yaşamsal ile cümle
yaşamsal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bu "Yaşamsal Bölge" ya da "Goldilocks Prensibi" nin özünü oluşturur.이는 생명체 거주가능 영역 또는 골디락스 원리의 핵심 개념이다.
Tüm canlılar yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilmek için enerjiye ihtiyaç duyarlar.지구상의 모든 생물은 삶을 유지하기 위해 에너지를 필요로 한다.
Prana: İnsanı canlandıran yaşamsal unsur.에일리언: 인간을 잡아먹는 초거대 생물체.
Tüm canlılar yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilmek için enerjiye ihtiyaç duyarlar.כל החיידקים זקוקים לאנרגיה לצורך קיומם.
19. yüzyıla kadar, yaşamsal formların bazı şartlarda aniden ortaya çıkabileceği düşünülüyordu.עד המאה ה-19 שררה האמונה כי צורות חיים יכולות להופיע באופן ספונטני תחת תנאים מסוימים (בריאה ספונטנית).
Yaşamsal unsurları taşır.קורות חיים קורות חיים
Eğer sürtünme kuvveti var olmasaydı birçok yaşamsal faaliyet mümkün olmazdı.Без субсидии от страна на правителството много неща биха били невъзможни.
Tüm canlılar yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilmek için enerjiye ihtiyaç duyarlar.Всички процеси на тялото изискват енергия, за да функционират правилно.
Karasal gezegenler, hayatın oluşması için yaşamsal bölgenin içinde bulunmalıdır.Odbjegli planeti mogli bi biti pogodni za život
Gliese 581 g, yaşamsal bölge olduğu düşünülen keşfedilmiş başka bir gezegendi.Gliese 581 g je neoverená planéta podobná Zemi, na ktorej údajne sú podmienky vhodné pre život.
Pek çok morfolojik özellik, galaksilerin yaşamsal potensiyellerini etkileyebilir.Je tudi morfološka z nekaterimi fizikalnimi značilnostmi galaksij.
Ruh insanın yaşamsal başlangıcını oluşturur.See on inimelu alge meelega hävitamine.
Ama bugün, biz insanların yaşamsal organlarını alıp başka insanlara verme durumundayız.Ale dziś mamy sytuację, w której chcemy pobierać żywe organy od jednych i dawać je innym.
Ama bugün, biz insanların yaşamsal organlarını alıp başka insanlara verme durumundayız.Dar astăzi ne confruntăm cu situaţii în care vrem să luăm organe vitale din fiinţe să le dăm altor fiinţe.
Ama bugün, biz insanların yaşamsal organlarını alıp başka insanlara verme durumundayız.오늘날, 우리는 생명체에서 중요 장기들을 꺼내어 다른 생명체에 이식하고 싶어합니다.
Ama bugün, biz insanların yaşamsal organlarını alıp başka insanlara verme durumundayız.Ma oggi possiamo per esempio espiantare degli organi da un corpo per impiantarli in altri esseri umani.
Ama bugün, biz insanların yaşamsal organlarını alıp başka insanlara verme durumundayız.Mas hoje, temos a situação em que queremos tirar os órgãos vitais de pessoas e dá-los a outras pessoas.
Ama bugün, biz insanların yaşamsal organlarını alıp başka insanlara verme durumundayız.Med idag har vi ett läge då vi vill ta organ från en varelse för att ge dem till någon annan.
Ama bugün, biz insanların yaşamsal organlarını alıp başka insanlara verme durumundayız.Pero hoy podemos, por ejemplo, extraer órganos vitales de un cuerpo y ponerlos en otro cuerpo.
Ama bugün, biz insanların yaşamsal organlarını alıp başka insanlara verme durumundayız.Teraz však nastala situácia, keď chceme vyňať žijúce orgány z jedincov a dať ich iným jedincom.
Ama bugün, biz insanların yaşamsal organlarını alıp başka insanlara verme durumundayız.Μπορεί να νομίσετε ότι μια τέτοια υποκατηγοριοποίηση μπορεί να κάνει κάποιον σαν εμένα πολύ ευτυχή.
Ama bugün, biz insanların yaşamsal organlarını alıp başka insanlara verme durumundayız.Но днес сме в ситуация, в която искаме да вземем жизнено важни органи от едни и да ги дадем на други индивиди.
Ama bugün, biz insanların yaşamsal organlarını alıp başka insanlara verme durumundayız.אך כיום, יש בפנינו מצב שבו אנו מעוניינים לקחת איברים חיוניים מאנשים ולתת אותם לאנשים אחרים.
Ama bugün, biz insanların yaşamsal organlarını alıp başka insanlara verme durumundayız.لكن اليوم , لدينا مشكلة حيث أننا نريد أن نأخذ أعضاء حيوية من الأجساد ونعطبها إلى يشر أخرين .
Ama bugün, biz insanların yaşamsal organlarını alıp başka insanlara verme durumundayız.取り出して 他者へと 移植するようになりました その結果
Ama insülin yaşamsal olanıdır.그렇지만 인슐린은 생명 유지에 필수적이어서 인슐린이 없다면 당신은 당뇨병에 걸리고 말 것입니다. 인슐린이 없이는
Ama insülin yaşamsal olanıdır.Mas insulina é vital, sem ela você tem diabetes.
Ama insülin yaşamsal olanıdır.Pero la insulina es vital, sin la insulina tiene diabetes. y sin insulina usted
Ama insülin yaşamsal olanıdır.ولكن الأنسولين أمر حيوي، دون الأنسولين لديك مرض السكري. ومن دون الأنسولين لك
Ancak bu teknoloji küçük tümörleri tespit edemiyordu. Erken teşhis ise yaşamsal öneme sahipti.A tato technologie může najít i malé nádory a to je kritické pro život pacienta.
Ancak bu teknoloji küçük tümörleri tespit edemiyordu. Erken teşhis ise yaşamsal öneme sahipti.Dar această tehnologie nu poate găsi tumorile când acestea sunt mici.
Ancak bu teknoloji küçük tümörleri tespit edemiyordu. Erken teşhis ise yaşamsal öneme sahipti.Mas esta tecnologia não conseguia encontrar tumores quando eles eram pequenos.
Ancak bu teknoloji küçük tümörleri tespit edemiyordu. Erken teşhis ise yaşamsal öneme sahipti.Все ж, ця технологія не змогла виявити малу пухлину, а виявлення пухлини на ранній стадії життєвоважливо.
Bu bölgeler oldukça yaşamsal yerler.Aceste comunități constituie locuri pline de viață.
Bu bölgeler oldukça yaşamsal yerler.Ce sont des endroits plein de vie, ces communautés.
Bu bölgeler oldukça yaşamsal yerler.Chúng là những nơi khá quan trọng, các cộng đồng này.
Bu bölgeler oldukça yaşamsal yerler.Das sind ziemlich vitale Orte, diese Gemeinschaften.
Bu bölgeler oldukça yaşamsal yerler.Estas comunidades são locais vitais.
Bu bölgeler oldukça yaşamsal yerler.Estas comunidades, son lugares bastante vitales.
Bu bölgeler oldukça yaşamsal yerler.Het zijn heel vitale plaatsen, deze gemeenschappen.
Bu bölgeler oldukça yaşamsal yerler.전부 상당히 활력이 넘치는 장소들입니다. 활기찬 공동체죠.
Bu bölgeler oldukça yaşamsal yerler.Létfontosságú helyek ezek, ezek a közösségek.
Bu bölgeler oldukça yaşamsal yerler.Sono posti piuttosto vitali, queste comunità.
Bu bölgeler oldukça yaşamsal yerler.To są pulsujące życiem miejsca, owe wspólnoty.
Bu bölgeler oldukça yaşamsal yerler.Тези общности са доста жизнени места.
Bu bölgeler oldukça yaşamsal yerler.Эти сообщества довольно оживлённы.
Bu bölgeler oldukça yaşamsal yerler.זה מקומות דיי מלאי חיים, הקהילות האלה.
Bu bölgeler oldukça yaşamsal yerler.فهذه المجتمعات أماكن حيوية جداً ، .
Bu bölgeler oldukça yaşamsal yerler.これはホシーニャの ガービアという大通りです
Erken teşhis ise yaşamsal öneme sahipti.A wykrycie małego guza ma krytyczne znaczenie dla przeżycia.
Erken teşhis ise yaşamsal öneme sahipti.Dan menemukan tumor kecil penting untuk penyembuhan.
Erken teşhis ise yaşamsal öneme sahipti.En het vinden van een kleine tumor is essentieel voor de overlevingskansen.
Erken teşhis ise yaşamsal öneme sahipti.E riuscire ad individuare un piccolo tumore è fondamentale per la sopravvivenza.
Erken teşhis ise yaşamsal öneme sahipti.És az apró tumorok megtalálása kritikus a túléléshez.
Erken teşhis ise yaşamsal öneme sahipti.Et trouver une petite tumeur est crucial pour la survie.
Erken teşhis ise yaşamsal öneme sahipti.종양이 작을 때 조기발견은 생존에 대단히 중요합니다.
Erken teşhis ise yaşamsal öneme sahipti.Nájdenie malého nádoru je pre prežitie rozhodujúce.
Erken teşhis ise yaşamsal öneme sahipti.Und kleine Tumore zu finden, ist unerlässlich für die Überlebenschancen.
Erken teşhis ise yaşamsal öneme sahipti.Và việc đó lại là yếu tố then chốt để có cơ hội sống sót.
Erken teşhis ise yaşamsal öneme sahipti.Y detectar tumores pequeños es crucial para la supervivencia.