Sınırlar ötesiyle etkili bir şekilde iletişim kurmayı öğrendim yakalanmadan.Ho imparato come comunicare efficacemente al di là dei confini senza essere individuato.
Sınırlar ötesiyle etkili bir şekilde iletişim kurmayı öğrendim yakalanmadan.Ich lernte, wie man effektiv über Grenzen hinweg kommuniziert, ohne entdeckt zu werden.
Sınırlar ötesiyle etkili bir şekilde iletişim kurmayı öğrendim yakalanmadan.Ik leerde hoe ik effectief over de grenzen kon communiceren zonder betrapt te worden.
Sınırlar ötesiyle etkili bir şekilde iletişim kurmayı öğrendim yakalanmadan.Jag lärde mig att effektivt kommunicera över gränser utan att upptäckas.
Sınırlar ötesiyle etkili bir şekilde iletişim kurmayı öğrendim yakalanmadan.J'ai appris comment communiquer efficacement au travers des frontières sans être détecté.
Sınırlar ötesiyle etkili bir şekilde iletişim kurmayı öğrendim yakalanmadan.Jeg lærte at kommunikere effektivt på tværs af landegrænser uden at blive opdaget.
Sınırlar ötesiyle etkili bir şekilde iletişim kurmayı öğrendim yakalanmadan.어떻게 붙잡히지 않고 전세계의 사람들과 효과적으로 소통할 수 있는지 배웠습니다
Sınırlar ötesiyle etkili bir şekilde iletişim kurmayı öğrendim yakalanmadan.Naučil jsem se jak efektivně komunikovat přes hranice, aniž by mě chytili.
Sınırlar ötesiyle etkili bir şekilde iletişim kurmayı öğrendim yakalanmadan.Nauczyłem się skutecznie komunikować poprzez granice, nie dając się wykryć.
Sınırlar ötesiyle etkili bir şekilde iletişim kurmayı öğrendim yakalanmadan.Saya belajar bagaimana berkomunikasi lintas batas dengan efektif tanpa terdeteksi.
Sınırlar ötesiyle etkili bir şekilde iletişim kurmayı öğrendim yakalanmadan.Tôi học cách liên lạc hiệu quả xuyên biên giới mà không bị phát hiện.
Sınırlar ötesiyle etkili bir şekilde iletişim kurmayı öğrendim yakalanmadan.Έμαθα πώς να επικοινωνώ αποτελεσματικά πέρα από τα σύνορα χωρίς να εντοπίζομαι.
Sınırlar ötesiyle etkili bir şekilde iletişim kurmayı öğrendim yakalanmadan.Научих се как да комуникирам ефективно през границите, без да бъда открит.
Sınırlar ötesiyle etkili bir şekilde iletişim kurmayı öğrendim yakalanmadan.Я научился эффективно общаться через границы так, чтобы меня не обнаружили.
Sınırlar ötesiyle etkili bir şekilde iletişim kurmayı öğrendim yakalanmadan.למדתי לתקשר ביעילות מעבר לגבולות מבלי להיחשף.
Sınırlar ötesiyle etkili bir şekilde iletişim kurmayı öğrendim yakalanmadan.تعلمت أن أتواصل بفاعلية مع أناس في دول أخرى بدون أن يتتبعني أحد .
Sınırlar ötesiyle etkili bir şekilde iletişim kurmayı öğrendim yakalanmadan.連絡を取り合う方法を習得しました 結局エジプトで見つかってしまいましたが
Şöyle bir ihtirasa yakalanmak kolaydır:열정에 사로잡힌 나머지 이렇게 생각하기가 쉽거든요
Şöyle bir ihtirasa yakalanmak kolaydır:ومن السهل جدًّا الوقوع في فخ الحماسة التي توحي
Şöyle bir ihtirasa yakalanmak kolaydır:情熱に駆られて見込んでしまう人も いるかもしれません
Tip 2 Diyabet hastalığına yakalanma riskimi de görebilirim.예컨데 2형 당뇨병의 위험이 있다는 결과를 볼 수 있습니다.
