yakını ile cümle
yakını kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Öbür taraf da internet üzerinden hiç para kazanamadığından yakınıyordu.Den anden side sagde at de ikke tjente nogen penge på internettet.
Öbür taraf da internet üzerinden hiç para kazanamadığından yakınıyordu.Die andere Seite hat gesagt, sie machen kein Geld mit dem Internet.
Öbür taraf da internet üzerinden hiç para kazanamadığından yakınıyordu.Druga strona twierdziła, że nie będzie zarabiać na internecie.
Öbür taraf da internet üzerinden hiç para kazanamadığından yakınıyordu.Druhá strana říkala, že z toho nic nemá.
Öbür taraf da internet üzerinden hiç para kazanamadığından yakınıyordu.다른 한쪽에서는 인터넷 상에서는 돈을 벌수가 없다는 거에요
Öbür taraf da internet üzerinden hiç para kazanamadığından yakınıyordu.L'altro diceva che non facevamo soldi con internet. Era il vero problema.
Öbür taraf da internet üzerinden hiç para kazanamadığından yakınıyordu.L'autre disait qu'ils ne faisaient pas d'argent à partir d'Internet.
Öbür taraf da internet üzerinden hiç para kazanamadığından yakınıyordu.Sisi lain berkata mereka tak dapat uang dari internet.
Öbür taraf da internet üzerinden hiç para kazanamadığından yakınıyordu.Toinen puoli taas, että eivät tienaa rahaa internetin kautta.
Öbür taraf da internet üzerinden hiç para kazanamadığından yakınıyordu.Y el otro lado dice que no estaban ganando dinero con el Internet.
Öbür taraf da internet üzerinden hiç para kazanamadığından yakınıyordu.Другата, че не правят никакви пари от интернет.
Öbür taraf da internet üzerinden hiç para kazanamadığından yakınıyordu.Другая сторона говорит, что они не делать деньги из интернета.
Öbür taraf da internet üzerinden hiç para kazanamadığından yakınıyordu.הצד השני אמר שהם לא .עושים שום כסף מהאינטרנט
Öbür taraf da internet üzerinden hiç para kazanamadığından yakınıyordu.و الجانب الآخر يقول بأنهم لا يُدرّون أموالا من الانترنت و بالتالي فلن يصمدوا
Öbür taraf da internet üzerinden hiç para kazanamadığından yakınıyordu.- 違法性は無い - 「Flattr」の仕組みは?
O da Edinburglu yarı Taylandlı, yarı Kanadalı genç bir adamla tanıştığında o kişiyi yakını olarak görüyor.Assim que conhece um jovem meio tailandês, meio canadiano, de Edimburgo, reconhece-o como semelhante.
O da Edinburglu yarı Taylandlı, yarı Kanadalı genç bir adamla tanıştığında o kişiyi yakını olarak görüyor.Ha ő találkozik egy félig thai, félig kanadai fiatal sráccal Edinburgh-ból, azt magához hasonlónak tartja.
O da Edinburglu yarı Taylandlı, yarı Kanadalı genç bir adamla tanıştığında o kişiyi yakını olarak görüyor.그녀가 반 태국인, 반 캐나다인인 에든버러에서 온 젊은 남자를 만난다면, 그녀는 그를 친척으로 인식할 것입니다.
O da Edinburglu yarı Taylandlı, yarı Kanadalı genç bir adamla tanıştığında o kişiyi yakını olarak görüyor.Og så snart hun møder en ung halv-thailandsk, halv-canadisk fyr fra Edinburgh, vil hun genkende ham som slægt.
O da Edinburglu yarı Taylandlı, yarı Kanadalı genç bir adamla tanıştığında o kişiyi yakını olarak görüyor.Så snart hon träffar en halv-thai, halvkanadensisk kille från Edinburgh, så känner hon igen sig i honom.
O da Edinburglu yarı Taylandlı, yarı Kanadalı genç bir adamla tanıştığında o kişiyi yakını olarak görüyor.Και αμέσως μόλις αυτή συναντήσει έναν νεαρό μίσο-Ταϊλανδό μισο-Καναδό από το Εδιμβούργο, των θεωρεί συγγενή.
O da Edinburglu yarı Taylandlı, yarı Kanadalı genç bir adamla tanıştığında o kişiyi yakını olarak görüyor.И щом тя срещне наполовина тайландец, наполовина канадец от Единбург тя го разпознава като сродна душа.
O da Edinburglu yarı Taylandlı, yarı Kanadalı genç bir adamla tanıştığında o kişiyi yakını olarak görüyor.ברגע שהיא פוגשת צעיר תאילנדי למחצה, קנדי למחצה מאדינבורו, היא רואה בו עמית קרוב.
O da Edinburglu yarı Taylandlı, yarı Kanadalı genç bir adamla tanıştığında o kişiyi yakını olarak görüyor.وحالما تلتقي شاباً نصف-تايلاندي، نصف-كندي من أدنبرة، فإنها تعامله مثل الأقرباء.
