Onlar çalışıyor yada ev işleriyle ilgili değillerdir.Sunt la muncă, sau nu fac parte din gospodărie.
Onlar çalışıyor yada ev işleriyle ilgili değillerdir.Ze werken of ze maken geen deel uit van het huishouden.
Onlar çalışıyor yada ev işleriyle ilgili değillerdir.Они либо на работе, либо не являются частью семьи.
Onlar çalışıyor yada ev işleriyle ilgili değillerdir.Те работят, или не са част от домакинството.
Onlar çalışıyor yada ev işleriyle ilgili değillerdir.הם עובדים, או שהם לא נוטלים חלק בניהול משק הבית.
Onlar çalışıyor yada ev işleriyle ilgili değillerdir.إما يعملون، او قد لا يكونون جزئا من العائلة في الأساس.
Onlar çalışıyor yada ev işleriyle ilgili değillerdir.マザーズ2マザーズは
Ön tarafta kemer gibi bir çıkıntıları olan kabuklarıyla bir İspanyol semerine yada Galapago'ya benzerlerAu carapacea cu un arc curbat în faţă, care arata exact ca o şa spaniolă, sau " galapago " .
Ön tarafta kemer gibi bir çıkıntıları olan kabuklarıyla bir İspanyol semerine yada Galapago'ya benzerlerMají výrazně zakřivený krunýř, připomínající Španělské sedlo. "Galápago".
Ön tarafta kemer gibi bir çıkıntıları olan kabuklarıyla bir İspanyol semerine yada Galapago'ya benzerler'Εχουν καβούκια με καμάρα μπροστά, σαν σπανιόλικη σέλα, " γκαλάπαγκο " .
Ön tarafta kemer gibi bir çıkıntıları olan kabuklarıyla bir İspanyol semerine yada Galapago'ya benzerlerСовершенно иначе выглядит их панцирь напоминающий традиционное испанское седло "Галапаго".
Ön tarafta kemer gibi bir çıkıntıları olan kabuklarıyla bir İspanyol semerine yada Galapago'ya benzerler.וכאן הצבים נראים שונה מאוד יש להם שריון שבחזיתו קשת מקומרת הנראית בדיוק כמו אוכף ספרדי .או בספרדית- גאלאפאגו
Ön tarafta kemer gibi bir çıkıntıları olan kabuklarıyla bir İspanyol semerine yada Galapago'ya benzerlerعندهم الأصداف مع قوس مقوّس في الجبهة الذي يشبه تماما سرج إسباني أو غالاباغوس
Onun anlamı neydi yada onu hissetmek, bir tür sezgisel farkındalık ki bende oraya doğru gitmek istiyordum.느껴졌습니다 내가 말할 수 있는 그것의 의미, 느낌은 내가 가고자 하는 방향을 제시하는
Onun bu son kayıtı gerçekten yaşayan, nefes alan bir yadigar olmasını sağlıyor.Chiar ajută acest ultim său album să fie o pomenire vie.
Onun bu son kayıtı gerçekten yaşayan, nefes alan bir yadigar olmasını sağlıyor.Collaborateur 2 : ça fait vraiment de son dernier enregistrement un mémorial vivant, qui respire.
Onun bu son kayıtı gerçekten yaşayan, nefes alan bir yadigar olmasını sağlıyor.Dà l'opportunità a questo suo ultimo pezzo di essere un tributo vivente e vitale.
Onun bu son kayıtı gerçekten yaşayan, nefes alan bir yadigar olmasını sağlıyor.Díky tomuhle může být jeho poslední nahrávka živoucí, dýchající vzpomínkou.
Onun bu son kayıtı gerçekten yaşayan, nefes alan bir yadigar olmasını sağlıyor.Es erlaubt seiner letzten Aufnahme seiner letzten Aufnahme wirklich ein lebendiges, atmendes Denkmal zu sein.
Onun bu son kayıtı gerçekten yaşayan, nefes alan bir yadigar olmasını sağlıyor.Ini sangat membuat rekaman terakhirnya menjadi hidup, dan bernafas.
