıntılarından kurtardı onu.Kẻ khốn_cùng nầy có kêu_cầu , Ðức_Giê - hô-va bèn nhậm lời người , Giải_cứu người khỏi các điều gian_truân .
Bu mazlum yakardı, RAB duydu, Bütün sıkıntılarından kurtardı onu.이 곤고한 자가 부르짖으매 여호와께서 들으시고 그 모든 환난에서 구원하셨도다
Bu mazlum yakardı, RAB duydu, Bütün sıkıntılarından kurtardı onu.Którzy nań spoglądają, a zbiegają się do niego, oblicza ich nie będą zawstydzone.
Bu mazlum yakardı, RAB duydu, Bütün sıkıntılarından kurtardı onu.Orang malang berseru dan TUHAN menjawabnya, membebaskan dia dari segala kesesakannya
Bu mazlum yakardı, RAB duydu, Bütün sıkıntılarından kurtardı onu.Pročež k němu patřiti budou, a sbíhati se, a nebudou zahanbeny tváři jejich, ale řkou:
Bu mazlum yakardı, RAB duydu, Bütün sıkıntılarından kurtardı onu.Ta ubožec je klical, in GOSPOD je uslišal, in rešil ga je iz vseh stisk njegovih.
Bu mazlum yakardı, RAB duydu, Bütün sıkıntılarından kurtardı onu.Wie op Hem ziet, straalt van vreugde en kan Hem met blijdschap aanzien.
Bu mazlum yakardı, RAB duydu, Bütün sıkıntılarından kurtardı onu.Ουτος ο πτωχος εκραξε, και ο Κυριος εισηκουσε, και εκ πασων των θλιψεων αυτου εσωσεν αυτον.
Bu mazlum yakardı, RAB duydu, Bütün sıkıntılarından kurtardı onu.Тоя сиромах извика; и Господ го послуша, И от всичките му неволи го избави.
Bu mazlum yakardı, RAB duydu, Bütün sıkıntılarından kurtardı onu.זה עני קרא ויהוה שמע ומכל צרותיו הושיעו׃
Bu mazlum yakardı, RAB duydu, Bütün sıkıntılarından kurtardı onu.‎هذا المسكين صرخ والرب استمعه ومن كل ضيقاته خلصه‎.
Bu mazlum yakardı, RAB duydu, Bütün sıkıntılarından kurtardı onu.我 這 困 苦 人 呼 求 、 耶 和 華 便 垂 聽 、 救 我 脫 離 一 切 患 難
Bu mazlum yakardı, RAB duydu, Bütün sıkıntılarından kurtardı onu.我 這 困苦 人 呼求 、 耶和華 便 垂聽 、 救我 脫離 一切 患難
Bunun üzerine yüzümü Rab Tanrıya çevirdim. Duayla, yakarışla, oruçla Ona yalvardım; çul kuşanıp külde oturdum.A obrátil jsem tvář svou ku Pánu Bohu, hledaje ho modlitbou a pokornými prosbami, v postu, v žíni a popele.
Bunun üzerine yüzümü Rab Tanrıya çevirdim. Duayla, yakarışla, oruçla Ona yalvardım; çul kuşanıp külde oturdum.Då vände jag mitt ansikte till Herren Gud med ivrig bön och åkallan, och fastade därvid i säck och aska.
Bunun üzerine yüzümü Rab Tanrıya çevirdim. Duayla, yakarışla, oruçla Ona yalvardım; çul kuşanıp külde oturdum.Entonces volví mi rostro al Señor Dios, buscándole en oración y ruego, con ayuno, cilicio y ceniza
Bunun üzerine yüzümü Rab Tanrıya çevirdim. Duayla, yakarışla, oruçla Ona yalvardım; çul kuşanıp külde oturdum.Eu, pois, dirigi o meu rosto ao Senhor Deus, para o buscar com oração e súplicas, com jejum, e saco e cinza.
Bunun üzerine yüzümü Rab Tanrıya çevirdim. Duayla, yakarışla, oruçla Ona yalvardım; çul kuşanıp külde oturdum.I obróciłem oblicze moje do Pana Boga, szukając go modlitwą i prośbami w poście i w worze i w popiele.
Bunun üzerine yüzümü Rab Tanrıya çevirdim. Duayla, yakarışla, oruçla Ona yalvardım; çul kuşanıp külde oturdum.Jeg vendte mit Ansigt til Gud Herren for at fremføre Bøn og Begæring under Faste i Sæk og Aske.
Bunun üzerine yüzümü Rab Tanrıya çevirdim. Duayla, yakarışla, oruçla Ona yalvardım; çul kuşanıp külde oturdum.내가 금식하며 베옷을 입고 재를 무릅쓰고 주 하나님께 기도하며 간구하기를 결심하고
Bunun üzerine yüzümü Rab Tanrıya çevirdim. Duayla, yakarışla, oruçla Ona yalvardım; çul kuşanıp külde oturdum.Mi rivolsi al Signore Dio per pregarlo e supplicarlo con il digiuno, veste di sacco e cener
Bunun üzerine yüzümü Rab Tanrıya çevirdim. Duayla, yakarışla, oruçla Ona yalvardım; çul kuşanıp külde oturdum.orczámat az Úr Istenhez emelém, hogy keressem [õt] imádsággal, könyörgéssel, bõjtöléssel, zsákban és hamuban.
