Ve kuşlar bunu yakalamayacak değil, hepsini yakalarlar, ama bunu çok daha sık yakalayacaklar.És ez nem azt jelenti, hogy a madarak őt sohasem kapják el, mindegyiket elkapják, de ezeket sokkal gyakrabban.
Ve kuşlar bunu yakalamayacak değil, hepsini yakalarlar, ama bunu çok daha sık yakalayacaklar.그렇다고 새들이 이 나방을 전혀 잡지 않는다는 것은 아니구요 잡을겁니다, 그렇지만 새들은 이 나방을 더 자주 보고 잡게 되겠죠.
Ve kuşlar bunu yakalamayacak değil, hepsini yakalarlar, ama bunu çok daha sık yakalayacaklar.Ne že by ho ptáci nenašli, najdou všechny, ale tohoto motýla sezobnou mnohem častěji.
Ve kuşlar bunu yakalamayacak değil, hepsini yakalarlar, ama bunu çok daha sık yakalayacaklar.Nie jest tak, że ptaki nie złapią ciemnego osobnika. Będą łapać wszystkie, ale jasne o wiele częściej.
Ve kuşlar bunu yakalamayacak değil, hepsini yakalarlar, ama bunu çok daha sık yakalayacaklar.Не защото птиците не искат да хванат този пич те ще хванат всички, но този много по-често.
Ve kuşlar bunu yakalamayacak değil, hepsini yakalarlar, ama bunu çok daha sık yakalayacaklar.どいつも捕まえられるだろうけど、こいつ(左)のほうが、たくさんつかまりそうだ。 そうすると、何が起こるだろう。
Ve kuyruklu yıldız çarptığında, basınç karbon toplarını üretti ve o kuyruklu yıldız parçalarını yakalar.En als een komeet ons raakt ontstaan buckyballs door de druk, en die vangen kleine beetjes van de komeet.
Ve kuyruklu yıldız çarptığında, basınç karbon toplarını üretti ve o kuyruklu yıldız parçalarını yakalar.Et quand la comète frappe, la pression produit les "buckyballs", et cela capture des morceaux de la comète.
Ve kuyruklu yıldız çarptığında, basınç karbon toplarını üretti ve o kuyruklu yıldız parçalarını yakalar.Gdy nastąpiło zderzenie, ciśnienie wytworzyło te cząsteczki, które przyswoiły materiał z komety.
Ve kuyruklu yıldız çarptığında, basınç karbon toplarını üretti ve o kuyruklu yıldız parçalarını yakalar.그리고 혜성이 부딪쳤을 때, 그 압력이 이 벅키볼을 만든거고, 그 안에 혜성의 작은 조각을 간직하게 된겁니다.
Ve kuyruklu yıldız çarptığında, basınç karbon toplarını üretti ve o kuyruklu yıldız parçalarını yakalar.Kun komeetta iski, paine sai aikaan buckypalloja, ja siihen jäi hitusia komeetasta.
Ve kuyruklu yıldız çarptığında, basınç karbon toplarını üretti ve o kuyruklu yıldız parçalarını yakalar.Og når kometen rammer, frembringer trykket buckyballs, og det indfanger dele af kometen.
Ve kuyruklu yıldız çarptığında, basınç karbon toplarını üretti ve o kuyruklu yıldız parçalarını yakalar.Quando una cometa colpisce, la pressione produce le buckyballs, che catturano particelle della cometa.
Ve kuyruklu yıldız çarptığında, basınç karbon toplarını üretti ve o kuyruklu yıldız parçalarını yakalar.Și când ne lovește o cometă, presiunea produce buckyballs, și capturează cioburi din cometă.
Ve kuyruklu yıldız çarptığında, basınç karbon toplarını üretti ve o kuyruklu yıldız parçalarını yakalar.Und wenn der Komet trifft, erzeugt der Druck die Buckyballs, und fängt Teile des Kometen ein.
Ve kuyruklu yıldız çarptığında, basınç karbon toplarını üretti ve o kuyruklu yıldız parçalarını yakalar.Y al impactar el cometa, la presión produce las buckyesferas, y captura pedacitos del cometa.
Ve kuyruklu yıldız çarptığında, basınç karbon toplarını üretti ve o kuyruklu yıldız parçalarını yakalar.Και όταν ο κομήτης προσκρούει, η πίεση παράγει τα "buckyballs" και εγκλωβίζει θραύσματα του κομήτη.
