Ana içeriğe geç
Sözlük

yahudilerin ile cümle

yahudilerin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
12
ORT. KELİME
İsa bundan sonra Yahudilerin bir bayramı nedeniyle Yeruşalime gitti.這事 以 後 、 到 了 猶 太 人 的 一 個 節期 . 耶穌 就 上 耶路 撒 泠去
Kamplarda öldü, bu da insanların -- ya da Yahudilerin -- çocuklarından sakladıkları bir şeydi o zamanlar.A murit într-un lagăr, şi asta oamenii -- sau evreii cel puţin -- o ascundeau pe vremea aceea de copiii lor.
Kamplarda öldü, bu da insanların -- ya da Yahudilerin -- çocuklarından sakladıkları bir şeydi o zamanlar.Dood in een kamp, ook dat hielden mensen -- de joden althans -- in die tijd verborgen voor hun kinderen.
Kamplarda öldü, bu da insanların -- ya da Yahudilerin -- çocuklarından sakladıkları bir şeydi o zamanlar.Gestorben in den Lagern, die auch Menschen -- oder Juden sowieso -- damals von ihren Kindern fernhielten.
Kamplarda öldü, bu da insanların -- ya da Yahudilerin -- çocuklarından sakladıkları bir şeydi o zamanlar.캠프에서 죽어서, 많은 사람들이 어쨌든 유태인들을 어떻게 해서든-- 과거에는 그들의 어린이들로부터 숨겼지
Kamplarda öldü, bu da insanların -- ya da Yahudilerin -- çocuklarından sakladıkları bir şeydi o zamanlar.Morti nei campi, anche questo la gente -- o gli Ebrei quantomeno -- teneva allora segreto ai propri figli.
Kamplarda öldü, bu da insanların -- ya da Yahudilerin -- çocuklarından sakladıkları bir şeydi o zamanlar.Murió en los campos, eso también solían... o los Judíos... lo ocultaban de sus hijos, en esos tiempos.
Kamplarda öldü, bu da insanların -- ya da Yahudilerin -- çocuklarından sakladıkları bir şeydi o zamanlar.Zginęła w obozie - to również ludzie - Żydzi w każdym razie - ukrywali wtedy przed dziećmi.
Kamplarda öldü, bu da insanların -- ya da Yahudilerin -- çocuklarından sakladıkları bir şeydi o zamanlar.Загинала в лагерите, които хората също... или поне евреите... са пазели от децата си по онова време.
Kamplarda öldü, bu da insanların -- ya da Yahudilerin -- çocuklarından sakladıkları bir şeydi o zamanlar.Умерла в лагере, в котором люди, евреи, не имеет значения, удерживались вдали от своих детей.
Kamplarda öldü, bu da insanların -- ya da Yahudilerin -- çocuklarından sakladıkları bir şeydi o zamanlar.'מתו במחנות', גם את זה אנשים-- בכל אופן, יהודים-- נמנעו מלספר לילדיהם בזמן ההוא.
Kamplarda öldü, bu da insanların -- ya da Yahudilerin -- çocuklarından sakladıkları bir şeydi o zamanlar.ماتت في المخيم , كأغلب الناس هناك -- او اليهود -- ابعدوا عن أطفالهم اذن
Kendisini neyle suçladıklarını bilmek istediğim için onu Yahudilerin Yüksek Kurulunun önüne çıkarttım.A chcąc wiedzieć przyczynę, dla której by nań skarżyli, wywiodłem go przed ich radę;
Kendisini neyle suçladıklarını bilmek istediğim için onu Yahudilerin Yüksek Kurulunun önüne çıkarttım.A chcúc dokonale zvedieť príčinu, pre ktorú na neho žalujú, zaviedol som ho dolu pred ich vysokú radu
Kendisini neyle suçladıklarını bilmek istediğim için onu Yahudilerin Yüksek Kurulunun önüne çıkarttım.A chtěje zvěděti, z čeho by jej vinili, uvedl jsem ho do rady jejich.
Kendisini neyle suçladıklarını bilmek istediğim için onu Yahudilerin Yüksek Kurulunun önüne çıkarttım.Am vrut să aflu pricina pentru care -l pîrau, şi l-am adus înaintea Soborului lor.
Kendisini neyle suçladıklarını bilmek istediğim için onu Yahudilerin Yüksek Kurulunun önüne çıkarttım.Bởi tôi muốn biết vì cớ nào họ cáo người , nên giải người đến tòa công_luận .
Kendisini neyle suçladıklarını bilmek istediğim için onu Yahudilerin Yüksek Kurulunun önüne çıkarttım.Bởi tôi muốn biết vì cớ nào họ cáo người, nên giải người đến tòa công luận.
Kendisini neyle suçladıklarını bilmek istediğim için onu Yahudilerin Yüksek Kurulunun önüne çıkarttım.Da ich aber erkunden wollte die Ursache, darum sie ihn beschuldigten, führte ich ihn in ihren Rat.
