yaşarlar ile cümle
yaşarlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Sıcak ve tropikal sularda yaşarlar.They live in warm oceans and tropical seas.
Otlaklarda da yaşarlar.They also crawl on leaves.
Sularda yaşarlar.Through the Waters.
Ormanlarda yaşarlar.They live in forests.
Tarzan ve Jane evlenirler, ve bir süre İngilterede yaşarlar.Tarzan and Jane have left Africa, married and settled in London.
Derinlerde yaşarlar.They also live deep.
Ve çalışmak için yaşarlar, elde etmek, kontrol etmek için.And they live for work, achievement and control.
Ama insanlar bu ülkede yaşarlar.But people live on this land.
Ve Rusya'da olduğu gibi, şehirlerde ve kasabalarda birlikte yaşarlar.And, as in Russia, they are drawn together into towns and cities.
Eğer biz ölürsek, böcekler mutlu mesut yaşarlar.If we die out, the insects will continue very happily.
Primatlar ya ağaçlarda, ya yağmur ormanlarında yaşarlarAnd inside those cells, they have complex structures.
Aşk için yas tutarlar, aşk için yaşarlar, aşk için öldürürler, ve aşk için ölürler.They pine for love, they live for love, they kill for love, and they die for love.
Ve nasıl yaşarlar?And how do they live?
Düşerler ya da kalkarlar, yaşarlar ya da ölürler, birlik olarak.They rise or fall, they live or die, as one.
Ve insanlar nelerde yaşarlar?And where do people live?
Sadece bir kaç gün yaşarlar.They only live a few days.
Onlar birbirleriyle iyi anlaşırlar ve barış ve dostluk ortamı içinde yaşarlar.They get along together comfortably and live together in an atmosphere of peace and amity.
Macaristan'da yaşarlarken annem doğmuş.They were living in Hungary, and my mother was born.
Zenginler her zaman fakirlerin omuzlarında oturur ve yaşarlar.It says that the rich are always sitting on the shoulders and survive on the shoulders of the poor.
Tutkuyla yaşarlar.They live for the desire.
Fransızlar ve çingeneler mükemmel bir uyum içinde yaşarlar.French people and gypsies[br]live in perfect harmony.
Doğuda, Meşadan Sefara uzanan dağlık bölgede yaşarlardı.Their dwelling was from Mesha, as you go toward Sephar, the mountain of the east.
ve Şimanın babası Miklot. Bunlar Yeruşalimdeki akrabalarının yanında yaşarlardı.And Mikloth begat Shimeah. And these also dwelt with their brethren in Jerusalem, over against them.
İnkar edenler ise dünyada biraz yaşarlar, hayvanların yediği gibi yerler, (sonunda) yerleri ateştir.But the unbelievers revel and carouse and subsist like beasts, and Hell will be their residence.
Ve evlerini dağlarda oyarlar, emin bir halde yaşarlardı.They used to hew dwellings in the mountains to live in security.
Bilakis onlar hayatta olup, Rab'lerinin katında yaşarlar, rızıklanırlar. [2,154]They are alive, getting succour from their Lord,
Orada ilk ölümden başka ölüm tadmazlar (sürekli yaşarlar).They shall not taste death except the death in this world.
Hayatlarını delikler açarak ve yavrulayarak geçirdikleri hindistan cevizi ağaçlarında yaşarlar.They live up in coconut trees where they spend their lives drilling holes and breeding.
Nüfusun yüzde 95'i Fırat Nehri'nin 8 km'lik alanı boyunca yaşarlar.95 percent of the population lives within 5 miles (8.0 km) of the Euphrates.
Diğer durumlar da farklı derecelerde yörünge hibridizasyonu yaşarlar.Other cases also experience orbital hybridisation, but in different degrees.
Glori, İngiltere ile güçlü bir ilişki yaşarlar.Kingdom na strong na glori, em i bilong yu tasol oltaim oltaim.
Yeni topraklarında arazinin kime ait olduğu ile ilgili Yerliler ile gerilimler yaşarlar.On their new land, tensions rise with the local Cherokee, whose land this is.
Çoğunlukla Sopo Nehri'nin üst kesimlerinde yaşarlar.[1]They mostly live along the upper reaches of the Sopo River.[1]
Bunun yerine, insanlar tüm yaratılışla birlikte var olma ve bağlılık içinde yaşarlar.Instead, humans live in coexistence and codependency with all of creation.
Ekim'den Mart'a kadar yeraltı çukurlarında yaşarlar.From October to March, they live in underground holes.
Türlerine bağlı olarak içi boş ağaçlarda veya oyuklarda yaşarlar.They live in hollow trees or burrows, depending on the species.
Bu maymunlar gündüzcüldür ve sosyal gruplar halinde birlikte yaşarlar.These monkeys are diurnal and live together in social groups.
Gruplar halinde yaşarlar, ancak farklı grup formlarında.They live in groups, but in different group forms.
Genellikle 7 ila 80 kişilik gruplar halinde yaşarlar.They usually live in groups of up to 7 to 80 individuals.
Orada başlarında geçen olaylarla aşk, romantizm ve kalp kırıklığı yaşarlar.There they experience love, romance, and heartbreak.
Bazı kadın ve erkekler çekirdek ailede çocuklarıyla birlikte yaşarlar.Some men and women lived with their children in nuclear families.
Gündüzleri aktiflerdir. Ağaçlarda yaşarlar, ağaçların arasında hızla koşar ve zıplarlar .They are diurnal and arboreal, and run and jump quickly through the trees.
Tamarinler, bir veya daha fazla aileden oluşan 40 üyeye kadar olan gruplar halinde yaşarlar.Tamarins live together in groups of up to 40 members consisting of one or more families.
Bu mavi denizanaları bir yıldan az yaşarlar.[1]These blue jellyfish live for less than a year.[7]
Bakteriler ayrıca bitki ve hayvanlarla simbiyotik ve parazit ilişkiler içinde yaşarlar.Bacteria also live in symbiotic and parasitic relationships with plants and animals.
Vahşi hayvanlar ormanda yaşarlar.Im Wald leben wilde Tiere.
Bazı insanlar yemek yemek için yaşarlar. Bazı insanlar ise yaşamak için yerler.Manche Menschen leben, um zu essen. Andere hingegen essen, um zu leben.
Bekâr kadınlar, Hindistan’da genelde tek başlarına kalmazlar, ebeveynlerinin evinde yaşarlar.Ledige Frauen wohnen in Indien meist nicht alleine, sondern weiter im Haushalt der Eltern.
Yolda birçok macera yaşarlar.Unterwegs erleben sie viele Abenteuer.
Pampa geyikleri ortalama beş bireyden oluşan küçük gruplar halinde yaşarlar.Pampashirsche leben in kleinen Gruppen von durchschnittlich fünf Tieren.
Yeni Dünya maymunları sadece Amerika'da yaşarlar, ve adlarının sebebi de budur.Affen Die Neuweltaffen kommen nur auf dem amerikanischen Kontinent vor, daher diese Bezeichnung.
Birlikte mutlu yaşarlar.Hier leben sie gemeinsam glücklich zusammen.
Vanaheim'da yaşarlar.Sie wohnen in Wanenheim.
Chiloé keseli sıçanları, en azından çiftleşme zamanı boyunca çift olarak beraber yaşarlar.Zumindest während der Paarungszeit leben Chiloé-Beutelratten in Paaren zusammen.
Yetişkin erkekler yalnız yaşarlar.Die erwachsenen Tiere leben einzeln.
Parazit yaşarlar.Sie leben parasitisch.
Yalnız veya koloniler halinde yaşarlar.Sie leben einzeln oder in Kolonien.
İsminden de anlaşılacağı gibi Güney Kutbu civarında yaşarlar.Überall im South Park ist was los, wie jeder weiß.
Vahşi hayattaki su aygırları 30 ile 40 yıl yaşarlar.Wild lebende Flusspferde werden 30 bis 40 Jahre alt.
Çok ileri yaşlara kadar yaşarlar, 1300 hatta 2000 yıllık örneklere bile rastlanmıştır.Sie erreichen ein hohes Alter, so dass es 1.300 bis 2.000 Jahre alte Exemplare gab.