Onun bu son kayıtı gerçekten yaşayan, nefes alan bir yadigar olmasını sağlıyor.Isto realmente permite que esta última gravação seja uma memória viva, que respira.
Onun bu son kayıtı gerçekten yaşayan, nefes alan bir yadigar olmasını sağlıyor.두번째 공동 작업자 : 살아있고 숨쉬는 기념이 되기 위해 그의 마지막 기록을 허락하는 것입니다.
Onun bu son kayıtı gerçekten yaşayan, nefes alan bir yadigar olmasını sağlıyor.Lehetővé válik, hogy utolsó felvétele egy élő, légegző emlékmű legyen.
Onun bu son kayıtı gerçekten yaşayan, nefes alan bir yadigar olmasını sağlıyor.Logra realmente que su última grabación se vuelva un memorial vivo, que respire.
Onun bu son kayıtı gerçekten yaşayan, nefes alan bir yadigar olmasını sağlıyor.Medewerker Twee: Hierdoor is deze laatste opname van hem echt een levend gedenkstuk.
Onun bu son kayıtı gerçekten yaşayan, nefes alan bir yadigar olmasını sağlıyor.To naprawdę pozwala jego ostatniemu nagraniu, na bycie żywym, oddychającym pomnikiem.
Onun bu son kayıtı gerçekten yaşayan, nefes alan bir yadigar olmasını sağlıyor.Αυτή η συνεργασία επιτρέπει σε αυτή την τελευταία ηχογράφηση να μετατραπεί σε ένα ζωντανό φόρο τιμής.
Onun bu son kayıtı gerçekten yaşayan, nefes alan bir yadigar olmasını sağlıyor.Проектът наистина позволява този негов последен запис да бъде един жив, дишащ мемориал.
Onun bu son kayıtı gerçekten yaşayan, nefes alan bir yadigar olmasını sağlıyor.Це справді зробило його останній запис живим пам'ятником.
Onun bu son kayıtı gerçekten yaşayan, nefes alan bir yadigar olmasını sağlıyor.Это действительно делает его последнюю запись живым, дышащим памятником.
Onun bu son kayıtı gerçekten yaşayan, nefes alan bir yadigar olmasını sağlıyor.משתתף שני: זה ממש נותן להקלטה האחרונה שלו להפוך למפעל הנצחה חי ונושם.
Onun bu son kayıtı gerçekten yaşayan, nefes alan bir yadigar olmasını sağlıyor.مساهم 2: إنه يسمح فعلا لهذا التسجيل الأخير له ان يكون ذكراه الخالدة.
Onun bu son kayıtı gerçekten yaşayan, nefes alan bir yadigar olmasını sağlıyor.彼の最後のレコーディングを 生きた思い出にしたのです ファンによって描かれた
Onun sürati yada hızının büyüklüğü sabit olmasına rağmen hızın yönünün değiştiğini biliyoruz.אפילו אם גודל המהירות שלו קבועה, אנו יודעים שכוון המהירות משתנה בצורה רציפה.
Onun sürati yada hızının büyüklüğü sabit olmasına rağmen hızın yönünün değiştiğini biliyoruz.على الرغم من ان سرعتها قد تكون ثابتة , او مقدار سرعتها قد تكون ثابتة ونحن نعلم أن اتجاه السرعة تتغير في ثبات
Onun tanrıça yada bu tarz şeyler olduğu şarkılar yazamazdım.Ich würde nicht einen Song darüber schreiben, dass sie eine Göttin ist und so.
Onun tanrıça yada bu tarz şeyler olduğu şarkılar yazamazdım.Nechtěl jsem psát o tom, jak je božská a podobně.
Onun tanrıça yada bu tarz şeyler olduğu şarkılar yazamazdım.Δεν θα ήθελα να γράψω ένα τραγούδι για να την παρουσιάσω σαν θεά.
Onun tanrıça yada bu tarz şeyler olduğu şarkılar yazamazdım.Я бы не стал писать о том, что она богиня и всё такое.
Örneğin, O zaman Amerikanın yüzde 91'i.... ...çifliklerde yada küçük kasabalarında yaşıyordu.예를 들어 당시 91퍼센트의 미국인들은 농장이나 조그마한 마을에서 살았습니다
Örneğin, O zaman Amerikanın yüzde 91'i.... ...çifliklerde yada küçük kasabalarında yaşıyordu.Ad esempio, a quel tempo, il 91 percento dell'America abitava o nelle fattorie o in piccoli paesi.
Örneğin, O zaman Amerikanın yüzde 91'i.... ...çifliklerde yada küçük kasabalarında yaşıyordu.De exemplu, în acea perioadă, 91% din populația Americii trăia în ferme sau mici orașe.
Örneğin, O zaman Amerikanın yüzde 91'i.... ...çifliklerde yada küçük kasabalarında yaşıyordu.Par exemple, à cette époque, 91 pour cent des américains vivaient dans des fermes ou des petites villes.
Örneğin, O zaman Amerikanın yüzde 91'i.... ...çifliklerde yada küçük kasabalarında yaşıyordu.Por ejemplo, en ese momento, el 91% de los estadounidenses vivía en granjas o pueblos pequeños.
Örneğin, O zaman Amerikanın yüzde 91'i.... ...çifliklerde yada küçük kasabalarında yaşıyordu.W tamtych czasach 91% Amerykanów mieszkało na farmach lub w małych miejscowościach.
Örneğin, O zaman Amerikanın yüzde 91'i.... ...çifliklerde yada küçük kasabalarında yaşıyordu.Zum Beispiel, ca. 91% der Amerikaner zur damaligen Zeit lebten entweder auf Farmen oder in kleinen Städten.
Örneğin, O zaman Amerikanın yüzde 91'i.... ...çifliklerde yada küçük kasabalarında yaşıyordu.Για παράδειγμα, εκείνη την εποχή, 91 τοις εκατό της Αμερικής ζούσε είτε σε αγροκτήματα είτε σε μικρές πόλεις.
Örneğin, O zaman Amerikanın yüzde 91'i.... ...çifliklerde yada küçük kasabalarında yaşıyordu.Например, в онова време 91 процента от хората в Америка живеели или във ферми, или в малки градове.
Örneğin, O zaman Amerikanın yüzde 91'i.... ...çifliklerde yada küçük kasabalarında yaşıyordu.Например, в то время 91% американцев жили либо на фермах, либо в посёлках.
Örneğin, O zaman Amerikanın yüzde 91'i.... ...çifliklerde yada küçük kasabalarında yaşıyordu.גרו בחוות או בעיירות קטנות. אז, המכונית -
Örneğin, O zaman Amerikanın yüzde 91'i.... ...çifliklerde yada küçük kasabalarında yaşıyordu.فعلى سبيل المثال، في ذلك العصر، 91 بالمائة من سكان أمريكا كانوا يعيشون في المزارع أو في قرى صغيرة
Örneğin, O zaman Amerikanın yüzde 91'i.... ...çifliklerde yada küçük kasabalarında yaşıyordu.農場や小さな町に住んでいました 自動車の出現 すなわち-
Örneğin, x eksi 2 küçüktür yada eşittir 1.Na przykład: x - 2 ≤ 1
Örneğin, x eksi 2 küçüktür yada eşittir 1.Vamos a hacer x menos 2 es menor o igual a 1.
Örneğin, x eksi 2 küçüktür yada eşittir 1.Vamos fazer x menos 2 é menor ou igual a 1.
Örneğin, x eksi 2 küçüktür yada eşittir 1.x - 2 ≤ 1 를 풀어봅시다
Örneğin, x eksi 2 küçüktür yada eşittir 1.Имаме х минус 2 е по-малко или равно на 1.
Örneğin, x eksi 2 küçüktür yada eşittir 1.Розв'яжімо х мінус 2, менше чи дорівнює 1.
Örneğin, x eksi 2 küçüktür yada eşittir 1.لنفترض ان x - 2 < = 1
Örneğin, x eksi 2 küçüktür yada eşittir 1.もう一度、左にx だけを残します。