Kendisini neyle suçladıklarını bilmek istediğim için onu Yahudilerin Yüksek Kurulunun önüne çıkarttım.Desideroso di conoscere il motivo per cui lo accusavano, lo condussi nel loro sinedrio
Kendisini neyle suçladıklarını bilmek istediğim için onu Yahudilerin Yüksek Kurulunun önüne çıkarttım.Hoteč pa zvedeti vzrok, zakaj ga tožijo, sem ga peljal v njih veliki zbor;
Kendisini neyle suçladıklarını bilmek istediğim için onu Yahudilerin Yüksek Kurulunun önüne çıkarttım.Ja koska tahdoin tietää, mistä asiasta he häntä syyttivät, vein hänet heidän neuvostoonsa
Kendisini neyle suçladıklarını bilmek istediğim için onu Yahudilerin Yüksek Kurulunun önüne çıkarttım.유대인들이 무슨 일로 그를 송사하는지 알고자 하여 저희 공회로 데리고 내려갔더니
Kendisini neyle suçladıklarını bilmek istediğim için onu Yahudilerin Yüksek Kurulunun önüne çıkarttım.Meg akarván pedig tudni az okát, miért vádolják õt, levivém õt az õ tanácsuk elébe.
Kendisini neyle suçladıklarını bilmek istediğim için onu Yahudilerin Yüksek Kurulunun önüne çıkarttım.Men då jag också ville veta vad de anklagade honom för, lät jag ställa honom inför deras Stora råd.
Kendisini neyle suçladıklarını bilmek istediğim için onu Yahudilerin Yüksek Kurulunun önüne çıkarttım.Og da jeg vilde vide Årsagen, hvorfor de anklagede ham, førte jeg ham ned for deres Råd
Kendisini neyle suçladıklarını bilmek istediğim için onu Yahudilerin Yüksek Kurulunun önüne çıkarttım.og da jeg vilde vite hvad det var de hadde å klage på ham, førte jeg ham ned for deres råd.
Kendisini neyle suçladıklarını bilmek istediğim için onu Yahudilerin Yüksek Kurulunun önüne çıkarttım.Omdat ik precies wilde weten waarvan ze hem beschuldigden, bracht ik hem voor hun Hoge Raad.
Kendisini neyle suçladıklarını bilmek istediğim için onu Yahudilerin Yüksek Kurulunun önüne çıkarttım.Querendo saber a causa por que o acusavam, levei-o ao sinédrio deles;
Kendisini neyle suçladıklarını bilmek istediğim için onu Yahudilerin Yüksek Kurulunun önüne çıkarttım.Queriendo saber el delito por el cual le acusaban, le hice bajar al Sanedrín de ellos
Kendisini neyle suçladıklarını bilmek istediğim için onu Yahudilerin Yüksek Kurulunun önüne çıkarttım.Voulant connaître le motif pour lequel ils l`accusaient, je l`amenai devant leur sanhédrin.
Kendisini neyle suçladıklarını bilmek istediğim için onu Yahudilerin Yüksek Kurulunun önüne çıkarttım.Θελων δε να μαθω αιτιαν, δια την οποιαν εκατηγορουν αυτον, κατεβιβασα αυτον εις το συνεδριον αυτων
Kendisini neyle suçladıklarını bilmek istediğim için onu Yahudilerin Yüksek Kurulunun önüne çıkarttım.Потом, желая узнать, в чем обвиняли его, привел его в синедрион их
Kendisini neyle suçladıklarını bilmek istediğim için onu Yahudilerin Yüksek Kurulunun önüne çıkarttım.Хотівши ж довідатись про причину, за що обвинували його, увів його в раду їх,
Kendisini neyle suçladıklarını bilmek istediğim için onu Yahudilerin Yüksek Kurulunun önüne çıkarttım.ובאשר חפצתי לדעת על מה שמנו אתו הורדתיו אל הסנהדרין שלהם׃
Kendisini neyle suçladıklarını bilmek istediğim için onu Yahudilerin Yüksek Kurulunun önüne çıkarttım.‎وكنت اريد ان اعلم العلّة التي لاجلها كانوا يشتكون عليه فانزلته الى مجمعهم‎.
Kendisini neyle suçladıklarını bilmek istediğim için onu Yahudilerin Yüksek Kurulunun önüne çıkarttım.因 要 知 道 他 們 告 他 的 緣 故 、 我 就 帶 他 下 到 他 們 的 公 會 去
Kendisini neyle suçladıklarını bilmek istediğim için onu Yahudilerin Yüksek Kurulunun önüne çıkarttım.因要 知道 他 們告 他 的 緣故 、 我 就 帶 他 下到 他 們的 公會去
Kent halkı ikiye bölündü. Bazıları Yahudilerin, bazıları da elçilerin tarafını tuttu.A rozdvojilo sa množstvo mesta, jedni boli so Židmi a druhí s apoštolmi.
