yaşar ile cümle
yaşar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bildiğimiz Güneş, Ay ve yıldızlardan (tüm gök nesnelerinden) çok uzakta yaşar.O sol e a lua enegrecerão, e as estrelas retirarão o seu resplendor."
Çoğu gece aktif ve yalnız yaşar.São geralmente solitários e ativos à noite.
Rosanette'nin yeni doğan çocuğu ağır hastalık geçirir ve çok az yaşar.O filho recém-nascido de Rosanette fica gravemente doente e vive pouco tempo.
Eritre'de eskiden çok sayıda fil yaşardı.A Eritreia, antigamente, tinha uma larga população de elefantes.
Her ne kadar dil, Botsvana'nın resmi dili olsa da, konuşan insanların çoğunluğu Güney Afrika'da yaşar.Apesar de o tswana ser a língua oficial do Botswana, a maioria dos seus falantes vive na África do Sul.
Yaşarken hiç kitap yayımlamadı.Não editou nenhum livro em vida.
Seslendirildi: Ayako Kawasumi Rita, Mashiro İngilterede yaşarken oda arkadaşı ve bakıcısıdır.Dublada por: Ayako Kawasumi Rita era colega de quarto e cuidadora de Mashiro quando essa morava na Inglaterra.
C. l. gaddi (Zarodney & Looudoni, 1906), Azerbaycan ve İran'dan Özbekistan'a kadar olan bölgede yaşar.C. l. gaddi (Zarodney & Looudoni, 1906) — Predomina a partir do Azerbaijão e Irão até o leste de Uzbequistão.
C. l. schimperi (Bonaparte, 1854) Nil Deltasının güneyinden Sudan'ın kuzeyine kadar olan alanda yaşar.C. l. schimperi (Bonaparte, 1854) — Encontra-se desde o Delta do Nilo até o Sudão.
Su altında yaşar.Vive na água.
C. l. neglecta (Hume, 1873), Orta Asya'nın doğusundaki dağlarda yaşar.C. l. neglecta (Hume, 1873) — É encontrado nas montanhas do leste da Ásia Central.
Sonsuz karanlıkların içinde yaşar.Um mundo a beira de trevas eternas...
Takriben 23,000 Almanca konuşucusu resmi bölgeleri yakınlarındaki belediyelerde yaşar.Cerca de 23 mil falantes do alemão vivem em municípios próximos a comunidade oficial germanófona.
Normalde doğada 16 ila 19 yıl ve esaret altında 27 yıl yaşar.Vive tipicamente 16 a 19 anos em estado selvagem e 27 anos em cativeiro.
Benim iznim olmadan nasıl yaşar?".Para onde, se me fazem visconde?".
Hristiyan Filistinlilerin çoğu Filistin dışındaki bölgelerde yaşarlar.A maior parte destes cristãos palestinos, no entanto, reside atualmente fora da Palestina.
Malurus leucopterus karmaşık sosyal gruplar hâlinde yaşar.O cavalo losino vive em grupos sociais estáveis.
Onlar barış içinde yaşarlardı.Eles levaram uma vida pacífica.
Dingolar yalnız yaşarlar.Wolfgang vivia sozinho.
Bu unvan bir ömür boyu taşınır ve bir kraliyet prensesi yaşarken bir diğerine verilemez.Como o título é vitalício, uma outra princesa não o pode receber se uma Princesa Real estiver viva.
“Yedi Kuday” emirlerinde bulunan “Yayuçı”larla berâber bu dağda yaşarlar.Sob o registro, sete cidades fortificadas são descritas, com seus dentro da muralha.
Mılo Korsot'ta (Ulusar) yasarmis.Também é chamado de Pal-Rai-Yûk.
C. l. targia (Geyr von Schweppenburg, 1916) Sudan'ın doğusunda Sahra Çölü'nün dağlarında yaşar.C. l. targia (Geyr von Schweppenburg, 1916) — Raça predominante nas montanhas do leste do Saara até o Sudão.
Archie Riverdale'da (Bronx) yaşar ve Riverdale Lisesi'ne gitmektedir.Archie mora em Riverdale, onde frequenta a Riverdale High School.
Watts yaptığı Hope ve Love and Life gibi alegorik eserleriyle yaşarken ünlendi.Watts tornou-se famoso ainda em vida por suas obras alegóricas, tais como Hope e Love and Life.
9 yıl kadar yaşarlar.Passam nove anos.
Hayvanlar 10 yaşına kadar yaşarlar.Os animais podem viver até aos 3 anos de idade.
En fazla 3,5 yıl yaşar.Tem expectativa de vida de 3.5 anos.
Koloni halinde yaşarlar.Vivem em colônias.
Annesiyle beraber yaşar.Vive com a mãe.
Welch sıklıkla doğaçlama şarkı söylediği için okulda problemler yaşardı.Welch frequentemente se envolvia em confusão na escola por cantar de improviso.
Yetişkin erkekler yalnız yaşarlar.Muitos machos adultos são solitários.
Ülke nüfusunun %73'ü şehirlerde yaşarken, %27'si kırsal alanlarda yaşamaktadır.73% da população vive em áreas urbanas, enquanto 27% nas áreas rurais.
(İngilizce) ^ Yüce, Yaşar; Sevim, Ali (1991).Istambul (em turco) Yüce, Yaşar; Sevim, Ali (1991).
Kendisi sokaklarda müzik yaparak yaşar.Nós escolhemos fazer música pelas ruas.
Halk fakirlik ve sefalet içinde yaşar.Eles mergulham na miséria e na pobreza.
Bu kadın küçük ve tatlı bir kulübede yaşarmış.A moça estava vivendo muito feliz naquele lindo palácio.
O tarihlerde Basileios sıkıntı yaşarken, 12 Ağustos 886'da av sırasında ciddi bir şekilde yaralandı.Por esse tempo, Basílio estava doente, e em 18 de de agosto de 886, foi gravemente ferido durante uma caçada.
1880 ile 1891 yılları arasında Maupassant en verimli dönemini yaşar.A década de 1880-1891 foi o período mais fértil da vida de Maupassant.
Edindiği bilgilerden sonra Chicago'da yaşarken William Chaney'ye bir mektup yazdı.London escreveu para William Chaney, que então vivia em Chicago.
Her iki tür de Amerika Kıtası'nda yaşar.Duas delas também competiram no Miss América.
Bazıları yalnız, bazıları da küçük bir grup halinde yaşar.Alguns vivem sozinhos, mas há alguns que vivem em grandes grupos.
Bugün Azerbaycan'ın Balaken bölgesinde yaşarlar.Hoje atua no Karvan do Azerbaijão.
Üreme zamanın'ın dışında yalnız yaşar.Fora do período reprodutivo vive solitariamente.
Rusya'da Evenks özerk bölgesinde de Evenk Tunguzları yaşar.Os evenques vivem no distrito autónomo da Evenquia na Rússia.
Halka kuyruklu maki son derece sosyal bir hayvandır, 30'dan fazla hayvandan oluşan gruplar halinde yaşar.O lémure-de-cauda-anelada é altamente social, vivendo em grupos de até 30 indivíduos.
Bu yüzden sürekli Kim'in sevgilisi ile sorunlar yaşar.Ele sempre confunde o nome de Tom com Tim.
Nüksetme olgusu çok yaygın olup, insanların neredeyse yarısı bir yıl içinde ikinci kez enfeksiyon yaşar.As recorrências são comuns, com quase metade das pessoas sofrendo uma segunda infecção dentro de um ano.
Hint gergedanı, eskiden Himalaya Dağlarının çevresinde çok geniş bir alanda yaşardı.Mais recentemente, Hal começou a sentir um estranho impulso de viajar para as Montanhas do Himalaia na Índia.
Suların Efendisi Ulmo, Arda'nın köklerinin altında Vaiya'da yaşar.Ulmo , o Senhor das Águas que habita em Vaiya, abaixo das raízes de Arda.
Austin ve Sam sonsuza dek mutlu yaşarlar.Lucrécia e Juliano estão felizes para sempre.
Warp'ta yaşarlar.É como um Warp.
Göğün 16. katında yaşar.Entre o céu e o mar 16.
Ortalama 30 yıl yaşarlar.Vivem em média 40 anos.
Genellikle sosyal hayvanlar olan zebralar küçük haremler ya da büyük sürüler hâlinde yaşarlar.São geralmente animais sociais que vivem desde pequenos harém a grandes manadas.
Sadece birkaç hafta yaşarlar.Passam-se algumas semanas.
Yaklaşık 20 milyon Sih Hindistan'da, bunun da büyük bir kısmı Pencap eyaletinde yaşar.É estimado que 19 milhões vivem na Índia, concentrados, em sua maioria, no estado do Punjab.
Yalnız veya çift olarak yaşarlar.Vivem solitários ou em casais.
12-13 yıl yaşarlar.Tem por volta de 12/13 anos.
20 yıl kadar yaşarlar.Vivem até 20 anos.