Ana içeriğe geç
Sözlük

yakışık ile cümle

yakışık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Yakışıklı olmak bir avantajdır.It's an advantage to be good-looking.
O yakışıklı değil, şüphesiz, fakat o iyi huyludur.He is not handsome, to be sure, but he is good-natured.
Tom dünyanın en yakışıklı aktörüdür.Tom is the most handsome actor in the world.
Çok yakışıklı bir prens istisnai güzel bir prensesle tanıştı.A very handsome prince met an exceptionally beautiful princess.
Bu aktör hem yakışıklı hem de yetenekli.That actor is both handsome and skillful.
Şu yakışıklı erkek çocuğuna bak.Look at that good-looking boy.
Erkek arkadaşım akıllı, yakışıklı, ve cana yakındır.My boyfriend is smart, handsome, and friendly too.
Yakışıklı mıyım yoksa değil miyim?Am I handsome or not?
Takım elbisesi ve kravatı ile oldukça yakışıklı görünüyordu.He looked quite handsome in his suit and tie.
O yakışıklıdır. Ayrıca sporda iyidir.He is handsome. In addition, he is good at sport.
O bir beyefendi, yakışıklı, zeki ve zengindir.He is a gentleman, handsome, clever, and rich.
O, yakışıklı ve akıllıdır.He is handsome and clever.
O, yakışıklı bir genç adamdır.He is a handsome young man.
O, yakışıklı genç bir adam oldu.He became a handsome young man.
O sadece yakışıklı.He is anything but handsome.
O, son derece yakışıklıdır.He is tremendously handsome.
O iyi bir çocuk ve daha da iyisi, çok yakışıklı.He is a good boy, and what is better, very handsome.
Onun yanında getirdiği çocuk çok yakışıklıydı.The boy who she brought with her was very handsome.
O, onu yakışıklı olarak tanımladı.She described him as handsome.
Babam uzun boylu ve yakışıklı olmaktan gurur duyuyor.My father is proud of being tall and handsome.
O yakışıklı bir adam.He is a handsome man.
Bu benim erkek kardeşim. Yakışıklı, değil mi?This is my brother. Handsome, isn't he?
O, çok yakışıklıdır.He is very handsome.
O ne yakışıklıdır ne de çirkin.He is neither handsome nor ugly.
Ne yakışıklı!How handsome!
O, yakışıklı olduğunu söyledi.She said that he was handsome.
Niçin İtalya Güzeli var ama İtalya Yakışıklısı yok.Why is there a Miss Italy but no Mister Italy?
Keşke ben onun kadar yakışıklı olsam.If only I were as handsome as he is.
Şu yakışıklı çocuğa bak.Look at that handsome boy.
Philip senden daha yakışıklı.Philip is more handsome than you.
O yakışıklı ve sadece kırk üç yaşındaydı.He was handsome and only forty-three years old.
O, onu yakışıklı buldu.She found him handsome.
Diğer sınıftaki nakil öğrenci süper yakışıklı bir tiptir.The transfer student in the other class is a super good looking guy.
Felicja, Łazarz adında yakışıklı bir adamla evli.Felicja is married to a handsome man called Lazarz.
Benim yakışıklı olduğumu düşünüyor musunuz?Do you think I'm handsome?
Sizce ben yakışıklımıyım?Do you think I'm handsome?
Tom olağanüstü yakışıklı idi.Tom was extraordinarily handsome.
Tom çok yakışıklı.Tom is very handsome.
Tom hâlâ tamamen eskisi kadar yakışıklı.Tom is still just as handsome as he used to be.
Tom yakışıklı bir adam.Tom is a handsome man.
Büyüdükçe Tom gittikçe daha yakışıklı oldu.Tom became more and more handsome as he grew older.
Tom beklediğimden daha yakışıklı.Tom is more handsome than I expected.
Tom son derece yakışıklı bir adam.Tom is an extremely good-looking man.
Tom yakışıklı bir adamdır, ama çok samimi değil.Tom is a good-looking guy, but he's not too friendly.
Tom kesinlikle sınıftaki bütün kızların onun yakışıklı olduğunu düşündüğünü düşünüyor.Tom definitely thinks all the girls in the class think he's handsome.
Tom'un özellikle yakışıklı olduğunu sanmıyorum.I don't think Tom is particularly handsome.
Tüm kadınlar Tom'un gerçekten yakışıklı olduğunu düşünüyorlardı.All the women thought Tom was really handsome.
Tom uzun boylu ve yakışıklı idi.Tom was tall and handsome.
Tom son derece yakışıklıdır.Tom is exceptionally handsome.
Mary, sınıfından Tom adındaki yakışıklı bir oğlana aşık.Mary is in love with a handsome boy from her class named Tom.
Yakışıklı olduğumu düşünüyor musun?Do you think that I'm handsome?
O çok yakışıklı.He is very good-looking.
Ordu yakışıklı, atletik adamın yüzlerce kopyasını klonlamaya karar verdi.The army decided to clone hundreds of copies of the handsome, athletic man.
O, kızın bana söylediği kadar yakışıklı değildi.He wasn't as handsome as she told me.
Yakışıklı olmanın da olumsuz tarafı var.Being handsome also has its downside.
Tom gençken oldukça yakışıklıydı.Tom was quite handsome when he was young.
Tom yakışıklıdır.Tom is handsome.
O, yakışıklı ve çekici.He's handsome and charming.
O esmer ve yakışıklı.He's dark and handsome.
Sen şimdiye kadar gördüğüm en yakışıklı adamsın.You're the most handsome man I've ever seen.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod