yakınlar ile cümle
yakınlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Bazı Tunalar gerçekten büyük olabilirler, mesela Nantucket adası yakınlarındaki bu balık gibi.A tonhalak néha hatalmasra nőnek mint pl. ez a nantucketi példány.
Bazı Tunalar gerçekten büyük olabilirler, mesela Nantucket adası yakınlarındaki bu balık gibi.A veces los atunes son muy grandes, como este pez de la costa de Nantucket.
Bazı Tunalar gerçekten büyük olabilirler, mesela Nantucket adası yakınlarındaki bu balık gibi.Câteodată tonul este foarte mare, cum este acesta din apele Nantucket-ului.
Bazı Tunalar gerçekten büyük olabilirler, mesela Nantucket adası yakınlarındaki bu balık gibi.Czasami tuńczyki są naprawdę wielkie, jak na przykład ta ryba z Nantucket.
Bazı Tunalar gerçekten büyük olabilirler, mesela Nantucket adası yakınlarındaki bu balık gibi.Dovete sapere che a volte i tonni sono davvero grandi, come questo pesce catturato al largo di Nantucket.
Bazı Tunalar gerçekten büyük olabilirler, mesela Nantucket adası yakınlarındaki bu balık gibi.난터켓 섬 해안가의 이 참치처럼 아주 큰 참치가 있습니다
Bazı Tunalar gerçekten büyük olabilirler, mesela Nantucket adası yakınlarındaki bu balık gibi.Maintenant, parfois les thons sont vraiment grands, tel que ce poisson au large de Nantucket.
Bazı Tunalar gerçekten büyük olabilirler, mesela Nantucket adası yakınlarındaki bu balık gibi.Manchmal sind die Thunfische wirklich groß, so wie dieser Fisch von Nantucket.
Bazı Tunalar gerçekten büyük olabilirler, mesela Nantucket adası yakınlarındaki bu balık gibi.Soms zijn deze tonijnen groot, zoals deze vissen voor de kust van Nantucket.
Bazı Tunalar gerçekten büyük olabilirler, mesela Nantucket adası yakınlarındaki bu balık gibi.Понякога рибата тон е наистина огромна, като тази риба в крайбрежието на Нантакет.
Bazı Tunalar gerçekten büyük olabilirler, mesela Nantucket adası yakınlarındaki bu balık gibi.לפעמים הטונות באמת גדולות, כמו הדג הזה שמעל ננטקט (אי באוקיינוס האטלנטי).
Bazı Tunalar gerçekten büyük olabilirler, mesela Nantucket adası yakınlarındaki bu balık gibi.أحياناُ أسماك التونة تكون ضخمة حقاً مثل التي تم اصطيادها من نانتكت
Bazı Tunalar gerçekten büyük olabilirler, mesela Nantucket adası yakınlarındaki bu balık gibi.時には ナンタケットで 捕まえたような 巨大なマグロもいます しかしそれでも我々が タグを付けた中では
BDP ve HDK üyeleri saldırıdan kaçmak için yakınlarındaki öğretmen evine sığındılar.Para escapar del ataque, los miembros de BDP y HDK corrieron a un local de maestros cercano.
-Ben Jang Mi. Hong Jang Mi. Annen ve annem çok yakınlar.장미요. 홍.장.미. 오빠네 엄마랑 우리 엄마랑 친한데.
-Ben Jang Mi. Hong Jang Mi. Annen ve annem çok yakınlar..אני ג'אנג מי. הונג ג'אנג מי .האמהות שלנו קרובות
-Ben Jang Mi. Hong Jang Mi. Annen ve annem çok yakınlar.أنا جانغ مي. هونغ جانغ مي, والدتي و والدتك صديقتان
-Ben Jang Mi. Hong Jang Mi. Annen ve annem çok yakınlar.あら!また出ないわね
Biraz çay ya da kahve hazırlıyor ve hastalara ailelere, yakınlara şunu soruyor:그녀는 커피나 차를 한 잔 따라서 환자와 가족, 친척들에게 이런 질문을 합니다
Biraz çay ya da kahve hazırlıyor ve hastalara ailelere, yakınlara şunu soruyor:Врач делает чашечку кофе или чая и спрашивает пациентов, семью, родственников:
Biraz çay ya da kahve hazırlıyor ve hastalara ailelere, yakınlara şunu soruyor:היא מגישה כוס קפה או תה ושואלת חולים, משפחה, קרובים,
Biraz çay ya da kahve hazırlıyor ve hastalara ailelere, yakınlara şunu soruyor:هي تقدم فنجان صغير من القهوة أو كوب من الشاي وتسأل المرضى، الأسرة، والأقارب،
Biraz çay ya da kahve hazırlıyor ve hastalara ailelere, yakınlara şunu soruyor:家族や親せきに「最近どう? 私達にできることはありますか?」
Bir keresinde, Donegal'daki Malin Head yakınlarında bir köpekbalığı kuyruğuyla botun kenarına vurdu;1頭のサメがボートの横を尻尾でたたいてきました どうやら タグを付けられたことよりも
Bir keresinde, Donegal'daki Malin Head yakınlarında bir köpekbalığı kuyruğuyla botun kenarına vurdu;한번은 더니골에 있는 멀린 헤드에서 일할 때 상어가 꼬리로 저희 보트의 옆을 때렸는데
Bir keresinde, Donegal'daki Malin Head yakınlarında bir köpekbalığı kuyruğuyla botun kenarına vurdu;Tu a tam na to žraloci reagují.
Bir keresinde, Donegal'daki Malin Head yakınlarında bir köpekbalığı kuyruğuyla botun kenarına vurdu;ובמקרה אחד כשהיינו במלין הד ליד דונגל, הכריש הפליק בצד הסירה עם הזנב,
Bir keresinde, Donegal'daki Malin Head yakınlarında bir köpekbalığı kuyruğuyla botun kenarına vurdu;وفي احد المرات عندما كنا في "مالين هيد" في "دونيجال" سمك قرش ضرب جانب القارب بذيله
Bir tanesini iki kez Kerry yakınlarında işaretlemişiz.8か月間アイルランドの海で過ごしていました
Bir tanesini iki kez Kerry yakınlarında işaretlemişiz.Aceea, puteţi vedea că am marcat pe lângă Kerry.
Bir tanesini iki kez Kerry yakınlarında işaretlemişiz.Aquele, podem ver que marcámos ambos ao largo de Kerry.
Bir tanesini iki kez Kerry yakınlarında işaretlemişiz.Aquí pueden ver que ambos fueron etiquetados en Kerry.
Bir tanesini iki kez Kerry yakınlarında işaretlemişiz.Diesen hier, das können Sie sehen, haben wir vor Kerry bestückt.
Bir tanesini iki kez Kerry yakınlarında işaretlemişiz.Je kan zien dat we deze twee op Kerry gelabeld hebben.
Bir tanesini iki kez Kerry yakınlarında işaretlemişiz.저건 모두 케리 근해에서 꼬리표를 붙인 겁니다
Bir tanesini iki kez Kerry yakınlarında işaretlemişiz.Tady můžete vidět, že jsme označili oba nedaleko Kerry.
Bir tanesini iki kez Kerry yakınlarında işaretlemişiz.Tamtego, jak widzicie, oznakowaliśmy przy Kerry.
Bir tanesini iki kez Kerry yakınlarında işaretlemişiz.Trên đó, bạn có thể thấy chúng tôi đã đánh dấu 2 lần ngoài khơi Kerry.
Bir tanesini iki kez Kerry yakınlarında işaretlemişiz.Tu sme označili dvoch blízko Kerry.
Bir tanesini iki kez Kerry yakınlarında işaretlemişiz.Δυο μαρκαρίσματα που έγιναν έξω απ' το Κέρρυ.
Bir tanesini iki kez Kerry yakınlarında işaretlemişiz.На эту особь мы поставили метки по обе стороны о. Кэрри.
