Müzikal yetenek genellikle erken yaşlarda verimli olur.Musical talent usually blooms at an early age.
Mary onlu yaşların sonlarına doğru USA'e gitti.Mary went over to the United States in her late teens.
Hâlâ yirmili yaşlarında olmalı.She must still be in her twenties.
Marcy haberi duyduğunda göz yaşlarına boğuldu ama kısa sürede toparlandı.Marcy burst into tears on hearing the news, but soon pulled herself together.
İki çocuğun yaşları toplandığında babalarınkine eşit oluyordu.The ages of the two children put together was equivalent to that of their father.
Genellikle 13 ila 19 yaşlarındaki çocuklar için olduğu gibi, o aşık oldu.As is often the case with 13 to 19 year olds, she fell in love.
25 ve 54 yaşları arasındaki erkekler ve kadınlar en stresli yaşamlara sahiptir.Men and women between the ages of 25 and 54 have the most stressful lives.
Bir çocuk 13 ve 16 yaşları arasında hızla gelişir.A child develops rapidly between the ages of 13 and 16.
Bizim yaşlarda fark önemli değildir.The difference in our ages is not significant.
Kız kardeşim yirmili yaşlarındadır.My sister is in her twenties.
Babam yirmili yaşlarında evlendi.My father got married in his twenties.
Kız kardeşim onlu yaşlarında evlendi.My sister got married in her teens.
Kız, göz yaşlarıyla hâlâ ıslak yüzünü kaldırdı.The girl lifted her face, still wet with tears.
Büyükbabam doksanlı yaşlarında.My grandfather is in his nineties.
O zaman o yirmili yaşlarında olamazdı.She can't have been in her twenties at that time.
O, onunla karşılaşır karşılaşmaz göz yaşlarına boğuldu.As soon as she met him, she burst into tears.
O, yirmili yaşlarının başındadır.He is in his early twenties.
O, otuzlu yaşların başlarındadır.He is in his early thirties.
O yaşlı görünüyor, ama o hâlâ yirmili yaşlarında.He looks old, but he is still in his twenties.
Kırklı yaşlarının başlarında işine başladı.He started his job in his early forties.
O otuzu aşkın olamaz; o hâlâ yirmili yaşlarda olmalı.She can't be over thirty; she must still be in her twenties.
Onun göz yaşları onun aklını karıştırdı.Her tears perplexed him.
Otuzlu yaşlara kadar bir bebek sahibi olma niyetinin olmadığını söylüyor.She says she has no intention of having a baby until she's in her thirties.
O, otuzlu yaşlara kadar bir bebek sahibi olma niyetinin olmadığını söylüyor.She says she has no intention of having a baby until she's in her thirties.
O, onlu yaşlarında evlendi.She got married in her teens.
O yirmili yaşlarda bir aerobik eğitmeni olarak çalıştı.She worked as an aerobics instructor in her twenties.
O yirmili yaşlara girdi.She entered her twenties.
O otuzlu yaşlarında, ama yaşına göre yaşlı görünüyor.She is in her thirties, but looks old for her age.
Kırklı yaşların ortalarında tekrar evlendi.She married again in her mid-forties.
Yanaklarından süzülen yaşlarla ona seslendi.She called out to him, with tears running down her cheeks.
Gözerinde yaşlarla hikayeyi anlattı.She told the story with tears in her eyes.
Gözlerinde yaşlarla içeri girdi.She came in with tears in her eyes.
Gözlerindeki yaşlarla ayağa kalktı.She rose to her feet with tears in her eyes.
Gözlerinde yaşlarla sessizce orada oturdu.She sat there silently with tears in her eyes.
Babam ellili yaşlarında.My father is in his fifties.
Avukat yargıca suçlananların yaşlarını göz önünde tutmasını rica etti.The lawyer asked the judge to make allowance for the age of the accused.
Annem gözlerinde yaşlarla bana baktı.Mother looked at me with tears in her eyes.
Gözlerimden yaşlar geldi.Tears came to my eyes.
Bazı öğrenciler gözlerindeki göz yaşlarıyla ona baktı.Some students looked at her with tears in their eyes.
Göz yaşları onun yanaklarından aşağı yuvarlandı.Tears rolled down his cheeks.
40'lı yaslarda çocuk sahibi olmanın anormal bir tarafı yok.There is nothing abnormal in having a child around forty.
Ben otuzlu yaşlarda aptal yaşlı bir hizmetçiyim.I'm a stupid old maid in my thirties.
Tom yirmi ve otuz yaşları arasındadır.Tom is between twenty and thirty years old.
Gözleri yaşlarla doluydu.Her eyes were full of tears.
Gözlerinde yaşlar olan küçük bir kız annesini arıyordu.A little girl, with tears in her eyes, searched for her mother.
Arthur ellili yaşlarının başlarındaydı.Arthur was in his early fifties.
O onun göz yaşlarını görmesin diye yüzünü geri çevirdi.She turned her face away so he wouldn't see her tears.
Tom otuzlu yaşların sonundaydı.Tom was in his late thirties.
Tom otuzlu yaşların başındaydı.Tom was in his early thirties.
Tom otuzlu yaşların sonlarında.Tom is in his late thirties.
Tom otuzlu yaşlarının sonunda.Tom is in his late thirties.
Tom otuzlu yaşların başlarında.Tom is in his early thirties.
Ton otuzlu yaşlarına kadar evlenmek istemiyor.Tom doesn't want to get married until he's in his thirties.
Tom otuzlu yaşlarında vefat etti.Tom died in his thirties.
Tom yetmişli yaşlarında öldü.Tom died in his seventies.
Tom yirmili yaşlarının başında iken geçimini güçlükle sağlıyabiliyordu.Tom could barely make ends meet when he was in his early twenties.
Tom otuzlu yaşların başlarında gibi görünüyordu.Tom appeared to be in his early thirties.
Tom otuzlu yaşların sonlarında bir yerde görünüyordu.Tom looked like he was somewhere in his late thirties.
Onun yeni karısı yaklaşık benim yaşlarımda.His new wife is about my age.
Tom yirmili yaşlarda oldukça çok para yaptı.Tom made quite a lot of money in his twenties.