yaşar ile cümle
yaşar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Aile olarak yaşarlar ve genelde Kanto Bölgesinde yaşarlar.Ze woonden en overleden meestal in Krakau.
Ve bu dönem Ginny ile duygusal ilişki yaşarlar.Stefano heeft in deze tijd een tijdelijke relatie met Janine.
Sosyaldir, ufak koloniler hâlinde yaşar.De vogel leeft in kleine kolonies.
Alan ve oğlu Jake ile birlikte yaşar.Alan en Judith hebben samen een zoon, Jake.
Aynı şekilde 1915'te yine bir yangın yaşar.Ook in 1923 woedde er een brand.
Bugün, buna rağmen insanlar apartmalarda ve daha modern evlerde yaşarlar.Veel Wachagga wonen tegenwoordig echter in moderne huizen.
İki yıl kadar yaşarlar.Ze leven hooguit twee jaar.
Mirketler Afrika'da yaşar.Stokstaartjes leven in Afrika.
Az insan, yüz yıldan daha uzun yaşar.Weinig mensen leven langer dan honderd jaar.
Bağırma da, nerede yaşarsan yaşa!Woon waar je wilt, maar hou op!
İnsanların yapacak bir işi olduğunda, onu yapabilmek için daha uzun yaşarlarmış.Mensen die nog iets te doen hebben, lijken langer te leven om dat te blijven doen.
Noel Baba Kuzey Kutbu'nda yaşar.De Kerstman woont op de Noordpool.
Bir parka yakın yaşardım.Ik woonde nabij een park.
Burada bir ayı yaşar.Hier leeft een beer.
Bedeviler çölde yaşar.Bedoeïenen wonen in de woestijn.
Kral kalede yaşar.De koning woont in het kasteel.
Bildiğimiz Güneş, Ay ve yıldızlardan (tüm gök nesnelerinden) çok uzakta yaşar.Słońce pogodziło się z tym stanem rzeczy i podzieliło się z księżycem dziećmi (gwiazdy) i majętnościami.
İnsanlardan uzun yaşarlar ama ölümsüz değillerdir.Żyli też długo, o wiele dłużej niż ludzie, lecz nie byli nieśmiertelni.
Hayvanlar 10 yaşına kadar yaşarlar.Zwierzęta dożywają 10 lat.
Poe onu yaşarken hatırlamayı tercih ettiğini söyleyerek, ölmüş eşinin yüzüne bakmayı reddetti.Poe nie chciał spojrzeć w twarz zmarłej żony, stwierdzając, że woli zapamiętać ją żywą.
Mılo Korsot'ta (Ulusar) yasarmis.Bajt Dżala (arab.
Yalnız veya koloniler halinde yaşarlar.Żyją samotnie lub w koloniach.
Yolda birçok macera yaşarlar.Po drodze przeżywa szereg przygód.
Finlandiya'da yaşar.Mieszka w Finlandii.
Ateş Prensesi: Ateş Krallığı'nda yaşar.Królewna Ognia (ang. Flame Princess) – królewna z Królestwa Ognia.
Avrupa'da 7 tür kaplumbağa yaşar.W Europie występuje 7 gatunków.
Yarı çöllerde yaşar.Mieszka na półpustyniach.
Yaklaşık 40.000 kadar San Marinolu da yurtdışında özellikle de İtalya'da yaşar.Około 5000 obywateli San Marino żyje poza jego granicami, przede wszystkim we Włoszech.
Özel ^ Yaşar Özkandaş.Dzieci specjalnej troski.
Arjantin ve Uruguay'da yaşar.Zamieszkuje Argentynę i Urugwaj.
Toprak altında yaşarlar, geceleri aktiftirler.Prowadzą naziemny tryb życia, są aktywne nocą.
Avrupa'da park ve bahçelerde yaşarlar.W Europie spotykany w parkach i ogrodach.
Annesi ve küçük kız kardeşiyle beraber yaşar.Mieszka z matką i młodszą siostrą.
Sri Lanka'da yaşar.Odwiedzamy zaś Sri Lankę.
Daha çok tek başına ya da anne-yavru çifti halinde yaşar.Żyją samotnie albo w parach matka z potomstwem.
Gerçekten gözlerimizi yaşartıyorsunuz.Oczy silnie wyłupiaste.
Hint tapirleri yalnız yaşar.Ametyściki cienkodziobe żyją samotnie.
Austin ve Sam sonsuza dek mutlu yaşarlar.Alicia i Sebastiam będą żyli długo i szczęśliwie.
İlahlar bu gök katında yaşarlar; hiç kimse daha yukarıdaki gök katlarında neler olduğunu bilemez.Pozostali na Ziemi ludzie pojmują, że ci co zniknęli zostali wzięci do nieba, czego oni sami nie byli godni.
Goriller sadece Afrika'da yaşarlar.Sierpodudki występują wyłącznie w Afryce.
Biri yerde diğeri gökte yaşar.Pozostali mają żyć w raju na ziemi.
Büyük nehirlerde ve göllerde yaşar.Żyje w rzekach i jeziorach.
Çift halinde yaşarlar.Żyją w parach.
Köpeksi maymunların çoğu bir grup içinde yaşar ve iyi gelişmiş sosyal davranış sergiler.Większość małp żyje w stadach lub grupach rodzinnych o rozbudowanej strukturze społecznej.
Vanaheim'da yaşarlar.Mieszkają w Vancouver.
Yeni Dünya maymunları sadece Amerika'da yaşarlar, ve adlarının sebebi de budur.Małpy szerokonose występują w obydwu Amerykach i nazywane są małpami Nowego Świata.
Maria hala yaşarken, yeniden evlilik zinanın meşrulaştırma teşebbüsü olarak görüldü.Maria była jakby zwiastunką nadchodzącego odkupienia.
Annesiyle beraber yaşar.Mieszka z matką.
YAŞAR DEMİRCİ.Przepraszam powstańców.
Genelkurmay Başkanlığı'nı Yaşar Büyükanıt ve İlker Başbuğ iki sene yürütmüştür.Kadencja pierwszej Dumy i Rady Federacji trwała 2 lata.
Hızlı akan sularda yaşar.Nie występuje w wodach szybko płynących.
Eski ve Yeni Dünya'da yaşar.Przez Stare i Nowe Miasto.
Çoğu ülkele sınırları arasında yaşar.Najczęściej odnosi się do granic państw.
Pasifik Okyanusu'nda yaşar.Żyje w Pacyfiku.
2000 yılında 515 kişi yaşardı.W 2000 liczyło 550 mieszkańców.
Birlikte mutlu yaşarlar.Potrafią dobrze ze sobą współpracować.
Kabile olarak "Kuuvangmiut" İnyupikleri yaşar.W przeciwnym wypadku grozi "konfiskacją" Tekkamana.
Dendropicos cinsi ağaçkakanlar Afrika kıtasında yaşar.Członkowie nadgatunku Hyperolius viridiflavus żyją na kontynencie afrykańskim.
(İngilizce) ^ Yüce, Yaşar; Sevim, Ali (1991).Jedz, chudnij i ciesz się sobą! (2011).
Özdeşleştiği şey değişime uğrarsa kişinin benliği de değişim yaşar.Gdy grupa zmienia swoje zdanie, ja także je zmieniam.