Saat başı haber yayınlıyoruz.We broadcast news on the hour.
Haber hızla yayıldı.The news quickly spread.
Nick otobüsü yakalamak için acele etti.Nick hurried to catch the bus.
Niçin onu yapmak zorundayım.Why do I have to do that?
Ne küçük bir televizyon seti! Gerçekten işe yarıyor mu?What a small television set! Does it really work?
Ne keyifli bir yolculuk yaptık!What a pleasant journey we had!
Nancy yolda biraz alışveriş yaptı.Nancy did some shopping on the way.
Nancy şimdi ödevini yapmak zorunda mı?Does Nancy have to do her homework now?
Nancy tek başına yurt dışında yaşamayı istemiyordu.Nancy didn't mind living abroad by herself.
Nancy yalnız bir yolculuğa çıktı.Nancy set out on a solo journey.
Nancy Bob'un yarışmada birincilik ödülünü kazanmasına şaşırdı.Nancy was surprised that Bob won the first prize in the contest.
Nancy Paris'in yanı sıra Londra'ya da gittiNancy went to London as well as Paris.
Nancy bana yangından bahsetti.Nancy told me about the fire.
O akıllı olabilir fakat sık sık dikkatsiz hatalar yapar.He may be clever, but he often makes careless mistakes.
Gerçekten çok genç ama yaşına göre çok tecrübeli.Indeed he is young, but he is well experienced for his age.
Mochida'nın elinden geleni yaptığı doğru ama yeterince dikkatli değildi.It is true that Mochida did his best, but he wasn't careful enough.
Gerçekten. Yaşına göre genç ama akıllı.Indeed. He is young, but smart for his age.
Mümkün olduğunca yavaş konuşabilir misiniz?Could you speak as slowly as possible?
Aksanından belli olduğu gibi, o bir yabancı.He is a foreigner, as is evident from his accent.
Napolyon bu yüzyılda doğmuş olsaydı ne yapabilirdi?Had Napoleon been born in this century, what could he have done?
Peçeteleri katla ve her tabağın yanına bir tane koy.Fold the napkins and put one by each plate.
Bir şey yaparken en iyisini yapmalısın.In doing anything, you must do your best.
Bir şey yaparken elinden gelenin en iyisini yapmalısın.In doing anything, you must do your best.
Yapacak bir şey yok, bu yüzden televizyon izleyebilirim.There's nothing to do, so I may as well watch television.
Yardım etmek için yapabileceğim bir şey var mı?Is there anything I can do to help?
Ne olursa olsun, yarın ameliyat olacak.For better or worse, she will have the operation tomorrow.
Masanın yanındaki ne?What's beside the desk?
Ne olursa olsun, ben müzik yapmayı durmayacağım..Come what may, I won't stop making music.
O, niçin yardımımızı istedi?Why did she ask for our help?
Yardımımı niçin reddettiğini kimse bilmiyor.Nobody knows why he turns down my help.
Onun niçin öyle yaptığı benim anlamamın ötesinde.Why he did it is beyond my comprehension.
Hayatın pahasına niçin öyle aptalca bir şey yaptın?Why did you do such a foolish thing at the risk of your life?
İnsanlar niçin maymun gibi davranıyor, ya da tam tersi?Why do men behave like apes, and vice versa?
Niçin onu yaptım?Why have I done it?
Bayan Yamada sizin okulda niçin popüler?Why is Mrs. Yamada popular in your school?
Hasta insanlara yardım etmek istediğimden dolayıdır.It's because I want to help sick people.
Savaşı gündelik gerçeklik yaparak, bu savaşa sebep olan politik görüştür.Because it is politics that has caused this war, making the war our everyday reality.
Bana ne yaptığımı sordu.He asked me what I had been doing.
Onu niçin yaptın?What did you do that for?
Niçin yanlış yaptım?Why did I go wrong?
Eğer bir şey yapmaya değiyorsa, kötü olarak yapmaya değer.If a thing is worth doing it is worth doing badly.
Hâlâ yapılacak çok iş var.There still remains much to be done.
Hâlâ yapılacak çok şey var.There still remains much to be done.
Naoko bu mektubu dün gece yazdı.Naoko wrote this letter last night.
Naoki Kaori kadar yaşlıdır.Naoki is as old as Kaori.
Bay Thompson İskoçya'ya geri dönmeden önce iki yıl boyunca Tokyo'da yaşamıştı.Mr Thompson had lived in Tokyo for two years before he went back to Scotland.
Herhangi biri onu yapabilir.Anyone can do that.
Herhangi biri bunu yapabilir.Anybody can do that.
Herhangi bir kağıt işe yarar.Any paper will do.
Herhangi bir çocuk bunu yapabilir.Any child can do that.
Herhangi bir çocuk onu yapabilirdi.Any child could do that.
Ne tür iş yapacaksın?What kind of work will you do?
Ne tür iş yapıyorsun?What sort of work do you do?
Herhangi bir yanlış anlama olmasını istemiyorum.I don't want there to be any misunderstanding.
Sonucu ne olursa olsun bunu yapmak istiyordu.He wanted to do it, whatever the consequences.
Ben, ne pahasına olursa olsun ona yardım etmeliyim.I must help her at any cost.
Ne pahasına olursa olsun ona yardım etmek zorundayım.I must help her at any cost.
Herhangi bir yatak hiç yatak olmamasından daha iyidir.Any bed is better than no bed.
Meşgul olabilirsin ama yine de ödevini yapmalısın.However busy you may be, you must do your homework.
Ona ne sıklıkta söylersem söyleyeyim, o aynı hatayı yapmaya devam ediyor.No matter how often I tell her, she keeps making the same mistake.