Bir tanesini iki kez Kerry yakınlarında işaretlemişiz.Тази акула, както виждате, беше маркирана в близост до Кери.
Bir tanesini iki kez Kerry yakınlarında işaretlemişiz.בזאת, ניתן לראות שסימנו את שניהם בקרי.
Bir tanesini iki kez Kerry yakınlarında işaretlemişiz.هذه ,يمكنكم ان تشاهدو اننا وضعنا علاماتها قبالة "كيري"
Bir traktör yakınlardaki bir tarlaya sıvı gübre püskürtmektedir.En traktor spreder gylle på en mark i nærheden.
Bir traktör yakınlardaki bir tarlaya sıvı gübre püskürtmektedir.En traktor sprutar vätska på ett fält i närheten.
Bir traktör yakınlardaki bir tarlaya sıvı gübre püskürtmektedir.Não muito longe, um tractor está a espalhar adubo líquido num campo.
Bir traktör yakınlardaki bir tarlaya sıvı gübre püskürtmektedir.Presto, mamma e figlio raggiungono un parco nazionale appena fuori Bruxelles.
Bir traktör yakınlardaki bir tarlaya sıvı gübre püskürtmektedir.Selon des estimations, les voies respiratoires, les yeux et les poumons.
Bir traktör yakınlardaki bir tarlaya sıvı gübre püskürtmektedir.Traktor rozstřikuje močůvku po nedalekém poli.
Böylece bu sistemi Kasım 1990 da Paris yakınlarındaki Versailles de düzenlenen bir ticaret fuarına götürdüm.그래서 전 1990년 11월 말에 이 시스템을 가지고 파리 근처 베르사유에서 열리는 무역 전람회에 가지고 갔었습니다
Böylece bu sistemi Kasım 1990 da Paris yakınlarındaki Versailles de düzenlenen bir ticaret fuarına götürdüm.Also brachte ich es zu einer Handelsmesse in Versailles bei Paris im späten November 1990.
Böylece bu sistemi Kasım 1990 da Paris yakınlarındaki Versailles de düzenlenen bir ticaret fuarına götürdüm.Am prezentat sistemul la un târg de comerţ la Versailles, lângă Paris la sfârşitul lui noiembrie 1990.
Böylece bu sistemi Kasım 1990 da Paris yakınlarındaki Versailles de düzenlenen bir ticaret fuarına götürdüm.Elvittem ezt a rendszert egy szakmai vásárra Versailles-ba, Párizs közelében, 1990. késő novemberében.
Böylece bu sistemi Kasım 1990 da Paris yakınlarındaki Versailles de düzenlenen bir ticaret fuarına götürdüm.Ik nam het systeem mee naar een beurs in Versailles nabij Parijs op het einde van november 1990.
Böylece bu sistemi Kasım 1990 da Paris yakınlarındaki Versailles de düzenlenen bir ticaret fuarına götürdüm.Je l'ai donc amené à un salon à Versailles à côté de Paris fin novembre 1990.
Böylece bu sistemi Kasım 1990 da Paris yakınlarındaki Versailles de düzenlenen bir ticaret fuarına götürdüm.Llevé mi sistema a una feria comercial en Versalles, cerca de París, a finales de noviembre de 1990.
Böylece bu sistemi Kasım 1990 da Paris yakınlarındaki Versailles de düzenlenen bir ticaret fuarına götürdüm.Poi portai il sistema ad una fiera commerciale a Versailles vicino Parigi verso la fine di novembre nel 1990.
Böylece bu sistemi Kasım 1990 da Paris yakınlarındaki Versailles de düzenlenen bir ticaret fuarına götürdüm.Pokazałem ten system na targach w Wersalu pod Paryżem pod koniec listopada 1990 roku.
Böylece bu sistemi Kasım 1990 da Paris yakınlarındaki Versailles de düzenlenen bir ticaret fuarına götürdüm.Så jeg tog dette system til en messe i Versailles nær Paris i sen-november 1990.