Ve kuyruklu yıldız çarptığında, basınç karbon toplarını üretti ve o kuyruklu yıldız parçalarını yakalar.А когато удари комета, налягането образува бъкиболс и улавя парчета от кометата.
Ve kuyruklu yıldız çarptığında, basınç karbon toplarını üretti ve o kuyruklu yıldız parçalarını yakalar.Во время удара кометы давление создаёт фуллерены, которые захватывают частички кометы.
Ve kuyruklu yıldız çarptığında, basınç karbon toplarını üretti ve o kuyruklu yıldız parçalarını yakalar.וכשכוכב שביט פוגע, הלחץ יוצר את כדורי הבאקי, והוא לוכד חלק מכוכב השביט.
Ve kuyruklu yıldız çarptığında, basınç karbon toplarını üretti ve o kuyruklu yıldız parçalarını yakalar.وعند ارتطام المذنب ينتج الضغط كرات البوكي وتطبق على أجزاء من المذنب.
Ve kuyruklu yıldız çarptığında, basınç karbon toplarını üretti ve o kuyruklu yıldız parçalarını yakalar.宇宙には豊富にある ヘリウム3が含まれることから 隕石衝突説の根拠となりました
Ve Paula Radcliffe, maalesef, bunu başarır. Lider grubu yakalar ve bitiş çizgisine doğru hamle yapar.No a Paula Radcliffe tak bohužel udělá a znovu se chytne vedoucí skupinky, aby doběhla do cíle.
Ve sen burada bir sembolik yüzüş gerçekleştirecek ve dünya liderlerinin yakalarını sallamaya çalışacaksın.Et tu vas faire une nage symbolique ici pour tenter de secouer les dirigeants du monde entier.
Ve sen burada bir sembolik yüzüş gerçekleştirecek ve dünya liderlerinin yakalarını sallamaya çalışacaksın.Ez egy szimbolikus úszás lesz, hogy megpróbáld megrázni a világ vezetőinek gallérját.
Ve sen burada bir sembolik yüzüş gerçekleştirecek ve dünya liderlerinin yakalarını sallamaya çalışacaksın.Iar tu vei realiza aici un înot simbolic pentru a încerca să-i tragi de mândecă pe liderii mondiali.
Ve sen burada bir sembolik yüzüş gerçekleştirecek ve dünya liderlerinin yakalarını sallamaya çalışacaksın.Je gaat een symbolische zwemtocht maken om aan de jas van wereldleiders te trekken.
Ve sen burada bir sembolik yüzüş gerçekleştirecek ve dünya liderlerinin yakalarını sallamaya çalışacaksın.그리고 넌 이곳에서 상징적인 수영을 함으로써 세계 지도자들에게 메시지를 전하려고 하지
Ve sen burada bir sembolik yüzüş gerçekleştirecek ve dünya liderlerinin yakalarını sallamaya çalışacaksın.Masz zamiar dokonać symbolicznego przepłynięcia aby potrząsnąć światowymi liderami.
Ve sen burada bir sembolik yüzüş gerçekleştirecek ve dünya liderlerinin yakalarını sallamaya çalışacaksın.Tu farai questa nuotata simbolica in questo luogo per cercare di scuotere i leader di questo mondo.
Ve sen burada bir sembolik yüzüş gerçekleştirecek ve dünya liderlerinin yakalarını sallamaya çalışacaksın.Y tu vas a hacer un nado simbólico aqui para tratar de sacudir a los lideres mundiales.
Ve sen burada bir sembolik yüzüş gerçekleştirecek ve dünya liderlerinin yakalarını sallamaya çalışacaksın.А ти ще направиш символично плуване тук, за да се опиташ да разтърсиш реверите на световните лидери.
Ve sen burada bir sembolik yüzüş gerçekleştirecek ve dünya liderlerinin yakalarını sallamaya çalışacaksın.И ты совершишь здесь свой символический заплыв и попробуешь встряхнуть мировых лидеров.
Ve sen burada bir sembolik yüzüş gerçekleştirecek ve dünya liderlerinin yakalarını sallamaya çalışacaksın.ואתה עומד לבצע שחיה סימלית כאן לנסות ולנער את מנהיגי העולם.
Ve sen burada bir sembolik yüzüş gerçekleştirecek ve dünya liderlerinin yakalarını sallamaya çalışacaksın.وانت سوف تقوم بسباحة رمزية لتهز قادة العالم.
Ve sen burada bir sembolik yüzüş gerçekleştirecek ve dünya liderlerinin yakalarını sallamaya çalışacaksın.気づかせようとしている ずっと見守っているから
Ve sonunda kuşlar bunları üremeden önce veya ürerken yakalarsa ne olacağını tahmin edersiniz:자 이제 새들이 이 나방들을 많이 잡기 시작하니까 앞으로 무슨 일이 일어날지 예상할 수 있죠? 번식을 하전에, 아니면 번식을 하는 도중에 무슨 일이 일어날지도요.
Ve sonunda kuşlar bunları üremeden önce veya ürerken yakalarsa ne olacağını tahmin edersiniz:الآن يمكن تخيل ماذا سيحدث لو بدأت الطيور في اصطياد هذه الفراشات قبل أو أثناء تكاثرها:
Ve sonunda kuşlar bunları üremeden önce veya ürerken yakalarsa ne olacağını tahmin edersiniz:繁殖する前に、こいつらを鳥が捕まえてしまうと、何がおこるだろう。 こっち(右)の黒い方は、たくさん繁殖できるから、
Ya büyükbaban seni yakalarsa?Mit fogsz tenni ha a nagyapád elkap?
Ya büyükbaban seni yakalarsa?Was machst du wenn dein Großvater dich erwischt?
Yakalarlarsa oyarlar.?What have you done my son man again ?What'd you do not. Who
Yani, Endonezya'da o zamanlar, iğne taşıyorsanız ve polisler sizi yakalarsa, sizi hapse atabiliyorlardı.În prezent în Indonezia, dacă poliţia te prinde cu un ac la tine, poţi face închisoare.
Yani, Endonezya'da o zamanlar, iğne taşıyorsanız ve polisler sizi yakalarsa, sizi hapse atabiliyorlardı.당시 인도네시아에서는 주사기를 들고 다닐 경우 경찰들이 붙잡고 가서 감옥에 넣어버렸었습니다.
Yani, Endonezya'da o zamanlar, iğne taşıyorsanız ve polisler sizi yakalarsa, sizi hapse atabiliyorlardı.Nos, manapság Indonéziában ha tű van nálad, és a zsaruk elkapnak, sittre kerülhetsz.
Yani, Endonezya'da o zamanlar, iğne taşıyorsanız ve polisler sizi yakalarsa, sizi hapse atabiliyorlardı.Oggi in Indonesia, se la polizia ti trova con un ago ti sbatte direttamente in cella.
Yani, Endonezya'da o zamanlar, iğne taşıyorsanız ve polisler sizi yakalarsa, sizi hapse atabiliyorlardı.Ở Indonesia hiện thời, nếu bạn mang theo kim tiêm và bị cảnh sát tóm, họ sẽ tống bạn vào tù.
Yani, Endonezya'da o zamanlar, iğne taşıyorsanız ve polisler sizi yakalarsa, sizi hapse atabiliyorlardı.V Indonésii se to totiž má tak, že pokud u sebe máte jehlu, když vás policie sebere, můžou vás za to zavřít.
Yani, Endonezya'da o zamanlar, iğne taşıyorsanız ve polisler sizi yakalarsa, sizi hapse atabiliyorlardı.W tym czasie w Indonezji, jeśli policja znalazła przy Tobie igłę, mogłeś trafić do więzenia.
Yani, Endonezya'da o zamanlar, iğne taşıyorsanız ve polisler sizi yakalarsa, sizi hapse atabiliyorlardı.В то время в Индонезии, если со шприцем в кармане наткнуться на ментов, можно было попасть в тюрьму.
Yani, Endonezya'da o zamanlar, iğne taşıyorsanız ve polisler sizi yakalarsa, sizi hapse atabiliyorlardı.איכס! לא, לא. אנחנו חולקים מחטים כי אנחנו לא רוצים ללכת לכלא." אז, באינדונזיה באותו זמן
Yani, Endonezya'da o zamanlar, iğne taşıyorsanız ve polisler sizi yakalarsa, sizi hapse atabiliyorlardı.لانه في اندونيسيا في تلك الاثناء كان من يحمل إبرة والشرطة ألقت القبض عليه يمكن إيداعه في السجن مباشرة
Yani, Endonezya'da o zamanlar, iğne taşıyorsanız ve polisler sizi yakalarsa, sizi hapse atabiliyorlardı.針を携帯していて 警察につかまると 刑務所行きだったんです すると方程式が少し変わりませんか