O da Edinburglu yarı Taylandlı, yarı Kanadalı genç bir adamla tanıştığında o kişiyi yakını olarak görüyor.エディンバラ出身の若い男性と 彼女が出会ったならば すぐに彼を仲間だと思うでしょう 100%韓国人だったり ドイツ人である人よりも
O'na içimi dökerdim, yakınında olabilseydim eğer...شنو ذنبها و عادي اِحفِر لي قبري
Onu engelleyeceğiz. Kuyu yakınında keskin nişancı yeri bulun.Voglio che i cecchini si mettano in posizione intorno alla torre.
Organizmanın vücudunun yakınında, içinde ve yakınında oluyor.Az élőlény testéhez közel és benne történik.
Organizmanın vücudunun yakınında, içinde ve yakınında oluyor.Dans et à côté du corps de l'organisme.
Organizmanın vücudunun yakınında, içinde ve yakınında oluyor.Deje sa to blízko, vnútri a blízko tela živočícha.
Organizmanın vücudunun yakınında, içinde ve yakınında oluyor.Dibentuk di dekat, di dalam badan makhluk itu.
Organizmanın vücudunun yakınında, içinde ve yakınında oluyor.Es erfolgt in und um den Körper des Organismus.
Organizmanın vücudunun yakınında, içinde ve yakınında oluyor.Het gebeurt dichtbij en in het lichaam van het organisme.
Organizmanın vücudunun yakınında, içinde ve yakınında oluyor.Isto acontece perto, e dentro do corpo do organismo.
Organizmanın vücudunun yakınında, içinde ve yakınında oluyor.이것은 바닷물에서 만들어집니다. 이것은 생물체에서 만들어집니다.
Organizmanın vücudunun yakınında, içinde ve yakınında oluyor.Proces ten zachodzi we wnętrzu organizmu, w jego bliskości.
Organizmanın vücudunun yakınında, içinde ve yakınında oluyor.Se petrece aproape, în, și aproape de corpul organismului.
Organizmanın vücudunun yakınında, içinde ve yakınında oluyor.Succede vicino, dentro e vicino al corpo dell'organismo.
Organizmanın vücudunun yakınında, içinde ve yakınında oluyor.Sucede cerca y dentro del organismo.
Organizmanın vücudunun yakınında, içinde ve yakınında oluyor.Γίνεται κοντά, μέσα και κοντά, στο σώμα του οργανισμού.
Organizmanın vücudunun yakınında, içinde ve yakınında oluyor.Выращена живым организмом.
Organizmanın vücudunun yakınında, içinde ve yakınında oluyor.Това става близко и вътре в организма.
Organizmanın vücudunun yakınında, içinde ve yakınında oluyor.זה קורה במי ים. זה קורה בתוך גופו של האורגניזם וקרוב מאוד אליו.
Organizmanın vücudunun yakınında, içinde ve yakınında oluyor.إنه يحدث في مياه البحر. إنه يتشكل على جانبي جسم الكائن الحى.
Organizmanın vücudunun yakınında, içinde ve yakınında oluyor.サンディア国立研究所のジェフ・ブリンカー博士が
Otelinin yakınına geliyorum, dışarı çık.Én vagyok. A hotelhez megyek, jöjjön ki.
Otelinin yakınına geliyorum, dışarı çık.Je me rends à ton hôtel, donc viens.
Otelinin yakınına geliyorum, dışarı çık.Εγώ είμαι. Έρχομαι στο ξενοδοχείο, γι'αυτό βγες.
Otelinin yakınına geliyorum, dışarı çık.انها انا سأتي الى الفندق لنلتقي هناك
O yoldan sakın, yakınından bile geçme, Yönünü değiştirip geç.Anna sen olla, älä mene sille, poikkea pois ja mene ohitse.
O yoldan sakın, yakınından bile geçme, Yönünü değiştirip geç.Evítalo; no pases por él. Apártate de él; pasa de largo
O yoldan sakın, yakınından bile geçme, Yönünü değiştirip geç.Evita-o, não passes por ele; desvia-te dele e passa de largo.
O yoldan sakın, yakınından bile geçme, Yönünü değiştirip geç.Evita quella strada, non passarvi, stà lontano e passa oltre
O yoldan sakın, yakınından bile geçme, Yönünü değiştirip geç.Évite-la, n`y passe point; Détourne-t`en, et passe outre.
O yoldan sakın, yakınından bile geçme, Yönünü değiştirip geç.Fereşte-te de ea, nu trece pe ea; ocoleşte -o, şi treci înainte!
O yoldan sakın, yakınından bile geçme, Yönünü değiştirip geç.Hagyd el, át ne menj rajta; térj el tõle, és menj tovább.
O yoldan sakın, yakınından bile geçme, Yönünü değiştirip geç.Hãy tránh đường ấy , chớ đi ngang qua nó ; Hãy xây khỏi nó và cứ đi thẳng .
O yoldan sakın, yakınından bile geçme, Yönünü değiştirip geç.Hãy tránh đường ấy, chớ đi ngang qua nó; Hãy xây khỏi nó và cứ đi thẳng.
O yoldan sakın, yakınından bile geçme, Yönünü değiştirip geç.Janganlah menaruh perhatianmu kepada mereka. Jauhilah mereka dan jalanlah terus
O yoldan sakın, yakınından bile geçme, Yönünü değiştirip geç.그 길을 피하고 지나가지 말며 돌이켜 떠나갈지어다