Kent halkı ikiye bölündü. Bazıları Yahudilerin, bazıları da elçilerin tarafını tuttu.De a városnak sokasága meghasonlék; és némelyek a zsidók mellett, mások pedig az apostolok mellett valának.
Kent halkı ikiye bölündü. Bazıları Yahudilerin, bazıları da elçilerin tarafını tuttu.De stad raakte in twee kampen verdeeld. Sommigen waren voor de Joden, anderen voor de apostelen.
Kent halkı ikiye bölündü. Bazıları Yahudilerin, bazıları da elçilerin tarafını tuttu.Die Menge aber der Stadt spaltete sich; etliche hielten's mit den Juden und etliche mit den Aposteln.
Kent halkı ikiye bölündü. Bazıları Yahudilerin, bazıları da elçilerin tarafını tuttu.E se dividiu o povo da cidade; uns eram pelos judeus, e outros pelos apóstolos.
Kent halkı ikiye bölündü. Bazıları Yahudilerin, bazıları da elçilerin tarafını tuttu.I rozdělilo se množství města, a jedni byli s Židy, a jiní s apoštoly.
Kent halkı ikiye bölündü. Bazıları Yahudilerin, bazıları da elçilerin tarafını tuttu.I rozerwało się mnóstwo miejskie, a byli jedni z Żydami a drudzy z Apostołami.
Kent halkı ikiye bölündü. Bazıları Yahudilerin, bazıları da elçilerin tarafını tuttu.Ja kaupungin väestö jakaantui: toiset olivat juutalaisten puolella, toiset taas apostolien puolella.
Kent halkı ikiye bölündü. Bazıları Yahudilerin, bazıları da elçilerin tarafını tuttu.그 성내 무리가 나뉘어 유대인을 좇는 자도 있고 두 사도를 좇는 자도 있는지라
Kent halkı ikiye bölündü. Bazıları Yahudilerin, bazıları da elçilerin tarafını tuttu.La gente de la ciudad estaba dividida: Unos estaban con los judíos, otros con los apóstoles
Kent halkı ikiye bölündü. Bazıları Yahudilerin, bazıları da elçilerin tarafını tuttu.La population de la ville se divisa: les uns étaient pour les Juifs, les autres pour les apôtres.
Kent halkı ikiye bölündü. Bazıları Yahudilerin, bazıları da elçilerin tarafını tuttu.Men folket i staden delade sig, så att somliga höllo med judarna, andra åter med apostlarna.
Kent halkı ikiye bölündü. Bazıları Yahudilerin, bazıları da elçilerin tarafını tuttu.Men Mængden i Byen blev uenig, og nogle holdt med Jøderne, andre med Apostlene.
Kent halkı ikiye bölündü. Bazıları Yahudilerin, bazıları da elçilerin tarafını tuttu.Mestna množica se pa razdeli, in eni so bili za Jude, drugi pa za apostola.
Kent halkı ikiye bölündü. Bazıları Yahudilerin, bazıları da elçilerin tarafını tuttu.Mulţimea din cetate s'a desbinat: unii erau cu Iudeii, alţii cu apostolii.
Kent halkı ikiye bölündü. Bazıları Yahudilerin, bazıları da elçilerin tarafını tuttu.Nhưng dân chúng trong thành chia phe ra: kẻ thì theo bên Giu-đa, người thì theo bên hai sứ đồ.
Kent halkı ikiye bölündü. Bazıları Yahudilerin, bazıları da elçilerin tarafını tuttu.Nhưng dân_chúng trong thành chia phe ra : kẻ thì theo bên Giu-đa , người thì theo bên hai sứ đồ .
Kent halkı ikiye bölündü. Bazıları Yahudilerin, bazıları da elçilerin tarafını tuttu.Og mengden i byen delte sig; nogen holdt med jødene, andre med apostlene.
Kent halkı ikiye bölündü. Bazıları Yahudilerin, bazıları da elçilerin tarafını tuttu.Εσχισθη δε το πληθος της πολεως, και οι μεν ησαν μετα των Ιουδαιων, οι δε μετα των αποστολων.
Kent halkı ikiye bölündü. Bazıları Yahudilerin, bazıları da elçilerin tarafını tuttu.Между тем народ в городе разделился: и одни были на стороне Иудеев, а другие на стороне Апостолов.
Kent halkı ikiye bölündü. Bazıları Yahudilerin, bazıları da elçilerin tarafını tuttu.Та розділилась громада городська, і одні були з Жидами, а другі з апостолами.
Kent halkı ikiye bölündü. Bazıları Yahudilerin, bazıları da elçilerin tarafını tuttu.ויחלק המון העיר לחצי אלה נטו אחרי היהודים ואלה אחרי השליחים׃
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod