yaşaya ile cümle
yaşaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Bir kısım türleri kurak çöl iklimine uyum göstermiştir ve çok az su ile uzun süre yaşayabilirler.Viele Lebewesen sind an den saisonalen Wechsel angepasst und können lange Trockenzeiten überdauern.
Ama aynı arazilerde yaşayan iki değişik statülü halk bulunmaktaydı.In beiden Städten wohnte dasselbe Volk.
Iiris, annesi ve üvey babasıyla birlikte yaşayan genç bir kızdır.Alisa ist ein kleines Mädchen, das mit seiner Mutter und Großmutter am Meer lebt.
Orada birkaç yıl yaşayarak çalıştı.Dort arbeitete er für einige Jahre.
“Çünkü yaşayanlar öleceğini biliyor, ama ölüler hiçbir şey bilmiyor.Der sterbende Mann hat Angst, aber die Familie weiß nicht wovor.
Yaşayan 15 türü tanınmaktadır.Algaebase nennt 15 anerkannte Arten.
Dağlık alanlarda yaşayanlarının rengi daha çok gri gibi olur.In den Bergen lebende Goldschakale haben ein eher graues Fell.
Kanada'daki Türkler Kanada'da yaşayan Türkler.Canadian Motors importierte Fahrzeuge nach Kanada.
Karada yaşayanlar çoğunlukla nemli bölgelerde barınır.Die Straßen in der Umgebung sind meist in mäßigem Zustand.
Genç yılan balıkları zeminde yaşayan omurgasızları yerler.Aus den Fischeiern schlüpfen Jungfische, die an der Wasseroberfläche in Schwärmen nach Nahrung suchen.
Novara'da yaşayanların ortalam yaşı 44dır ve bu İtalya ortalaması olan 42 üstündedir.Das Durchschnittsalter der Vicentiner beträgt 43 Jahre gegenüber dem italienischen Durchschnitt von 42 Jahren.
Özellikle Cava'da yaşayan gümüş gibon soyu tükenme tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır.Besonders bedroht ist der Silbergibbon, der nur auf Java vorkommt.
Soğuk bölgelerde yaşayanların kılları uzun, sıcak iklimde yaşayanların ise kısa olur.Inmitten der Kälte leben die Menschen in kleinen, weit versprengten Siedlungen.
Ancak bu sefer ilk kez yükselme sevinci yaşayamadı.In der Folge konnte er diesen Rang erstmals nicht mehr erreichen.
Yurt disinda yasayan Bayramlilar köy ekonomisine büyük katkilarda bulunmaktadirlar.Nachdenken über entschleunigende Landfluchten in der Großstadtwüste.
Yiwu'da yaşayanlar zor geçiniyordu.In Jūjō zusteigende Fahrgäste.
İlde yaşayan insanlar Altiligériens olarak adlandırılmaktadır.Die Einwohner werden Lavausiens genannt.
Günümüzde bölgede yaşayan Yunan kökenlileri Griko denir.Die Einwohner werden Grésiens genannt.
Yaşayan en iyi rock davulcularından biridir.Er gilt als einer der besten Rock-Drummer.
Kyoto'da yaşayan iki kız kardeşi var.Elle a deux sœurs qui habitent à Kyoto.
Havasız yaşayamayız.Nous ne pouvons pas vivre sans air.
Burada yaşayan herkes zengin değil.Tous ceux qui résident ici ne sont pas riches.
İnsanlar sonsuza kadar yaşayamazlar.Les gens ne peuvent pas vivre éternellement.
Güneşsiz, Dünya'da yaşayamayız.Sans le Soleil, nous ne pourrions vivre sur la Terre.
Sensiz yaşayamam.Je ne peux vivre sans toi.
Bu evde yaşayan birçok insan var.Beaucoup de monde vit dans cette maison.
Böyle yaşayamazdım.Je ne pourrais pas vivre ainsi.
Bir zamanlar ormanda yaşayan bir cüce varmış.Il était une fois un nain, qui vivait dans la forêt.
Türkiye'de yaşayan ve çalışan birçok arkadaşım var.J'ai plusieurs amis qui vivent et travaillent en Turquie.
Arabada 16 yaşından küçük bir çocuk varken sigara içmek yasaya aykırıdır.Fumer dans une voiture avec un enfant de moins de 16 ans est contraire à la loi.
Rusya Federasyonu yaşayacak.La Fédération de Russie vivra.
Mayonez olmadan yaşayamam.Je ne peux pas vivre sans la mayonnaise.
Mayonezsiz yaşayamam.Je ne peux pas vivre sans la mayonnaise.
