Belki de bu yüzden, ikisi arasındaki ilişkiler erken yaşlarından itibaren hep zorlu olmuştur.Forse per questo, le relazioni tra i due furono difficili sin dall'infanzia.
Genç yaşlarda başladığı kariyerinde sahne adı olarak Cheb Khaled (Genç Khaled)'i kullanmıştır.All'inizio della sua carriera utilizzò anche il nome d'arte di Cheb Khaled ("il giovane Khaled").
Mehmedbeyova hâlâ yirmi yaşlarında yaşayan bir ikon haline geldi.Leyla Mammadbeyova divenne un'icona vivente quando aveva ancora vent'anni.
Bilinen anılar yaklaşık olarak 4,7 yaşlarındayken kişisel anımsamalara göre değişebilir.I ricordi generali passano a ricordi più personali a circa 4,7 anni.
Sparta'da çocuklar 7 yaşlarına kadar aileleriyle kalır daha sonra devlete ait kurumlara giderdi.A Sparta i ragazzi lasciavano le loro famiglie, all'età di sette anni, per essere allevati dallo Stato.
Küresel yıldız kümelerinin yaşları, tüm Evren'in yaş limitine ulaşıyor.Le età degli ammassi pongono un limite all'età dell'Universo stesso.
Weir yazmaya 20'li yaşlarında başladı ve yazdığı çalışmaları yıllarca kişisel sitesinde yayınladı.Weir cominciò a scrivere a 20 anni, pubblicando alcuni suoi lavori sul suo sito web per diversi anni.
Ancak 30lu yaşlarda sıklıkla karşılaşılır.In rarissimi casi arriva ai 30 anni d'età.
Temmuz ayı sonunda, 13 yaşındaki bir çocuk ve 19-21 yaşları arasındaki üç kadını öldürdü.In totale, tra il febbraio e il novembre morirono almeno 10 ragazzi tra i 13 e i 19 anni.
Brito o dönemde 13-14 yaşları arasında idi.L'adolescente aveva allora 13-14 anni.
25 üye ülkeden 18-25 yaşları aradındaki gençleri 2025 yılındaki gençlik toplantısına davet etti.I giovani di tutti gli Stati Membri della UE tra 18 e 25 anni sono stati invitati al plenum 2025.
Erkekler de cinsel olgunluğa aynı yaşlarda erişir.I maschi raggiungono la maturità sessuale all'incirca nella stessa età.
Küçük yaşlarda Fransızca öğrendi.In giovane età, studiò l'inglese negli Stati Uniti.
Genç yaşlarda görülebilmesine karşın, ileri yaş gruplarında bu risk artar.Tuttavia nelle persone anziane sembra che possano diminuire il rischio.
Jüri üyeleri gençler ile ellili yaşlardakiler arasında değişiklik göstermektedir.La livrea cambia tra giovani e adulti.
Solomon Trimble, Sam Uley: 19 yaşlarında bir Quileute yerlisi.Solomon Trimble è Sam Uley, membro della tribù indiana dei Quileute.
Yirmi yaşlarında Güney Kafkasya ve çevredeki bölgelerde iyi tanınan bir tar ustası olmuştu.A metà degli anni 1920 era già un noto suonatore di tar nel Caucaso meridionale e nelle regioni limitrofe.
İkisi de 40 yaşlarındadır.In quel periodo entrambe avevano 14 anni.
Ailesi kendisi küçük yaşlardayken ABD'ye gelerek yerleşmişlerdir.La sua famiglia ritornò negli USA quando era ancora piccolo.
Erkek giyiminde ileri yaşlarda şapka ve kasket kullanmaktadır.In età matura si consumano solamente i cappelli.
Kardeşi ölüme giderken Michael göz yaşlarını tutamaz.Michael non rivede il figlio finché Susan non muore.
14-16 yaşlarındadır.Dai 14 ai 18 anni.
İsimleri ve yaşları bilinmemesine rağmen boyutlarından ötürü çok genç oldukları düşünülmektedir.Di loro non si conoscono né i cognomi né le età, comunque dall'aspetto sembrerebbero essere giovani.
6-7 yaşlarında iken babasını kaybetti ve ailesi büyük geçim zorluğuna düştü.Perse il padre all'età di sette anni lasciando la famiglia in condizioni di estrema povertà.
Babası 1303'de vefat ettiği zaman kendisi üç veya dört yaşlarındaydı.I suoi genitori morirono nel 1136, quando egli aveva circa quattro anni.
Yaklaşık 15-16 yaşlarında görünmesine rağmen psikolojik olarak üç yaşındaki bir çocuğu andırıyordu.Anche se ha l'aspetto di un adolescente, ha in realtà 163 anni.
