Bunu senin yardımın olmadan yapabilirim.I can do it without your help.
Bir tavşan gibi yüz yıl yaşamaktansa, bir kaplan gibi bir gün yaşa.Rather than live a hundred years as a rabbit, live one day as a tiger.
Manga okumaktan başka bir şey yapmaz.He does nothing but read manga.
Her hata beni daha güçlü yaptı.Every mistake made me stronger.
Onlar iyi ödeme yapan bir iş bulabileceklerini umuyorlar.They hope to be able to find a well-paid job.
Oyun sırasında, aniden yağmur yağmaya başladı ve ayrıca gök gürledi.During the game, it suddenly began to rain and it thundered, too.
Bu sabahtan beri şiddetli yağmur yağıyor, bu yüzden bir yere gitmek istemiyorum.It's been raining heavily since this morning, so I don't want to go anywhere.
Ayrılıkçı hareket ülke içinde çatışma yaratıyor.The separatist movement is creating conflict within the country.
Onu niye yapmadığını anlamaya çalışıyorum.I'm trying to understand why you didn't do it.
Yakamdan düş.Get off my back.
Vicdan olmadan bilim yalnızca ruhun mahvolmasıdır.Science without conscience is only the ruin of the soul.
Yoğun kar yağışına rağmen geldi.He came, despite the heavy snowfall.
Okulumuza yakın bir otobüs durağı var.There's a bus stop close to our school.
Şunu yapma.Do not do that.
Onu yapma.Do not do that.
Anne, onu nasıl yapacağını hâlâ hatırlıyor musun?Mom, do you still remember how to do it?
Müttefikler Ruslara yardımcı olmak için çok inandırıcı olmayan bir girişimde bulundular.The Allies made a very unconvincing attempt to help the Russians.
Güneş tutulmaları tam ya da bölümlü olabilir.Lunar eclipses can be total or partial.
Ben bir doktorum. Peki ya sen?I'm a doctor. How about you?
Yanlış kişiye soruyorsun.You're asking the wrong person.
Yanılmış olabilirdim.I could be wrong.
Bana bunun üzerinde alıntı yapma.Don't quote me on this.
Tamam, sen benim için ne yapacaksın?OK, and what are you going to do for me?
Ne yapabileceğimi göreceğim.I'll see what I can do.
Gerçekten yardım edebilmeyi isterdim.I really wish I could help.
Sekiz yaşındayken Ekvador'a gittim.I went to Ecuador when I was eight years old.
Sensiz ne yapardık bilmiyorum.I don't know what we would do without you.
Belki bir gün onun nasıl yapıldığını bana gösterebilirsin.Maybe one day you could show me how it's done.
Nasıl bu kadar iyi çizebiliyorsun? Ben asla onu yapamadım.How do you draw so well? I've never been able to do that.
Yazma konusunda çok iyisin. Ben kötüyüm.You're so good at writing. I'm terrible.
Politika hakkında yaptığımız konuşmadan gerçekten hoşlandım.I really enjoyed the talk we had about politics.
Biz insan hakları konusunda kısa bir tartışma yaptık.We had a brief discussion about human rights.
İstediğimiz gibi değil, yaşayabildiğimiz gibi yaşarız.We live, not as we wish to, but as we can.
Biz bu konuda bir şey yapmak zorundayız.We have to do something about this.
Bisikletler yaz içindir.Bicycles are for summertime.
Ben Augusta Caddesi 337 numarada yaşıyorum.I live at 337 Augusta Street.
Bu yatak soğuk.This bed is cold.
The Sacramento Chronicle sık sık o yaşlı avcı hakkında yazar.The Sacramento Chronicle writes frequently about that old trapper.
Şerif o yaşlı tuzakçıyı bilir.The sheriff knows that old trapper.
O yaşlı avcı, şerifi tanıyor.That old trapper knows the sheriff.
Şu yaşlı avcı Kaliforniya'da yaşadı.That old trapper lived in California.
Fremont ve Sutter, California'da yaşadılar.Fremont and Sutter lived in California.
Ben bir yabancıyım ve Çek dilini çok iyi bilmiyorum. Lütfen yavaş konuşun.I'm a foreigner and I don't know Czech very well. Please, speak slowly.
Yabancı mısın? Nerelisiniz?A foreigner? And where are you from?
Babamın yaptığı evde yaşıyorum.I live in the house my father built.
Sana o konuda yazdığım makaleyi vereceğim.I'll give you the article I wrote on that matter.
Yan dairede yaşayan kadın şu anda sosyal hizmetler için çalışıyor.The woman who lives next door is working for the Civil Service now.
Orada bir şey yapıyor.He's doing something there.
Annem yaşı için genç görünür.My mother appears young for her age.
Londra'da ne yaparsın?What do you do in London?
Ben her gün spor yaparım.I play sports every day.
Şu evde kim yaşıyor?Who lives in that house?
Parkta yürüyüş yapıyoruz.We are walking in the park.
Yarın bütün gün çalışıyor olacağımI will be working all day tomorrow.
Ödevimi daha sonra yaparım.I'll do my homework later.
Lajos, Szeged'te yaşamak istediğini söyledi.Lajos said that he wants to live in Szeged.
Lajos, üç yıl önce Szeged'de yaşamak istediğini söylemişti.Lajos said that three years ago he wanted to live in Szeged.
Biz sadece bir ekonomide değil, bir toplumda yaşıyoruz.We live in a society; not just in an economy.
İowa kurultayları yakında yapılacaktır.The Iowa caucuses will be held soon.
Ben iyiyim, ya sen?I am fine, and you?