yabancılar ile cümle

yabancılar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Brianchon teoremi Arkadaşlar ve yabancılarla ilgili teoremBrianchon's theorem Theorem on friends and strangers
Uzun tutukluluk davalarının yaklaşık yüzde 75'i yabancıları içeriyordu.Approximately 75 percent of lengthy detention cases involved foreigners.
Yabancıların Suriye'de gayrimenkul sahibi olmaları da daha zor ve kısıtlayıcıdır.It is also harder and more restrictive for foreigners to own real estate in Syria.
Bu benim yabancılar arasındaki ilk gecemdi.Es war meine erste Nacht unter Fremden.
Yabancılar Fuji' ye hayran olur.Die Ausländer bewundern den Fuji.
İngilizler trende nadiren yabancılarla konuşurlar.Engländer sprechen im Zug selten mit Fremden.
Yabancılardan içecek kabul etmeyin.Nehmen Sie keine Getränke von Fremden an!
Yabancılardan şeker almayın.Nehmt keine Süßigkeiten von Fremden.
Yabancıların arabalarına binmeyin.Steigt nicht zu Fremden ins Auto.
Wetzlar'ın nüfusunun %11,5'i yabancılardan oluşmaktadır.11,4 % der Dessauer sind Protestanten.
Yabancılara karşı utangaç ve şüphecidir.Er ist misstrauisch gegenüber Fremden und Fremdem.
Yabancılara karşı ise çok acımasızdırlar.Die Frauen sind Fremden gegenüber sehr scheu.
Görünüşe göre bu yerleşimler yabancılar tarafından iskan edildi.Dieses Land ist von den Ausländern überfallen worden.
Yabancılar için erişim izni ise hiç bulunmuyordu.Eine Verleihung an Ausländer war nicht vorgesehen.
Yabancılara karşı genellikle şüpheyle yaklaşır, kendine son derece güvenlidir.Meist zeigt er sich sehr selbstbewusst, Fremden gegenüber ist er distanziert.
Trendeki Yabancılar (Strangers on a Train), 1951 yapımı bir Alfred Hitchcock filmidir.Der Fremde im Zug (OT: Strangers on a Train) ist ein Thriller von Alfred Hitchcock aus dem Jahr 1951.
Öyle ki, 17. yüzyılda mimari bile yabancıların eline geçmiştir.Noch während des 13. Jahrhunderts erfolgte auch der Ausschluss der Handwerker vom Ratsherrenamt.
Kadınlar, çocuklar, yabancılar ve esirler vatandaş sayılmazdı.Frauen, Kinder, Fremde oder Sklaven waren nicht zugelassen.
Köyde herkes evlerine kapanmış ve gelen yabancılardan kaçmaktadır.Du hast deine Arme geöffnet und bringst alle Ausländer hierher.
Ülkede ikamet eden yabancıların oranı takriben %34’tür.Der Ausländeranteil beträgt rund 34 Prozent.
Eğitim alanında, özellikle yabancıların dil eğitimi alanında çalışmalar yaptı.Dort widmete er sich vor allem dem Studium der Sprachen.
Daha sonra "Yabancılarla Dayanışma" adı altında bir yardım fonu oluşturdu.Später gründete er den Hilfsfonds „Ausländersolidarität“.
Yabancılar silahları arabadan çıkartır çıkartmaz da tutuklanacaklardır.Der Schaft der Waffe kann abgeklappt und an der Waffe arretiert werden.
Hükümet yabancıların ülkeye girişini sınırlandırmıştır.Die Regierung ließ ausländische Helfer ins Land.
Saldırılarda ölenler arasında Lübnan'da bulunan yabancılar da bulunuyordu.Sie erinnern an die seitdem in anderen Konflikten getöteten Angehörigen der Streitkräfte aus Lancaster.
Tüm suçlama ve eleştiriler "yabancıların ülkemize müdahale çabaları" söylemiyle geçiştirilmeye çalışılıyordu.Ein anderer Kritiker nannte den Besuch „ausländische Intervention in unsere inneren Angelegenheiten“.
Bu benim yabancılar arasındaki ilk gecemdi.C'était ma première nuit parmi des étrangers.
Yabancıların çoğu kovulmalıdır.Beaucoup d'étrangers doivent être expulsés.
Bazı insanlar yabancılara karşı düşmandır.Certaines personnes sont hostile aux étrangers.