Tip 2 Diyabet hastalığına yakalanma riskimi de görebilirim.lahko vidim svoje tveganje za diabetes tipa 2.
Tip 2 Diyabet hastalığına yakalanma riskimi de görebilirim.אני אוכל לבדוק את הסיכון שלי לקבל נניח סוכרת מסוג 2.
Tip 2 Diyabet hastalığına yakalanma riskimi de görebilirim.يمكن أن أرى مدى خطر إصابتي بمرض السكري من النوع2.
Tip 2 Diyabet hastalığına yakalanma riskimi de görebilirim.私は通常の二倍 2 型糖尿病に罹る確率があります
Usame Bin Ladin'in yakalanmasi icin bir operasyon yapilmasi ve adalet icin yetki-otorizasyon verdimAcesta a fost departe de a fi sigur.
Usame Bin Ladin'in yakalanmasi icin bir operasyon yapilmasi ve adalet icin yetki-otorizasyon verdimAmerikkalaisia ei loukkaantunut.
Usame Bin Ladin'in yakalanmasi icin bir operasyon yapilmasi ve adalet icin yetki-otorizasyon verdimHôm nay, theo chỉ đạo của tôi, nước Mỹ đã thực hiện một chiến dịch nhắm vào khi vực Abbotabad, Pakistan.
Usame Bin Ladin'in yakalanmasi icin bir operasyon yapilmasi ve adalet icin yetki-otorizasyon verdimHoy a mi directriz los Estados Unidos lanzaron una operación en contra del complejo en Abbotabad, Pakistán.
Usame Bin Ladin'in yakalanmasi icin bir operasyon yapilmasi ve adalet icin yetki-otorizasyon verdim우리는 테러리스트들의 공격을 방해해 왔고, 우리 국토의 방어를 강화해 왔습니다.
Usame Bin Ladin'in yakalanmasi icin bir operasyon yapilmasi ve adalet icin yetki-otorizasyon verdim我々はテロリストの攻撃によって破壊され、母国の防衛を強化しました。
Yakalanmadan önce, büyükanne ve büyükbabasını, annesini veHắn được biết như là kẻ bóp cổ của Santa Cruz.
Yakalanmadan önce, büyükanne ve büyükbabasını, annesini ve체포되기까지 그는 그의 조부모와 어머니,
Yakalanmadan önce, büyükanne ve büyükbabasını, annesini veלפני שנים רבות. הוא נודע בשם "החונק מסנטה קרוז". לפני שעצרו אותו הוא הספיק לרצוח את סבתו וסבו,
Yakalanmadan önce, büyükanne ve büyükbabasını, annesini veوقبل أن يتم القبض عليه ، قتل أجداده
Yakalanmadan önce, büyükanne ve büyükbabasını, annesini ve母親と カリフォルニア大学サンタクルズ校の5人の女子学生を殺しました
Yakalanmalarına rağmen ağır bir uluslararası baskıdan sonra nihayetinde serbest bırakılmışlardı.Ačkoliv je chytili, nakonec je po silném mezinárodním tlaku propustili.
Yakalanmalarına rağmen ağır bir uluslararası baskıdan sonra nihayetinde serbest bırakılmışlardı.Aj keď ich chytili, napokon ich na medzinárodný nátlak pustili.
Yakalanmalarına rağmen ağır bir uluslararası baskıdan sonra nihayetinde serbest bırakılmışlardı.Aunque las habian capturado, fueron eventualmente liberadas después de una dura presión internacional.
Yakalanmalarına rağmen ağır bir uluslararası baskıdan sonra nihayetinde serbest bırakılmışlardı.Četudi so jih ujeli, so bila izpuščena po pritisku svetovne javnosti.
Yakalanmalarına rağmen ağır bir uluslararası baskıdan sonra nihayetinde serbest bırakılmışlardı.Deși au fost prinse, au fost eliberate până la urmă, după presiuni internaționale serioase.
