1948'de Lübnan Yahudileri İsrail'in kurulmasına karşı çıktılar.Nel 1948 gli ebrei del Libano si dimostrarono contrari alla creazione dello Stato di Israele.
Yahudi Latincesi, Zarphatik, Şuadit, Katalanik ve Yahudi Aragoncası dillerinin tümü şu anda ölü dillerdir.Lo Giudeo-Latino, lo Zarfatico, lo Shuadit e il Giudeo-Aragonese sono tutte lingue estinte.
Bu şekilde iki milyona yakın Yahudiyi öldürdüğü tahmin ediliyor.Ne risultava l'uccisione di due ebrei.
Çin'deki Yahudilerin tarihi uzun bir geçmişe dayanır.L'ebraismo in Cina ha una lunga storia.
Yahudiler tarafından Yahudilik-dışı görülürler.Nissim, Ebrei invisibili.
Yahudiler ise Batı Duvarı (Ağlama Duvarı) kenarında bulunan kendi sinagoglarına çekilmişlerdi.Appartenevano alla nobiltà ebraica, e contavano tra loro dei rabbini.
Yahudiler sıklıkla birçok Avrupa ülkesinde katledilmiş ve buralardan sürülmüştür.Gli ebrei vennero frequentemente massacrati ed esiliati da varie nazioni europee.
Gemara, Yahudi ilim dünyasının iki önemli merkezi Filistin ve Babil'den çıkmıştır.La Ghemara ha origine da due importanti centri di studi ebraici, la Palestina e Babilonia.
Polonya Krallığı'nda ise toplam nüfusun %14'ünü oluşturan 1,3 milyon Yahudi bulunmaktaydı.Nelle terre precedentemente polacche ci sono 1.300.000 ebrei o 14% della popolazione totale.
1500 yılından itibaren, daha çok İspanyol engizisyonundan kaçan Sefarad Yahudileri buraya yerleşti.Dal 1500 in poi, vi si stabilirono molti ebrei sefarditi fuggiti dall'Inquisizione spagnola.
Başlarda, Hasidik olan ve olmayan Yahudiler arasında ciddi bir hizipleşme yaşanmıştır.Tuttavia, presto ci fu un grave scisma tra ebrei chassidici e non chassidici.
Arlen Hyman Arluck adıyla Buffalo, New York'ta yahudi bir hazzanın oğlu olarak dünyaya geldi.Arlen nacque come Hyman Arluck, a Buffalo, figlio di un ebreo cantor.
İkinci Haçlı Seferi (1147) sırasında da, Fransa’daki Yahudiler sık sık katliamlara kurban gitmişlerdir.Nel Seconda Crociata (1147) gli ebrei in Francia furono oggetto di massacri frequenti.
1930'da yapılan nüfus sayımına göre ülkede Arnavutluk'ta kayıtlı 204 Yahudi bulunmaktaydı.Secondo il censimento albanese del 1930, vi erano solo 204 ebrei iscritti a quel tempo in Albania.
Sonra Yahudiler için geldiler, sesimi çıkarmadım, çünkü Yahudi değildim.Poi vennero a prendere gli ebrei, e stetti zitto, perché mi stavano antipatici.
Ana madde: Kim Yahudidir?Voce principale: Chi è ebreo?.
Kısa sürede keşfedilen tünelin varlığı, genç Yahudiler ile Araplar arasında çatışmaya sebebiyet verdi.Poco dopo venne scoperto un tunnel, che causò una grave rissa tra giovani ebrei e gli arabi della zona.
Almanya'da Nazilerin yükselişiyle Alman ve Avusturyalı bazı Yahudiler Arnavutluk'a göç etti.Con l'ascesa della Germania nazista un certo numero di ebrei tedeschi e austriaci si rifugiò in Albania.
Ailesi Yahudi kökenli olup Almanya ve Hollanda'dan İsrail'e gelmiştir.Le famiglie dei suoi genitori erano ebree, e si erano trasferite in Israele dalla Germania e dai Paesi Bassi.
Yahudiler, botanik, coğrafya, tıp, matematik, şiir ve felsefe alanlarında da katkıda bulunmuşlardır.Gli ebrei contribuirono anche alla botanica, geografia, medicina, matematica, poesia e filosofia.
1966, Kiryat Gat) İran Yahudisi kökenli İsrailli fotoğrafçıdır.Adi Nes (Kiryat Gat, 1966) è un fotografo israeliano.
1947'de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Filistin'i Yahudiler ve Araplar arasında bölüştürmeye karar verdi.1947 - L'Assemblea Generale delle Nazioni Unite vota per la partizione della Palestina tra Arabi ed Ebrei.
1862 - Rusya kontrolündeki bölgede Yahudilere eşit haklar tanındı.1862 agli ebrei vengono concessi pari diritti al Regno del Congresso controllato dai russi.
1924 - Polonya'da toplam nüfusun %10,5'ini oluşturan 2.989.000 Yahudi vardı.1924 si riscontrano 2.989.000 ebrei secondo un sondaggio di religioni in Polonia (10.5% del totale).
Nathan Rosen (22 Mart 1909 - 18 Aralık 1995), Yahudi asıllı Amerikan fizikçi.Nathan Rosen (22 marzo 1909 – 18 dicembre 1995) fu un fisico israeliano.
Yahudiye'deki savaşta komutayı oğlu Titus'u bırakan Vespasian, Ekim 70'te Roma'ya geldi.Affidando la guerra in Giudea al figlio Tito, giunse finalmente a Roma nel 70.
Braff, South Orange, New Jersey'de Yahudi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi.Braff nasce a South Orange, nel New Jersey, da una famiglia di origine ebraica.
