Tüm hafta sonu sıkı çalıştıktan sonra, nihayet yaşanabilir bir daireye sahibiz.After working hard all the weekend, finally we have a livable apartment!
Tüm evlerin yaşanabilir olması gerekiyor.All houses are supposed to be habitable.
Bir gezegeni yaşanabilir kılmak mümkün mü?Is terraforming possible?
Trajedi hızlı bir şekilde yaşanabilir.Tragedy can happen quickly.
Solstation.com: "Yıldızlar ve Gezegenler Yaşanabilir."Solstation.com: "Stars and Habitable Planets."
HD 85512 b'nin %50'den fazla bulutla kaplı olması hâlinde yaşanabilir olduğu sanılıyor.On HD 85512 b, it would be habitable if it exhibits more than 50% cloud cover.
İlâveten 54 gezegen adayı "yaşanabilir bölge"de keşfedildi.In addition, 54 planet candidates were detected in the "habitable zone."
Diğer taraftansa, Güneşten küçük yıldızların, yaşanabilirlik için belirgin engelleri vardır.Stars smaller than the Sun, on the other hand, have distinct impediments to habitability.
Pozitif bir kozmolojik sabit olduğu müddetçe, aynı zamanda kapalı evren modelinde de yaşanabilir.With a positive cosmological constant, it could also occur in a closed universe.
"Galaktik Yaşanabilir Bölge" Astrobiyoloji Dergisinin18 Mayıs 2001."Galactic Habitable Zone," Astrobiology Magazine, 18 May 2001.
Bir galaktik bar da, galaktik yaşanabilir bölgenin boyutunu belirlemekte etkilidir.A galactic bar also has the potential to affect the size of the galactic habitable zone.
O ve Curtis, yaşanabilir bir gezegen bulmak amacıyla geçitten geçerler.She and Curtis step through the Gate in the hope of finding a suitable planet to live on.
Yemek yemeden aylarca yaşanabilir, ancak susuz sadece birkaç gün dayanılabilir.She can only go a few days without feeding before the hunger overcomes her.
Yoksa bir facia yaşanabilirdi" dedi.Or perhaps they sculpt themselves."
Yaşanabilir bölge, Merkez yıldızın etrafında bir çember oluşturur.This allows a radiative zone to develop around the star's core.
Tanrısal âlemin bilgisi bilinebilir değil fakat yaşanabilir bir şeydir.Knowledge of God is not intellectual, but existential.
Bugün de yaşanabilir bir gelecek yaratmak için aynı sıçramaya ihtiyacımız var.Today we need that same leap in thinking for us to create a viable future.
Kredilerin bir kısmında geri ödenme sıkıntısı yaşanabilir.And some of them will default,some of them won't.
Misafir odası olduğu için biraz küçük ama yinede yaşanabilir.Since it is a guest room, it is kind of small. But it's tolerable.
Mladiç'in tutuklanmasıyla farklı tepkilerin görüleceği bir gün daha yaşanabilir.Another such day of divergent reactions may come with the arrest of Mladic.
Yüzyılın sonuna doğru 2,4 ile 3 derece arasında bir sıcaklık artışı yaşanabilir.Temperature growth could be between 2.4 and 3 degrees by the end of the century.
AB'ye Katılımla Ilgili Yol Haritalarinin Uygulanmasında Sorunlar YaşanabilirEU Accession Roadmaps Could Cause Some Bumps
Yaşanabilir Bölgede Bulunan Kayaç Gezegenler Nadir OlmayabilirRocky planets orbiting within habitable zones may not be rare
Bu bölgeye, Galaktik Yaşanabilir Bölge denir.This region is termed the "galactic habitable zone".
Yaşanabilir bölge, merkez yıldızın tipine ve yaşına göre değişiklik gösterir.The habitable zone varies with the type and age of the central star.
Örneğin, çocuk tuvalet eğitimine başlarken çatışma yaşanabilir.For example, there may be conflict present as a child begins toilet training.
Diğer nesnelere sürüklenme nedeniyle de zorluk yaşanabilir.Some difficulty could occur due to drifting into other objects.
Bunlardan yedisi yaşanabilir ve üçü büyük bağlantı noktalarına sahip bağlantı düğümleridir.Of these, seven are habitable, and three are connecting nodes with large ports.
Argolis eyaletini tekrar yaşanabilir hale getirdikten sonra Argos şehrini kurdu.After rendering the province of Argolis inhabitable again, he then founded the city of Argos.
Ayrıca, mesafe tahmininde bozulma ve açı hizalamasında da bozulma yaşanabilir.Furthermore, there the distortion in distance estimation and the distortion in angle alignment.
Yörünge yıldıza yakanlığı yaşanabilir bölgenin iç sınırından daha fazladır.The orbit is closer to the star than the internal limit of the habitable zone.
Okyanuslar, hacimsel olarak gezegendeki yaşanabilir alanın çoğunluğunu sağlar.[1]By volume the ocean provides most of the habitable space on the planet.[2]
Opioid bağımlısı olan kişilerde birçok davranış değişikliği yaşanabilir.People that are addicted to opioids can have many changes in behavior.
Bir atmosferdeki parçacıklar olarak tholinler ışığı dağıtır ve yaşanabilirliği etkileyebilir.As particles in an atmosphere, tholins scatter light, and can affect habitability.
Su Ayrıca bakınız: Gezegensel yaşanabilirlik, Yaşanabilir bölge ve Dünya üzerindeki su dağılımıWater
Ayrıca dört mevsim bir arada yaşanabilir.Es ist auch möglich zwischen den vier Jahreszeiten hin und her zu wechseln.
Yemek yemeden aylarca yaşanabilir, ancak susuz sadece birkaç gün dayanılabilir.Sie können über einen Zeitraum von mehreren Monaten hungern, ohne Schaden zu nehmen.
Kepler-69 isimli Güneş benzeri bir yıldız etrafında, yaşanabilir bölgede dönüyor.Er dreht sich um den sonnenähnlichen Stern Kepler-9 im Sternbild Leier.
Aynı yıl, Wallace Hampton Tucker, galaktik yaşanabilirliği daha genel bir anlamda analizledi.La même année, Wallace Hampton Tucker (en) analyse l'habitabilité galactique dans un contexte plus général.
Yoksa bir facia yaşanabilirdi" dedi.Mais : peuvent-ils souffrir ? ».
Yaşanabilir bölge, merkez yıldızın tipine ve yaşına göre değişiklik gösterir.La zone habitable varie avec le type et l'âge de l'étoile centrale.
Yaşanabilir bölge, Merkez yıldızın etrafında bir çember oluşturur.La zone habitable forme un anneau autour de l'étoile centrale.
Bir galaktik bar da, galaktik yaşanabilir bölgenin boyutunu belirlemekte etkilidir.Une galaxie spirale barrée peut aussi changer la grandeur de la zone habitable galactique.
Kopenhag dünyanın en yaşanabilir şehirlerinden biridir.Copenhague es una de las ciudades más habitables del mundo.
Yörüngedeki Mir'in öncelikli amacı uzayda geniş ve yaşanabilir bir bilimsel laboratuvar sağlamaktır.La Mir en órbita proveía de un laboratorio científico amplio y habitable en el espacio exterior.
Bu durum, onu ana yıldızın yaşanabilir bölgesine koyar.Esto lo pone en la zona habitable de la estrella.
O ve Curtis, yaşanabilir bir gezegen bulmak amacıyla geçitten geçerler.Egli riesce a fuggire e vaga attraverso il cosmo alla ricerca di un pianeta vivibile.
Proxima Centauri b yaşanabilirliği tespit edilmemiştir.(EN) Proxima Centauri b, su Extrasolar Visions.
Bu bölgeye, Galaktik Yaşanabilir Bölge denir.Ha introdotto il concetto zona galattica abitabile..
CSIRO göre, Coffs Harbour Avustralya'da en yaşanabilir bir iklime sahiptir.По данным CSIRO, в Кофс-Харборе очень удобный для жизни климат.
Yemek yemeden aylarca yaşanabilir, ancak susuz sadece birkaç gün dayanılabilir.الإنسان يمكنه البقاء على قيد الحياة لعدة اسابيع دون طعام، ولكن لأيام قليلة فقط من دون ماء.
Bu dünya benzeri gezegenlerin de yaşanabilir bölgelerde bulunduğu söyleniyor.ومع ذلك الكوكب يصفه الباحثين على أنه في المنطقة القابلة للحياة .
Bu durum, onu ana yıldızın yaşanabilir bölgesine koyar.Isso o põe na zona habitável da sua estrela.
Bu bölgeye, Galaktik Yaşanabilir Bölge denir.Essa região é denominada zona habitável da galáxia.
HD 85512 b'nin %50'den fazla bulutla kaplı olması hâlinde yaşanabilir olduğu sanılıyor.HD 85512 b possui massa 3,6 vezes maior que a Terra.
Yoksa bir facia yaşanabilirdi" dedi.Het is onmogelijk dat er iemand levend uit gekomen is."
O ve Curtis, yaşanabilir bir gezegen bulmak amacıyla geçitten geçerler.Jeremiah en Kurdy zijn op weg en doorkruisen een gebied waar zij een avontuur beleven.
Verilere göre gezegen geçmişte günümüzdeki haline kıyasla daha yaşanabilir haldeydi.W związku z tym jego wpływ na naszą planetę był silniejszy niż obecnie.
Diğer afazi türlerinde kendilerine söyleneni anlamada daha çok zorluk yaşanabilir.Ludzie z innymi rodzajami afazji mogą mieć większe trudności ze zrozumieniem tego, co jest do nich mówione.
Aksi halde 1 Kasım’dan itibaren büyük şiddet olayları yaşanabilir.30 listopada rozpoczęła się kolejna fala aktów przemocy.