Tenten Milu'ya kızarken Dupondt biraderler, Tenten'i yakalarlar.Toen de twaalf broers aankwamen op Samsø werden ze woest.
1986’da sunulan Dancer koleksiyonu da aynı başarıyı yakalar.Ook de Dancer collectie, die in 1986 gepresenteerd wordt, heeft veel succes.
Bu kişi de yakalarsa, onu yumrukla omuzuna vurur.Wanneer hij dit aan haar geeft steekt ze hem in de schouder.
Askeri anayasa kuralı biten, ertesi gün güç yakalar.De Noordelijken zetten de volgende dag de achtervolging in.
Buna rağmen arada sırada küçük avları da yakalarlar..Ook kleine apen worden zo nu en dan gevangen.
Birden, solgun yüzlü bir adam (S. William Hinzman) Barbra'yı yakalar.Een bleke man (Bill Hinzman) strompelt op Johnny en Barbra af.
Sulpice ikisine bir sürpriz yapıp yakalar.De Blücher werd door beide geraakt.
Bir kısmı avlarını kovalayarak veya üzerlerine sıçrayarak yakalar.Zij lopen naast haar of laten zich op de rug dragen, de staarten om haar staart gekruld.
Asıl olarak avını yerde yakalar.Hij jaagt voornamelijk op de grond.
Ceketin devrik yakaları vardı, ceket iki düğme ile birleşiyordu.De mouwen zijn omgeslagen en de jas heeft 2 zakken.
Ivan onu hileyle yakalar.Ivan slaagt erin de vogel te vangen.
Evden çıktıklarında Cassie onları yakalar.Ze zoenen elkaar, wanneer Casey ze betrapt.
Adamları yakalar ve öldürür.Hij moet en zal de moordenaar pakken.
Hristiyan çeteciler cinayetten sorumlu tuttukları Zamira'yı yakalarlar.Christenen die 'betrapt' zijn op geloof worden afgevoerd naar strafkampen.
Peçe, Doktor'u bir çıkmazda yakalar.Shang laat direct een dokter halen.
Ancak Tom onu takip eder ve yakalar.Ben gaat daarop op zoek en vindt hem.
Tom ağaçkakanı eliyle yakalar ve şişe mantarıyla gagasını kapatır, kuş onu gagalasada işe yaramaz.Tamme bindt het dier vast aan een stok en geeft het wijn, maar de vogel ontsnapt door een list.
Bazı okullarda öğrencilerin yakaların ufak bir broş okul veya sınıf derecesini gösterir.Op sommige scholen nemen kinderen een huisdier of knuffel mee naar school.
Ay Yüzlü, Ellen'in arkasında gelir ve Ellen'i yakalar.Lies heeft spijt van haar gedrag en probeert Ellen terug aan te halen.
Duvarlar geri çekilir ve birisi adamı yakalar.Ściany się wycofują i ktoś chwyta go za rękę.
Yüksekteki bitkilere ulaşmak istediğinde arka ayaklarının üzerine kalkıp hortumuyla bitkileri yakalar.Gdy chce dosięgnąć wysokich roślin może wspiąć się na tylnych nogach i chwycić ryjkiem gałązkę.
Don Giovanni'yi yakalar ve öldürür.Chce dogonić don Juana i zemścić się na nim.
Köprüden düşmek üzere olan Lokiyi elinden yakalar.Poczuwszy się oszukana skacze z mostu.
Yakaları ve çorapları kırmızı renkte idi.Kołnierz i rękawy były obszyte na czerwono.
Ancak Tom onu takip eder ve yakalar.Ta jednak ucieka i podąża za nim.
ABD'nin doğu ve batı yakalarını bağlayan bu uzun kara yolu Salt Lake City'den geçmektedir.Pierwsza część trasy prowadziła od Salt Lake City na wschodnie wybrzeże i środkowy zachód USA.
Aniden dalış yaparak besinlerini yakalarlar.Nakłute pokładełkiem pędy usychają.
Köprüden düşmek üzere olan Lokiyi elinden yakalar.Tjörnbron från gåbanan på bron.
Bugün ağırlıklı olarak tavuk ya da ev hayvanlarını yakalar ya da çöplerde yiyecek bir şeyler ararlar.I närheten av bostäder fångar arten även små husdjur som höns eller letar i sopor efter föda.