Kitap, "Ben zalimler çağında yaşayan bir alçaktım" ile başlamaktadır.Mais la forme du livre ne satisfait pas Léautaud : « Que de fautes de goût !
Eğer sol tarafında bir pencere açılırsa kıyamete kadar azab içerisinde yaşayacak.Pour ce jour où la vache fut ressuscitée, en souvenir de ce jour-là – une vache est tuée !...
Parvana, Taliban kontrolündeki Afganistan'da yaşayan bir kız çocuğudur.Parvana est une jeune fille vivant à Kaboul en Afghanistan, contrôlé par les talibans.
Doktorlar, White'ın sadece altı ay yaşayacağını öngördüler.Les médecins prédisent logiquement à White qu'il n'a que trois à six mois à vivre.
856 yılının başlarında, yaşayan kızkardeşlerini manastıra gönderdi.Au début de 856, Michel III envoie ses sœurs survivantes dans un monastère.
Apartmanda rahatlıkla yaşayabilir.C'est pourquoi il peut vivre aisément dans un appartement.
Buna göre şiddet dönemi sadece o şiddeti yaşayanları degil, sonraki kuşakları da etkilemektedir.Cette période de violence affecte encore non seulement ceux qui l’ont subi, mais aussi la génération suivante.
Ama daha uzun süre yaşayacak olan İtalyan tarzı tasarımdır.Mais le style italien est celui qui aura la plus grande longévité.
Yaşayanların çoğu yaşlıdır.La plupart d'entre eux étant des personnes âgées.
Rusya, Kuril Adaları'nda kıyıya yakın bölgelerde yaşayan 11 bin vatandaşını tahliye etti.La Russie évacue 11 000 résidents des zones côtières des Îles Kouriles peu après le séisme.
Dizinin oyuncu kadrosu Serenityde yaşayan dokuz kişidir.L'histoire dépeint les neuf personnages vivant sur le Serenity.
Daha sonra hayatının sonuna kadar yaşayacağı İsviçre'ye yerleşti.Elle le contraindra à rester en Suisse jusqu'à la fin de sa vie.
Bilimsel adı Batı Queensland’ta yaşayan olan çiftçi ve amatör biyolog Angus Emmott’a ithafen verilmiştir.Il a été nommé d'après Angus Emmott, un agriculteur et biologiste amateur de l'ouest du Queensland.
Yasaya göre 45 yaşında veya aşmış bir Çin vatandaşı olmalıdır.De par la loi le président doit être un citoyen chinois âgé d’au moins 45 ans.
Tanrı onların arasında yaşayacak.Dieu sera avec eux.
Çok kirli sularda yaşayabilir.Il peut aussi vivre dans des eaux turbides.
Mario ve Luigi Mario, Brooklyn, New York'ta yaşayan iki İtalyan asıllı Amerikalı tesisatçıdır.Les frères Mario, Mario et Luigi, sont deux plombiers italo-américains de Brooklyn.
Ortalama 25 yıl kadar yaşayabilirler.Il peut vivre 25 ans en moyenne.
Soğuk Hoth gezegeninde yaşayan bir kar canavarıdır.Un Wampa est un monstre des glaces carnivore vivant dans les grottes de la planète Hoth.
Yaşayan bazı kraliçeler: Beatrix (doğum 1938), 1980'den bu yana Hollanda'nın kraliçesi.Beatrix (née en 1938), reine des Pays-Bas de 1980 à 2013.
Bugün Anadolu'da yaşayan halkın çoğunluğu Müslüman'dır.Aujourd'hui, la majorité de la population de Madan est de tradition musulmane.
Dizi, tipik bir Amerikan kasabasında yaşayan bir ailenin ve aile üyelerinin yaşamı üzerine kurulmuştur.La série se centre sur une famille et sa vie dans une ville américaine typique.
Atkuyrukları "yaşayan fosil" olarak nitelendirilir.Comme les autres Acipenseriformes, il est considéré comme un « fossile vivant ».
Japonya'da yaşayan öğrenci bir kızdır.Who's That Girl - Live in Japan .
Tek bir gezegen sonsuza dek yaşayamaz...Au long terme, une espèce située sur une seule planète ne pourra survivre...
Şu anda Saratoga Springs, New York'ta yaşayan Millhauser, Skidmore Koleji'nde ders vermektedir.Steven Millhauser vit aujourd'hui à Saratoga Springs et enseigne au Skidmore College.
Federal bir yasaya karşı sekiz kanton birleşerek de referandum isteğinde bulunabilir.La loi doit aussi être soumise au référendum si huit cantons en font la demande.