Yakalanmalarına rağmen ağır bir uluslararası baskıdan sonra nihayetinde serbest bırakılmışlardı.그들은 발각되었지만, 엄청난 국제적 압력이 있었던 덕분에 결국 풀려날 수 있었습니다.
Yakalanmalarına rağmen ağır bir uluslararası baskıdan sonra nihayetinde serbest bırakılmışlardı.Nonostante siano state catturate, sono state rilasciate dopo una forte pressione internazionale.
Yakalanmalarına rağmen ağır bir uluslararası baskıdan sonra nihayetinde serbest bırakılmışlardı.Obwohl sie erwischt wurden, wurden sie schließlich freigelassen aufgrund immensen internationalen Drucks.
Yakalanmalarına rağmen ağır bir uluslararası baskıdan sonra nihayetinde serbest bırakılmışlardı.Pomimo tego, że zostały złapane, dzięki międzynarodowym naciskom, w końcu je uwolniono.
Yakalanmalarına rağmen ağır bir uluslararası baskıdan sonra nihayetinde serbest bırakılmışlardı.Selvom de blev arresteret, blev de til sidst løsladt, grundet stort internationalt pres.
Yakalanmalarına rağmen ağır bir uluslararası baskıdan sonra nihayetinde serbest bırakılmışlardı.Trots att de blev tagna, blev de slutligen frisläppta efter hårt internationellt tryck.
Yakalanmalarına rağmen ağır bir uluslararası baskıdan sonra nihayetinde serbest bırakılmışlardı.Ugyan elkapták őket, de végül szabadon lettek engedve a nagy nemzetközi nyomásnak köszönhetően.
Yakalanmalarına rağmen ağır bir uluslararası baskıdan sonra nihayetinde serbest bırakılmışlardı.Vaikka heidät pidätettiin, heidät vapautettiin lopulta rajun kansainvälisen painostuksen takia.
Yakalanmalarına rağmen ağır bir uluslararası baskıdan sonra nihayetinde serbest bırakılmışlardı.Walau mereka tertangkap, mereka akhirnya dibebaskan setelah ada tekanan internasional.
Yakalanmalarına rağmen ağır bir uluslararası baskıdan sonra nihayetinde serbest bırakılmışlardı.Παρόλο που συνελήφθησαν, μπόρεσαν τελικά να ελευθερωθούν μετά από έντονη διεθνή πίεση.
Yakalanmalarına rağmen ağır bir uluslararası baskıdan sonra nihayetinde serbest bırakılmışlardı.Въпреки че бяха хванати, впоследствие бяха освободени след силен международен натиск.
Yakalanmalarına rağmen ağır bir uluslararası baskıdan sonra nihayetinde serbest bırakılmışlardı.Хотя они и попались, их отпустили под давлением мировой общественности.
Yakalanmalarına rağmen ağır bir uluslararası baskıdan sonra nihayetinde serbest bırakılmışlardı.Хоч їх і заарештували, та згодом відпустили після значного тиску міжнародної спільноти.
Yakalanmalarına rağmen ağır bir uluslararası baskıdan sonra nihayetinde serbest bırakılmışlardı.למרות שנלכדו, בסופו של דבר הן שוחררו בעקבות לחץ בינלאומי כבד.
Yakalanmalarına rağmen ağır bir uluslararası baskıdan sonra nihayetinde serbest bırakılmışlardı.رغم أنه قد تم القبض عليهن إلا أنه تم إطلاق سراحهن بعد ضغط دوليّ شديد
Yakalanmalarına rağmen ağır bir uluslararası baskıdan sonra nihayetinde serbest bırakılmışlardı.最終的には解放されました 国際社会の圧力が効いたのです この人々は運がありませんでした
Yakalanmamak da erbabýnýn iţi.To capture is compotents job.
Yakalanması bu kadar tavşanları bile avlamayı denemedik.Ani tyhle králíky nelovíme.
Yakalanması bu kadar tavşanları bile avlamayı denemedik.당신은 그런 토끼조차 원하지 않을 겁니다.