Ak aynaklar bölgelerini yabancılara karşı korurlar.Les étalons protègent leurs juments contre les inconnus.
Yabancılara karşı ise çok acımasızdırlar.Ils sont impitoyables contre les étrangers.
Burada oturan yabancıların %37'sini Avrupa Birliği'inden gelenler oluşturur.39 % des étrangers proviennent de l'Union européenne.
Yabancılara karşı utangaç ve şüphecidir.Ils tendent à être taciturnes et méfiants envers les étrangers.
Yabancılarla görüşmeye çalışan muhalifler derhal tutuklanıyordu.Les étrangers vus par eux sont immédiatement tués.
Eğitim alanında, özellikle yabancıların dil eğitimi alanında çalışmalar yaptı.Elle travaille dans le secteur des services, plus précisément dans l'enseignement des langues étrangères.
Görünüşte bu sakin ve huzurlu kasaba “El Deseo” bazı yabancılar yüzünden değişir.Cette culture et ce goût « classiques » s’accompagnent de beaucoup de curiosité pour les « modernes ».
Yaklaşan yabancıları tam zamanında haber verir.Les favoris arrivent au compte-goutte dans la même minute.
Hükümet yabancıların ülkeye girişini sınırlandırmıştır.Les journalistes étrangers sont interdits d'entrée dans le pays.
Bu insanlar, bütün yabancılardan nefret ederler.Esta gente odia a todos los extranjeros.
Bu benim yabancılar arasındaki ilk gecemdi.Fue mi primera noche entre extranjeros.
Yabancılarla asla konuşma.Nunca hables con extraños.
Tom yabancılarla konuşmayı sevmez.A Tom no le gusta hablar con extraños.
Tom yabancılarla konuşmayı sever ama ben sevmem.A Tom le gusta hablar con extranjeros, pero a mí no.
Kendimizi yabancılara haksız yere jurnal ediyoruz." dedi.Así es como pagamos a los injustos.
"Yabancılar ambargo koydu".«El Almería ficha a Casquero».
Ağırlık noktası Almanya'da yabancılar ve mültecilerin durumları idi.Se dirige a los extranjeros e inmigrantes en Alemania.
Wetzlar'ın nüfusunun %11,5'i yabancılardan oluşmaktadır.Del total de la población, el 11,15% proviene de fuera de el Estado de Aguascalientes.
Ayrıca Londra ve Edinburgh'dan sonra yabancılar tarafından en çok ziyaret edilen üçüncü şehirdir.Es el tercer destino turístico más visitado del Reino Unido después de Londres y Edimburgo.
Míster Danger: Yabancıların Venezuelalılara karşı beslediği aşağılama duygusunu temsil eder.Proviene de Alaska y representa el desprecio de los extranjeros hacia los venezolanos.
Yabancılara karşı ise çok acımasızdırlar.Son en extremo cautelosos respecto a los extranjeros.
Ak aynaklar bölgelerini yabancılara karşı korurlar.También protegen sus territorios frente a los extraños.
Yabancılara hoşgörüyle davranabilir.Ellos pueden ser agresivos con extraños.
Görünüşte bu sakin ve huzurlu kasaba “El Deseo” bazı yabancılar yüzünden değişir.Con un estilo ambiental, bastante atmosférico “Pueblo” recrea distintos estados de calma.
Yabancılara güvenme.Non fidarti degli estranei.
Bazı Japonlar ülkelerinin yabancıların gözünde nasıl göründüğü hakkında endişeli.Alcuni giapponesi si preoccupano di come il loro paese appaia agli occhi degli stranieri.
Burada oturan yabancıların %37'sini Avrupa Birliği'inden gelenler oluşturur.Il 37% degli stranieri proviene dall'Unione europea.
Yabancılara karşı utangaç ve şüphecidir.Diffidente e riservato verso gli estranei.
Trendeki Yabancılar (Strangers on a Train), 1951 yapımı bir Alfred Hitchcock filmidir.L'altro uomo (Strangers on a Train) è un film del 1951 diretto da Alfred Hitchcock.
Bu yabancılar arasında bir İngiliz askeri de vardır.Un ufficiale britannico tra i partigiani.
Tüm yabancıların ülkeden çıkartılması hedeflenmiştir.Tuttavia, in conseguenza di ciò, tutti gli uomini vengono espulsi dal pianeta.

İlgili Sayfalar