Sürekli şerifin astığı ilanlardaki suçluları yakalar ve başlarına konan ödülleri alırlar.Till slut blir förbrytarna gripna och detektiverna får sin belöning.
Adamları yakalar ve öldürür.De lyckades spåra upp och döda dessa män.
Bir kısmı avlarını kovalayarak veya üzerlerine sıçrayarak yakalar.De ligger nära utloppet av åar eller (i de flesta fall) älvar.
Uçuşu hızlı ve çeviktir, beslenirken böcekleri havada kıskıvrak yakalar.Den är en snabb flygare och dyker efter insekter när den är i luften.
Dai Li onu yakalar, hapseder.Iro hånar honom, men blir satt på plats.
Grup daha sonra ağaçların arasından gelen bir ses duyarlar ve orada küçük bir tavşanı yakalarlar.Vad händer då när man först ser en anka och sedan en kanin?
Don Giovanni'yi yakalar ve öldürür.Men han blir nedstucken av don Juan.
1905 Devrimi iki hizipi de hazırlıksız yakalar.Революція 1905 року дістала відгомін і на Покровщині.
Her nasılsa, Peter Pettigrew serbest kalır ve Ruh Emiciler Sirius Black’i yakalar.Пітерові Петіґру вдалося втекти, а Блека захопили дементори.
Adamları yakalar ve öldürür.Вони грабувати і вбивали.
Beyaz, 6.d4 (Lolli Akını) ile küçük bir avantaj yakalar.Суцвіття — малоквіткова стисла китиця з 2 (4) квіток.
The Colons 2 kez rövanş yakalar, fakat kazanamaz.Імператор Галлієн двічі пробує здолати узурпатора Постума, але невдало.
Adamı yakalar ve onun babası olduğunu anlar.Він зізнається хлопчикові в тому, що він його батько.
Tüm kalpazanları çeşitli tehlikeler atlatıp yakalar.Різні підвиди стикаються з різними загрозами.
Ivan onu hileyle yakalar.Je jím Ivan Zamala ze Zadaru.
Hatta klapa ve yakalar dahi neredeyse kullanılmadı.Páky a škrcení téměř nepoužívá.
Ancak Tom onu takip eder ve yakalar.Poté chce džina vyvolat a chytit ho.
Asıl olarak avını yerde yakalar.Loví především na zemi.
Vlad çok önceden gelmiştir ve onları yakalar.Armstrong Němce dojel a okamžitě mu nastoupil.
Bunlarla avlarını yakalar ve sürünebilirler.Může vás naučit něco o lovu a kradení.
Aniden dalış yaparak besinlerini yakalarlar.Po Gašínech se držitelé Hoštic rychle střídaly.
Ancak Agnus onu yakalar.Podaří se mu Agátu unést.
Bunun üzerine öfkelenen anlatıcı hayvanı yakalar, cebinden çıkardığı bir çakı ile kedinin bir gözünü çıkarır.Uvidí chcíplého psa a jiného, jenž přiběhne a zdechlinu očichá.
Batman de iki gemiyi birden patlamaya çalışan Joker'i yakalar ve polislere teslim eder.Podezření se tedy potvrdilo a Benjamin se druhý den chystá obě lodě zatknout.
Duvarlar geri çekilir ve birisi adamı yakalar.Pereții sunt trași repede înapoi și un braț îl prinde.
1986’da sunulan Dancer koleksiyonu da aynı başarıyı yakalar.Colecția Dancer, lansată în 1986, se bucură și ea de același succes.
Macheath'i yakalarlar ve hapse götürürler.Poliția îl capturează pe Magwitch și îl pune în închisoare.
Grup, saldırganlardan Randall adındaki birisini yakalar.El urmărește banda unui răufăcător pe nume Morai.
Macavity öne çıkar ve Old Deuteronomy’i yakalar.Acoliții lui Macavity aruncă o plasă peste Old Deuteronomy și îl capturează.
Onu her seferinde yakalar ama Ercüment, Behzat'ı ikna ederek kaçar.Îi place să mănânce orice, oricând, chiar și când rezolva mistere cu gașca.
Ancak Tom onu takip eder ve yakalar.Atunci Richard l-a urmărit și l-a arestat.