yaşamsal ile cümle

yaşamsal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Pek çok morfolojik özellik, galaksilerin yaşamsal potensiyellerini etkileyebilir.Various morphological features of galaxies can affect their potential for habitability.
Karasal gezegenler, hayatın oluşması için yaşamsal bölgenin içinde bulunmalıdır.Rocky planets must orbit within the habitable zone for life to form.
Her yerleşim yerinin olduğu gibi İstanbul'un da yaşamsal sorunu suydu.Each settler's workplace is also his place of residence.
Bütün yaşamsal olaylar, birbirinden az çok bağımsız olan hücreler tarafından yapılır.Cellular insulation is composed of small cells which are separated from each other.
Bu bölgeler oldukça yaşamsal yerler.They're quite vital places, these communities.
Yaşamsal önemi olmayan çıktıları basSuppress non-essential output
Yaşamsal ürün verileriVital product data
Kullanıcı giriş yaptığında KDE Masaüstünün yaşamsal süreçlerini başlatırwhatsThis tooltipThis will make essential KDE processes run at user login
SE Times: Geçen yıl, Makedonya geleceğini ilgilendiren birçok konuda yaşamsal önemde kararlar aldı.SE Times: Last year, Macedonia made several crucial decisions for its future.
Karasal gezegenler, hayatın oluşması için yaşamsal bölgenin içinde bulunmalıdır.Rocky planets must orbit within the habitable zone for life to form.
Her ne kadar sıcak yıldızlar, Sirius ve Vega'nı yaşamsal bölgeleri geniş olsa da :Although the habitable zone of such hot stars as Sirius or Vega is wide:
Yaşamsal özellikleriLife properties
Öncelik kişinin yaşamsal bulgularını stabilize etmektir.Stabilizing the person is the first priority.
Tüm canlılar yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilmek için enerjiye ihtiyaç duyarlar.Alle Organismen benötigen Energie, um ihre Lebensprozesse aufrechtzuerhalten.
Hasta ya da yaralının yaşamsal değişimleri izlenir.Die Wahrnehmung der Kranken und der Umgang mit ihnen wandelte sich.
Yukarıda da açıklandığı gibi Glukokortikoidler yaşamsal önem taşır.Heiße Sterne haben, wie oben erwähnt, eine kurze Lebensdauer.
Fakat, yaşamsal alan ya da yaşam bulmak o kadar da zor değildir.Und auf jeden Fall erscheint es als Platz zum Leben oder Arbeiten nicht sehr einladend.
Terim psikhe (yaşamsal unsur, nefes) ve statis (tartılma) sözcüklerinden türetilmiştir.So ist Plagueis vom Wort plague ("Seuche") und Sidious von insidious ("heimtückisch") abgeleitet.
Bu "Yaşamsal Bölge" ya da "Goldilocks Prensibi" nin özünü oluşturur.C'est le cœur de la notion de zone habitable ou principe de Goldilocks (en).
Pek çok morfolojik özellik, galaksilerin yaşamsal potensiyellerini etkileyebilir.Différentes caractéristiques morphologiques des galaxies peuvent jouer sur leur potentiel d'habitabilité.
George Bernard Shaw ise onun yaşamsalcılığı olarak gördüğü şeyden etkilendi.George Bernard Shaw était très attaché à sa version.
Yaşamsal ihtiyaçlardan muaf olma: Dr. Manhattan yaşamak için hava, su ve yiyeceğe ihtiyaç duymaz.Endurance illimitée : Azazel n'a pas besoin de nourriture, d'eau, d'oxygène, ou de sommeil pour survivre.
Müziği, yaşamsal gücünü çeşitlilik ve karşıtlıktan alır.La musique s'impose par sa force et son originalité.
Bu yüzden, her gezegenin yaşamsal alanı kendine özgüdür.En plus, la position de chaque planète peut être corrigée à la main.
Zaman içindeki gelişimleri sadece yaşamsal döngüde mevcut konumlarını sağlamak için yapılmış oluyor.Les images sont traitées en temps réel pour ne conserver que les événements recherchés.
Taşın rüzgar ve suyla erozyonu yaşamın anlamını tanımlayan yaşamsal özellikler sunmaktadır." demektedir.On pense, nous, que l'hydroélectricité, les éoliennes, c'est la solution de l'avenir ».
Ruh insanın yaşamsal başlangıcını oluşturur.Vive como comensal del ser humano.
Bütün yaşamsal olaylar, birbirinden az çok bağımsız olan hücreler tarafından yapılır.Las células pueden sobrevivir fácilmente separadas de otras células.
Yaşamsal unsurları taşır.Llevan hábitos de vida insaludables.
Küçük Kırmızı cüceler daha küçük yaşamsal bölgelere sahiplerdir.Le piccole nane rosse, d'altra parte, hanno regioni abitabili con un raggio ridotto.
19. yüzyıla kadar, yaşamsal formların bazı şartlarda aniden ortaya çıkabileceği düşünülüyordu.До XIX века считалось, что в определённых условиях жизнь может самозарождаться.