1633 - Poznań'daki Yahudilere şehirdeki Yahudi çeyreğine Hristiyanların girme yasağı hakkı tanındı.1633 ebrei di Poznań ricevono il privilegio di proibire ai cristiani di entrare nella loro città.
"Kötü" tür, ırklarından ötürü Yahudilere karşı nefreti körüklüyordu.Il tipo "cattivo" istigava l'odio diretto contro gli ebrei per il solo fatto della loro discendenza.
Yahudi alaylarına katılın.Arruolatevi nel reggimento ebraico!.
30.000 Yahudi Dachau, Sachsenhausen, Buchenwald ve Oranieburg toplama kamplarına gönderildi.Circa 30 000 ebrei furono così deportati nei campi di concentramento di Dachau, Buchenwald e Sachsenhausen.
II. Matatyahu Antigonus, Yahudiye kralı II. Aristobulus'un oğluydu.Antigono II Mattatia Asmoneo (... – 37 a.C.) era il figlio del re Aristobulo II di Giudea.
Yahudi geleneklerine uyan çeşitli gruplar bulunmaktadır.Esistono alcuni gruppi che hanno adottato customanze e pratiche ebraiche.
1501 - Kral Alexander Jagiellon Yahudileri Litvanya Büyük Dükalığı'na tekrar kabul etti.1501 re Alessandro di Polonia riammette gli ebrei nel granducato di Lituania.
1,002,400 kişilik nüfusun %86'sını Yahudiler %14'ünü ise çoğunlukla Müslüman olan Araplar oluşturur.La popolazione del distretto Meridionale è di 1.002.400 e l'86% ebrea e 14% araba (per lo più musulmana).
Dualara yaklaşım Yahudi mezhepleri arasında da farklılık gösterir.L'approccio alla preghiera varia tra le confessioni ebraiche.
Ancak Mulisch'in annesi bir Yahudi ydi.La madre di Mulisch, Alice Schwarz, era ebrea.
Sur'da 1071 yılında Yahudi Akademisi kuruldu.L'accademia ebraica palestinese si stabilì a Tiro nel 1071.
Yahudi bir ailede yetişmesine rağmen, sonralarda agnostik oldu ve kendini hümanist olarak tanımladı.Sebbene cresciuto in una famiglia ebraica, in seguito divenne agnostico.
Yahudi bayramları arasında en çok kutlanan bayramlardan biridir.Nell'Ebraismo è una delle festività più importanti.
Varsayıldığı üzere ülkedeki en kalabalık Yahudi nüfusu 250 kişiyle 1972 yılında gerçekleşti.Le ultime condanne in base a questa legge furono nei confronti di 227 uomini nel 1992.
Arap çeteleri konvoylara ve Yahudi nüfusa saldırmaya başladı.Bande di arabi iniziarono a compiere atti di violenza e omicidi contro i convogli e la popolazione ebraica.
İsrail, aynı zamanda, vatandaşların çoğunluğunun Yahudi olduğu dünyanın tek ülkesidir.Israele è la sola nazione dove gli ebrei siano una maggioranza della popolazione.
Libya’da Yahudilerin vatandaşlıkları ellerinden alındı ve Irak’ta mal varlıklarına el konuldu.In Libia gli ebrei furono privati della cittadinanza e in Iraq le proprietà furono requisite.
2. § 2 ^ Josephus, Yahudilerin eski eserleri xviii.10, § 1. ^ Flavio Giuseppe, Antichità giudaiche XII.
Osmanlılar da bu dile "Yahudice" demişlerdir.Insegneranno a Rob ad "essere" ebreo.
Bu fikrin kaynağı ise yıllar önceki bir Yahudi isyanında aldığı yenilgiydi.Questa fu una conseguenza di un'altra sconfitta subita anni prima durante la rivolta degli ebrei.
Yahudilerin alkol yapıp halka sattığı bilinmekteydi.Storicamente, centinaia di ebrei producevano e vendevano alcol in città.
Karaçi'de küçük bir Yahudi cemaati varlıklarını halen sürdürmektedir.A Viareggio esiste un piccolo cimitero ebraico.
Selçuk ve Osmanlı hakimiyetinde Yahudi toplumu büyüyüp gelişti.Grande importanza ha avuto ed ha la comunità ebraica.
Bağdat'ta 1828'de Yahudi katliamı gerçekleşti.Si compì un massacro degli ebrei a Baghdad nel 1828.
Napolyon ve Yahudiler).Roma e gli ebrei.
Yıllardır Yahudi sorunu ile yakından ilgilenmişti.Si interessò molto alla questione ebraica.
Alman Komünist Partisi’nin 13 lideri de Yahudiydi.Sui sette membri del Comando Collettivo dell'AK tre erano ebrei.
Yahudiler ve Hıristiyanlar Fas'tan ve İslam yönetimindeki İspanya'dan kovulmuşlardır.Ebrei e cristiani furono espulsi dal Marocco e dalla Spagna islamica.
Yahudi organizasyonlarının yardımlarıyla bunların bazıları İsrail'e göç etti.Con l'aiuto di organizzazioni ebraiche, alcuni membri della comunità sono emigrati in Israele.
Yahudilikte önemli bir metin olan Mişna bu dönemde tamamlandı.La Mishnah, un importante testo religioso ebraico, venne completata in questo periodo.
Ölüm ve Matem – Yahudilikte çok aşamalı bir matem uygulaması vardır.Morte e lutto – l'Ebraismo ha una pratica a varie fasi nell'osservanza del lutto.
Yahudi olmak suç mu?Non è facile essere ebreo.
Christmann, 1578'de Hristiyanlık'a geçmeden önce Yahudi'ydi.Nato ebreo, si convertì al cristianesimo calvinista prima del 1578.