Ressam çok küçük yaşlarda resme başladı.Fin da piccolo mi divertivo molto a disegnare.
Ölmez'in iş hayatına ilgisi küçük yaşlarda başladı.C'entra forse qualcosa con la morte del piccolo?
Küçük yaşlarda çobanlık ve ırgatlık yaptı.In gioventù praticò caccia ed equitazione.
Pilot olmasına karşın, yaşı çok küçüktür (20li yaşlarında).La panchina è giovane (età media inferiore ai 22 anni).
Çok küçük yaşlarda şarkı söylemeye başlamıştır.Inizia in giovane età a cantare.
Öğrenimini yarıda bıraktı ve küçük yaşlarda çalışmaya başladı.Ha ottenuto il diploma e nel bel mezzo della sua gravidanza lavora ancora.
Şükran (Zuhal Olcay), Haydarpaşa Garının gişesinde çalışan 40 yaşlarında bir kadındır.Heidi – Trenta o quarant'anni, una donna dura in divisa da poliziotto.
Dolayısıyla teknelerin yaşları göz önüne alınmazsa tümü eş sayılabilirler."Tutti gli altri matrimoni non possono essere considerati come paritari.
Passolini 20'li yaşlarında bir süre Salo Cumhuriyeti'nde yaşamıştı.Dalla costituzione della Regione Veneto, ha operato a Venezia per circa vent'anni.
Kariyerine küçük yaşlarda başladı.La sua carriera comincia nell'infanzia.
İnsanda aterom çocukluğun ileri yaşlarında, genelde 5 - 9 yaşlarında yağ çizgileri olarak başlar.Si sviluppa nell'infanzia, generalmente prima dei 5 anni di età.
Yirmi yaşlarında Rezgrad yörelerinde başa çıktı.Vive bene in zone riparate dai venti.
Küçük yaşlarını tekkede geçirip burada eğitim aldı.Una delle sue figlie più giovani si è istruita qui.
Genellikle küçükler 11-12 yaşlarında, büyükler ise 18-19 yaşlarında oluyordu.I bambini avevano un'età compresa tra 1 e 18 anni, sebbene la maggior parte fossero tra i 7 e 12 anni..
Bazen 30-40 yaşlarına kadar gecikebilir.La sua età si aggira sui 30-40 anni.
Tom otuzlu yaşların başındaydı.Тому было слегка за тридцать.
Tom otuzlu yaşların başlarında.Тому слегка за тридцать.
O, yirmili yaşlarının başındadır.Ему чуть больше двадцати лет.
Kız kardeşim yirmili yaşlarındadır.Моей сестре за двадцать.
Babam yirmili yaşlarında evlendi.Мой отец женился, когда ему было двадцать лет.
Hâlâ yirmili yaşlarında olmalı.Ему должно быть ещё за двадцать.
Tom yirmili yaşlardayken yakışıklıydı.В двадцать лет Том был красивый.
O yirmili yaşların başlarında.Ей слегка за двадцать.
Mary yirmili yaşlarındadır.Мэри за двадцать.
Tom yirmili yaşlarındadır.Тому за двадцать.
Haberlerin gerçek olduğunu öğrenip, sevinç göz yaşlarını tutamadı.Узнав, что новости правдивые, она не смогла сдержать слёз радости.
Evden omuzlarında bir sırt çantası ile 10 yaşlarında bir erkek çocuğu çıktı.Из дома вышел мальчик лет десяти с рюкзаком на плечах.
Nisan 2005'te, 9 ila 12 yaşlarında beş çocuk ortadan kayboldu.Пять мальчиков в возрасте 9—12 лет пропали в конце апреля 2005 года.
Üç ve dört yaşlarındaki çocuklar denize atılarak boğuldu.Дети, трёх и четырёх лет, тоже были брошены в море и утонули в нём.
Proust çok erken yaşlarda yazma ve yayınlanma işiyle ilgilenmeye başladı.Пруст рано начал писать и публиковаться.
Doğa ya olan sevgisini erken yaşlarda keşfetmiştir.Любовь к природе проявилась у неё с ранних лет.
Çocukluğu Budapeşte'de havaalanı yakınında geçti ve bu sayede o yaşlarda uçmaya ilgi duydu.Вырос рядом с Будапештским аэропортом и с детства мечтал о полётах.
Ancak 30lu yaşlarda sıklıkla karşılaşılır.Встречается обычно в возрасте около 30 лет.
Bu da üç kümenin yaşlarının farklılığı olarak yorumlanmıştır.Впоследствии это было объяснено различием в возрасте этих трёх скоплений.