Pek çok morfolojik özellik, galaksilerin yaşamsal potensiyellerini etkileyebilir.Морфологические особенности галактики могут влиять на зону обитаемости.
Düşman askerleri savaşla alakadar olmadıkları zaman tipik yaşamsal davranışlar sergilemektedir.Пока вражеские солдаты не вовлечены в бой, они демонстрируют типичное и вполне жизненное поведение.
Yaşamsal ihtiyaçlardan muaf olma: Dr. Manhattan yaşamak için hava, su ve yiyeceğe ihtiyaç duymaz.Известно, что титан не нуждается в еде или воде, чтобы выживать.
Yaşamsal unsurları taşır.Ведут подземный образ жизни.
Türkiye'nin Balkanlar ve Orta Doğu'daki konumu ise, bu bölgenin savunulmasında yaşamsal bir önem taşıyordu.أما تركيا في الشرق الأوسط والبلقان اهتمت بالدفاع عن هذة المنطقة.
Ruh insanın yaşamsal başlangıcını oluşturur.Assim começa a vida terrena do homem.
Düşman askerleri savaşla alakadar olmadıkları zaman tipik yaşamsal davranışlar sergilemektedir.Pelo fato de estarem na guerra, as unidades possuem comportamentos típicos de combate.
Bu yüzden, her gezegenin yaşamsal alanı kendine özgüdür.Cada ser humano do planeta é único.
Karasal gezegenler, hayatın oluşması için yaşamsal bölgenin içinde bulunmalıdır.Om geschikt te zijn, moet een planeet zich in een bewoonbare zone bevinden.
Eğer sürtünme kuvveti var olmasaydı birçok yaşamsal faaliyet mümkün olmazdı.Bez dobrego unieruchomienia zwierzęcia, wykonywanie wielu czynności byłoby niemożliwe.
Amerika kıtasındaki altın ve gümüş üretimi İspanya için yaşamsal bir hal almıştır.Amerykańskie złoto i srebro rujnowało gospodarkę.
Tüm canlılar yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilmek için enerjiye ihtiyaç duyarlar.Alla levande organismer behöver energi för att utföra sina livsnödvändiga processer.
Bu ve diğer nedenlerden ötürü insan etkeni yöneylem araştırması için yaşamsaldır.Саме через цю систему причин і наслідків слід розглядати людину.
Kızıl Ordu için Leningrad'ı kaptırmamak yaşamsal önemdeydi.«Ленінопад» таки не оминув Червоноармійська.
Küçük Kırmızı cüceler daha küçük yaşamsal bölgelere sahiplerdir.Bezdružice jsou přirozeným menším centrem pro okolní menší sídla.
Gliese 581 g, yaşamsal bölge olduğu düşünülen keşfedilmiş başka bir gezegendi.Byla objevena exoplaneta Gliese 581 g, považovaná za planetu nejpodobnější Zemi.
Yaşamsal ihtiyaçlardan muaf olma: Dr. Manhattan yaşamak için hava, su ve yiyeceğe ihtiyaç duymaz.T'lan Imassové necítí bolest ani strach, nepotřebují spánek, vodu ani potravu.
Yaşamsal unsurları taşır.Přináší nositeli štěstí.
Ruh insanın yaşamsal başlangıcını oluşturur.Čili zase je lidské tělo něčím prvotním.
Tüm canlılar yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilmek için enerjiye ihtiyaç duyarlar.Minden biológiai életnek szüksége van a fenntartásához külső energiára.
Gliese 581 g, yaşamsal bölge olduğu düşünülen keşfedilmiş başka bir gezegendi.A Gliese 581 c az először felfedezett, Földhöz hasonló exobolygó.
Küçük Kırmızı cüceler daha küçük yaşamsal bölgelere sahiplerdir.A recéshátú csíkbogár a kisebb állóvizek lakója.
Tüm canlılar yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilmek için enerjiye ihtiyaç duyarlar.Kaikki eliöt tarvitsevat elintoimintoihinsa energiaa.
Eğer sürtünme kuvveti var olmasaydı birçok yaşamsal faaliyet mümkün olmazdı.Ilman klubin toimintaa olisi monet harrastusmahdollisuudet jääneet syntymättä.
Tüm canlılar yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilmek için enerjiye ihtiyaç duyarlar.Ωστόσο, κάθε κύτταρο πρέπει να εκτελεί όλες τις διεργασίες ζωής για να επιζήσει.
Tüm canlılar yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilmek için enerjiye ihtiyaç duyarlar.Alle levende væsner har behov for at skaffe sig energi og organiske næringsstoffer.
Bu "Yaşamsal Bölge" ya da "Goldilocks Prensibi" nin özünü oluşturur.Dette mål eller denne målestok er Heraklits logos, det ordnende princip.
Bu yüzden, her gezegenin yaşamsal alanı kendine özgüdür.Dengan demikian setiap titik di permukaan bumi memiliki meridiannya sendiri-sendiri.
Hastanın kısıtlanmış olan yaşamsal tüm fonksiyonlarının yeniden artırılması gerekir.すると期待通りに、全ての患者が機能を回復する。

İlgili Sayfalar