Bunun üzerine yüzümü Rab Tanrıya çevirdim. Duayla, yakarışla, oruçla Ona yalvardım; çul kuşanıp külde oturdum.Şi mi-am întors faţa spre Domnul Dumnezeu, ca să -L caut cu rugăciune şi cereri, postind în sac şi cenuşă.
Bunun üzerine yüzümü Rab Tanrıya çevirdim. Duayla, yakarışla, oruçla Ona yalvardım; çul kuşanıp külde oturdum.Und ich kehrte mich zu Gott dem HERRN, zu beten und zu flehen mit Fasten im Sack und in der Asche.
Bunun üzerine yüzümü Rab Tanrıya çevirdim. Duayla, yakarışla, oruçla Ona yalvardım; çul kuşanıp külde oturdum.И обратил я лице мое к Господу Богу с молитвою и молением, в посте и вретище и пепле.
Bunun üzerine yüzümü Rab Tanrıya çevirdim. Duayla, yakarışla, oruçla Ona yalvardım; çul kuşanıp külde oturdum.Тогава обърнах лицето си към Господа Бога, за да отправя към него молитва и молби с пост, вретище и пепел.
Bunun üzerine yüzümü Rab Tanrıya çevirdim. Duayla, yakarışla, oruçla Ona yalvardım; çul kuşanıp külde oturdum.ואתנה את פני אל אדני האלהים לבקש תפלה ותחנונים בצום ושק ואפר׃
Bunun üzerine yüzümü Rab Tanrıya çevirdim. Duayla, yakarışla, oruçla Ona yalvardım; çul kuşanıp külde oturdum.فوجهت وجهي الى الله السيد طالبا بالصلاة والتضرعات بالصوم والمسح والرماد.
Bunun üzerine yüzümü Rab Tanrıya çevirdim. Duayla, yakarışla, oruçla Ona yalvardım; çul kuşanıp külde oturdum.我 便 禁 食 、 披 麻 蒙 灰 、 定 意 向 主 神 祈 禱 懇 求
Bunun üzerine yüzümü Rab Tanrıya çevirdim. Duayla, yakarışla, oruçla Ona yalvardım; çul kuşanıp külde oturdum.我 便 禁食 、 披麻 蒙 灰 、 定 意向 主神祈 禱懇求
Bunu önlemek için, geleneksel olarak otları yakardık.Aby jsme tomu zabránili, tak jsme tradičně používali oheň.
Bunu önlemek için, geleneksel olarak otları yakardık.Aby tego uniknąć zwykle stosowało się wypalanie.
Bunu önlemek için, geleneksel olarak otları yakardık.A tradicionális módszer ez ellen a tűz bevetése.
Bunu önlemek için, geleneksel olarak otları yakardık.Để ngăn việc này, chúng tôi thường dùng lửa.
Bunu önlemek için, geleneksel olarak otları yakardık.För att förhindra det, har vi traditionellt använt eld.
Bunu önlemek için, geleneksel olarak otları yakardık.이걸 막으려고 우리는 옛날부터 불을 썼습니다.
Bunu önlemek için, geleneksel olarak otları yakardık.Om dit te vermijden, hebben we van oudsher vuur gebruikt.
Bunu önlemek için, geleneksel olarak otları yakardık.Para impedir isso, temos usado tradicionalmente o fogo.
Bunu önlemek için, geleneksel olarak otları yakardık.Para prevenir eso, lo tradicional es que utilizamos fuego.
Bunu önlemek için, geleneksel olarak otları yakardık.Pentru a preveni asta, utilizam de obicei focul.
Bunu önlemek için, geleneksel olarak otları yakardık.Per impedirlo, solitamente abbiamo usato il fuoco.
Bunu önlemek için, geleneksel olarak otları yakardık.Perinteisesti olemme käyttäneet tulta estääksemme tämän.
Bunu önlemek için, geleneksel olarak otları yakardık.Pour éviter ça, nous avons traditionnellement utilisé le feu.
Bunu önlemek için, geleneksel olarak otları yakardık.Um dem vorzubeugen, setzen wir normalerweise Feuer ein.
Bunu önlemek için, geleneksel olarak otları yakardık.Untuk mencegahnya secara tradisional kita menggunakan api.
Bunu önlemek için, geleneksel olarak otları yakardık.Για να το αποφύγουμε αυτό, παραδοσιακά χρησιμοποιούσαμε τη φωτιά.
Bunu önlemek için, geleneksel olarak otları yakardık.За да се предотврати това, традиционно се използва огън.
Bunu önlemek için, geleneksel olarak otları yakardık.Чтобы предотвратить этот процесс, традиционно использовался огонь.
Bunu önlemek için, geleneksel olarak otları yakardık.כדי למנוע זאת, מקובל להשתמש באש.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod