yaşanmak ile cümle

yaşanmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Fakat özellikle yaz aylarında içme suyu sorunu yaşanmaktadır.특히 한여름에는 물주기에 각별히 신경을 써야 한다.
Soğuk algınlığı sebebiyle tahmini olarak yılda 189 milyon gün okul devamsızlığı yaşanmaktadır.המחקר מדווח על מספר המוערך ב-189 מיליון ימי לימודים שאובדים בכל שנה כתוצאה מהצטננויות.
Bir yılda dört mevsim birden yaşanmaktadır.בשנה קיימות ארבע עונות.
Ne var ki, pazarlama konusunda sıkıntılar yaşanmaktadır.עם זאת, קיים קושי רציני בהפסקת ומניעת הסחר.
İşsizlik nedeniyle göç yaşanmaktadır.העיר מוכת אבטלה.
Yaralanmaların neredeyse yarısı yangınla mücadele ederken yaşanmaktadır.Почти половината от травмите се дължат на опити за запалване на огън.
Köyde sağlık ve eğitim sorunları yaşanmaktadır.Полагат се грижи за образованието и здравеопазването в града.
Türkiye'de iç hukukta da büyük sorunlar yaşanmaktadır.Интересен юридически прецедент има в Русия.
Balkan ve Kırım Türkleri kültür gelenek ve görenekleri yaşanmaktadır.Хора от Африка и Индия смятат, че ислямът унищожава местните традиции и култури.
Köyde aleviler yaşamaktadır.Köyde alevi kültürü yaşanmaktadır.В повечето европейски страни имат значения на аграрна революция (ликвидират феодалните остатъци на село).
Sonuç olarak önemli bir miktarda gelir kaybı yaşanmaktadır.В противен случай са предвидени огромни глоби.
Bu taşkınlarda büyük maddi kayıplar yaşanmaktadır.На обектите са нанесени значителни материални щети.
Soğuk algınlığı sebebiyle tahmini olarak yılda 189 milyon gün okul devamsızlığı yaşanmaktadır.Prema procjenama djeca zbog prehlade propuste 22 do 189 milijuna školskih dana u godini.
Zaza Alevi kültür gelenek ve görenekleri yaşanmaktadır.Lucija zaštitnica očiju postoje i običaji vezani za to.
Terekeme kültür, gelenek ve görenekleri yaşanmaktadır.Kultura, život i običaji počinju izumirati.
İşsizlik nedeniyle göç yaşanmaktadır.Kvôli nezamestnanosti?
Günümüzdeki maçlarında pek çok şiddet olayı yaşanmaktadır.V týchto hrách je podľa jeho názoru príliš veľa násilia.
Film günümüzde yaşanmaktadır.Film je zasadený do súčasnosti.
Köyde Kürt-Alevi kültür ve görenekleri yaşanmaktadır.Katniss v aréne prežíva vďaka umeniu lovu a orientácii v teréne.
Yağış etkisi yoğunluklu olarak haliçlerde yaşanmaktadır.Dažďové zrážky majú značné výkyvy.
ARAP kültür gelenekleri yaşanmaktadır.Dedenie sa riadi starobylými arabskými zvyklosťami.
Grupta, 1978'den beri sürekli olarak üye değişimleri yaşanmaktadır.Medzitým od roku 1978 prebiehalo ďalšie kolo rozširovania skupiny.
Soğuk algınlığı sebebiyle tahmini olarak yılda 189 milyon gün okul devamsızlığı yaşanmaktadır.Ceni se, da zaradi prehlada letno odpade 22 do 189 milijonov dni v šoli.
Fakat özellikle yaz aylarında içme suyu sorunu yaşanmaktadır.Včasih poleti pride do pomanjkanja pitne vode.
Kürt ve Azerbaycan Türkleri kültür gelenek ve görenekleri yaşanmaktadır.Barve in modeli simbolizirajo kirgiško tradicijo in podeželsko življenje.
Bu vadiye stabilize yoldan inilmekte ve burada ulaşım açısından güçlük yaşanmaktadır.Pri takšnih mostovih je potrebno zagotoviti stabilnost glede na veter in prometno obtežbo.
Yağış etkisi yoğunluklu olarak haliçlerde yaşanmaktadır.V visokih koncentracijah hlapi učinkujejo zelo omamljajoče.
Soğuk algınlığı sebebiyle tahmini olarak yılda 189 milyon gün okul devamsızlığı yaşanmaktadır.Studijoje buvo spėjama, kad kasmet dėl peršalimo mokiniai praleidžia 189 milijonus mokyklos dienų.
Arap kültürü yaşanmaktadır.Irake vyrauja Arabų kultūra.
Sonuç olarak önemli bir miktarda gelir kaybı yaşanmaktadır.Dėl to būdavo patiriama nemažų nuostolių.
Bu esnada, dış dünyada da bir değişim yaşanmaktaydı.Kaip tik tuo metu pasaulyje keitėsi prekybinė sistema.
2014'ten beri şehirde içme suyundaki kirlilik nedeniyle su krizi yaşanmaktadır.2014. aastast alates on linnal olnud probleeme joogivee reostumisega.
Asenkron tipe ise inputun eğişimine bağlı olarak anlık durum değişimleri yaşanmaktadır.Mateeria on see, mis substantsiaalse muutumise puhul püsib.
Kılıç Kıyısı bölgesinde birçok gariplik yaşanmaktadır.Partlaste seas on palju rändlinde.
Şehirde kışın bazen sert soğuklar yaşanmaktadır.Talviti jõuavad linna mõnikord arktilised õhumassid.
Antarktika'da da kış yaşanmaktadır.남극은 아직 겨울이고 그렇기 때문에
Antarktika'da da kış yaşanmaktadır.זה במקרה גם החורף באנטארקטיקה,
Antarktika'da da kış yaşanmaktadır.تكون هذه هي فترة فصل الشتاء في القارة الجنوبية
Antarktika'da da kış yaşanmaktadır.寒さのダブルパンチを
Bir de yaşanmakta olan iki olayın birbirine karışmasıyla oluşan şekiller var.Alcune delle forme si generano dall'unione di due eventi che succedono.
Bir de yaşanmakta olan iki olayın birbirine karışmasıyla oluşan şekiller var.Có những hình thù nảy sinh chỉ từ sự kết hợp của hai sự kiện đang xảy ra, và tôi rất thích thú với điều này.
Bir de yaşanmakta olan iki olayın birbirine karışmasıyla oluşan şekiller var.Er zijn vormen die ontstaan enkel door het huwelijk dat twee gebeurtenissen aangaan.
Bir de yaşanmakta olan iki olayın birbirine karışmasıyla oluşan şekiller var.Es gibt Formen die entstehen durch die Vermählung zweier stattfindender Ereignisse.
Bir de yaşanmakta olan iki olayın birbirine karışmasıyla oluşan şekiller var.Există forme care apar doar prin mariajul a două evenimente care se desfășoară.
Bir de yaşanmakta olan iki olayın birbirine karışmasıyla oluşan şekiller var.Há uma forma que aparece apenas pela conjugação de dois acontecimentos que estão a ocorrer.
Bir de yaşanmakta olan iki olayın birbirine karışmasıyla oluşan şekiller var.Il y a des formes qui viennent pas le simple mariage de deux évènements qui se produisent
Bir de yaşanmakta olan iki olayın birbirine karışmasıyla oluşan şekiller var.저기 생겨나는 형태는 발생하고 있는 두 현상들의 상호작용으로부터 생겨난 겁니다.
Bir de yaşanmakta olan iki olayın birbirine karışmasıyla oluşan şekiller var.Oto pojawiają się kształty poprzez mariaż dwóch wydarzeń.
Bir de yaşanmakta olan iki olayın birbirine karışmasıyla oluşan şekiller var.Surgen formas de la unión simple de dos eventos que ocurren.
Bir de yaşanmakta olan iki olayın birbirine karışmasıyla oluşan şekiller var.Vannak formák, melyek létrejönnek két esemény történésének az összeolvadása miatt, és ez engem nagyon érdekel.
Bir de yaşanmakta olan iki olayın birbirine karışmasıyla oluşan şekiller var.Υπάρχουν σχήματα που προκύπτουν από το πάντρεμα δύο συμβάντων, και με ενδιαφέρει πολύ αυτό.
Bir de yaşanmakta olan iki olayın birbirine karışmasıyla oluşan şekiller var.Има форми, които са се получили просто от съчетанието на две събития.
Bir de yaşanmakta olan iki olayın birbirine karışmasıyla oluşan şekiller var.Существуют формы, которые появляются благодаря браку двух явлений, и это интересует меня больше всего.
Bir de yaşanmakta olan iki olayın birbirine karışmasıyla oluşan şekiller var.יש צורות שנוצרות רק מהחיבור של שני הארועים שקורים,
Bir de yaşanmakta olan iki olayın birbirine karışmasıyla oluşan şekiller var.وهناك أشكال التي تأتي عن فقط عن طريق الزواج اثنين من الأحداث التي تحدث.
Bir de yaşanmakta olan iki olayın birbirine karışmasıyla oluşan şekiller var.起きている2つの事象が 単に結びついてできるもので 私はそこにたいへん興味があります
Fakat, tanrının oğulları ve kızları için kurulmuş bu okulda, Kimsenin aklının ermeyeceği şeyler yaşanmakta.Allerdings passiert in dieser Schule der auserwählten Kinder Gottes etwas das niemand sich vorstellen kann.
Fakat, tanrının oğulları ve kızları için kurulmuş bu okulda, Kimsenin aklının ermeyeceği şeyler yaşanmakta.Avšak, v škole pre Bohom vyvolených synov a dcéry, sa deje niečo, čo si nikto nevie ani predstaviť.
Fakat, tanrının oğulları ve kızları için kurulmuş bu okulda, Kimsenin aklının ermeyeceği şeyler yaşanmakta.Dog, på denne skole for Guds udvalgte sønner og døtre sker der noget, som overstiger enhver forstilling...
Fakat, tanrının oğulları ve kızları için kurulmuş bu okulda, Kimsenin aklının ermeyeceği şeyler yaşanmakta.Oricum ,in aceasta scoala speciala pentru fii zeilor se intampla ceva ce nimeni nu isi poate imagina.
İlgili Sayfalar