yaşamışlar ile cümle
yaşamışlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Bu problemi onlar daha önce yaşamışlardı.They had had that problem before.
Çiftçiler bile büyük zorluklar yaşamışlardır.Farmers have also suffered more economic difficulties.
Bu ameliyatı geçiren hastaların çoğu ömür boyu pasif ve motivasyon eksikliği yaşamışlardır.Patients having undergone this procedure often became passive and lacked all motivation.
Ayrıca Meksika ve Orta Amerika'da da Pleistosen'in sonlarına kadar yaşamışlardır.These gomphotheres also survived in Mexico and Central America until the end of the Pleistocene.
Ataları ise bir zamanlar Anduin nehrinin kıyılarında yaşamışlardır.Formerly its gardens in the rear extended down to the East River.
Eosen döneminde yaşamışlardır.They lived during the Eocene epoch.
Bir zamanlar Çin'in kuzeyinde Anyang, Henan'a kadar olan bölgede yaşamışlardır.They once occurred as far north as Anyang, Henan in northern China.
Burada kendisi de bir komünist olan papaz Dong Jianwu (董健吾) ile birlikte yaşamışlardır.In Shanghai, they lived with Pastor Dong Jianwu (董健吾), who was a Communist party member.
Kısa bir süre için Olivia'nın ailesi Guilford, Vermont, ABD'de yaşamışlardır.For a short time Wilde's family also had a house in Guilford, Vermont.
Hristiyanlar, Diokletian'ın saltanatının çoğunda huzur içinde yaşamışlardır.Christians had lived in peace during most of the rule of Diocletian.
Bir göçebe hayatı sınırları boyunca hareket halinde yaşamışlardır.Slaves escaped to freedom in Union lines.
Şu ana kadar bir ya da iki heteroseksüel deneyim yaşamışların olduğu burada mı?Is it over here, by the people who have had one or two heterosexual experiences so far?
Ya da şimdiye kadar bir ya da iki homoseksüel deneyim yaşamışların olduğu burada mı?Or is it over here by the people who have only had one or two homosexual experiences thus far?
Yolda bir de gecikme yaşamışlardı.Partly, they'd had a bit of a delay.
Atalarımın bazıları Viskonsin'de yaşamışlar.Some of my ancestors lived in Wisconsin.
Uzun yillar once Brezilya'da yasamislar.They lived in Brazil, long time ago.
Babamla 50'lerde Oxford'da tanışmışlar ve Nijerya'ya taşınıp, orada yaşamışlar.My parents met in Oxford in the '50s, and my mother moved to Nigeria and lived there.
Nihayet çoğaldılar ve: "Atalarımız da böyle sıkıntı ve sevinç yaşamışlardı" dediler.Until they increased in number, and said, “Adversity and prosperity has touched our ancestors.”
Karısı Mirzeta ile birlikte Maryland’de yaşamışlar.He lived with his wife Mirzeta in Maryland.
İran ve Türkiye 1980 ve 1990'larda ilişkilerinde zor dönemler yaşamışlardı.Iran and Turkey had difficult relations in the 1980s and 1990s.
D.A. Stolypin'e göre, aynı çadırı paylaşarak birlikte yaşamışlardır.[1]According to D.A. Stolypin, they lived together in the same tent.[1]
Bu dönemden önceki besteciler aristokrasinin himayesinde yaşamışlardı.Composers before this period lived on the patronage of the aristocracy.
İnsanlar daha sonra mağaralarda ya da tepelerdeki basit yerleşim yerlerinde yaşamışlardır.People then lived in caves or simple settlements on hilltops.
19 yüzyıla kadar burada bağımsız topluluk olarak yaşamışlardır.Hier blieben sie bis ins 19. Jahrhundert eine eigenständige Gemeinde.
Orcoquiza : Galveston Körfezi'nin kuzeyinde Trinity ve Colorado nehirleri boyunca yaşamışlardır.Die Orcoquiza lebten nördlich der Galveston Bay am Trinity und Colorado River.
Bu demektir ki Usunlar İli Nehrinin her iki kıyısında da yaşamışlardır.Das bedeutet, dass die Wusun auf beiden Seiten des Flusses gelebt haben.
Bu insanlar yüzyıllar boyunca Polonya’da yaşamışlardı.Polnische Bevölkerungsgruppen sind seit mehreren Jahrhunderten in Litauen ansässig.
Bu tarihe kadar bu çiftlik yerleşkesinde Bulgarlar çiftlik işçisi olarak yaşamışlar.Dort mussten sie als Zwangsarbeiter auf einem Bauernhof arbeiten.
Zamanının prehistorik hayvanlarıda burada yaşamışlardı.Bereits zu prähistorischer Zeit lebten hier Menschen.
Başkurtlar Tatarlarla iç içe yaşamışlardır.Die Bylinen schildern die Kämpfe gegen die Tataren.
The 1984'te ise grupa maçlarında elenerek tam bir fiyasko yaşamışlardır.1984 verliefen beide Turniere nahezu identisch.
Kardeşler bir ömür boyu mutlu yaşamışlar.Die beiden blieben ein Leben lang zusammen.
Önceleri Öykü ile aynı mahallede yaşamışlar, ama daha sonra taşınmışlardır.Anfangs lebte er bei seinen Freunden, doch dann zog er aufs Land.
Atacameño, Aymara, Chinchorro, Diaguita gibi kavimler buralarda yaşamışlardır.Die Völker der Atacameños, der Aymara, der Chinchorros und der Diaguitas lebten um die spärlichen Oasen.
Geri kalanlar ise bir müddet aşağı İdil boyunda yaşamışlardır.Ihre Aufbauten wurden etwas länger, der Radstand blieb jedoch gleich.
Caesonia ve Drusilla, Caligula'nın ölümünün ardından birkaç saat daha yaşamışlardır.Cæsonia et sa fille furent tuées quelques heures après Caligula.
Uzun yıllarca beraber yaşamışlar ve bir kış gecesi kapı çalınmış.Une nuit d'hiver, on frappe à leur porte.
Türkiye ve Kırım civarlarında yaşamışlardır.Il travailla en Russie et en Crimée.
Mahallede zamanında Ermeni ve Müslüman halk bir arada yaşamışlardır.Dans un village du Liban, chrétiens et musulmans vivent ensemble depuis toujours.
Ayrıca köyde Çeçenlerde yaşamışlardır.Des Tchétchènes s'y étaient également installés.
19 yüzyıla kadar burada bağımsız topluluk olarak yaşamışlardır.Hasta mediados del siglo XIX era un municipio independiente.
Zamanının prehistorik hayvanlarıda burada yaşamışlardı.El mundo de los animales prehistóricos.
Bu insanlar yüzyıllar boyunca Polonya’da yaşamışlardı.Era tipica della Polonia per tanti secoli.
Eski çağlarda yaşamışlardır.Rodi nei tempi antichi.
Birbirlerini tanımadan evlenmelerine rağmen 20 yıl mutluluk içinde yaşamışlardır.Si incontrano di nuovo dopo vent'anni, ma ignorano i loro legami di sangue.
19. yüzyılda güneybatı Oklahoma ile Teksas Panhandle'ında yaşamışlardır.Venne fondata nel corso del XIII secolo a ovest del Lago Texcoco.
İlk şampiyonluklarını 2014-2015 sezonunda yaşamışlardır.Ha esordito in campionato durante la stagione 2014-2015.
Bu ameliyatı geçiren hastaların çoğu ömür boyu pasif ve motivasyon eksikliği yaşamışlardır.Пациенты, подвергнувшиеся этой операции, во многих случаях становились пассивными и теряли мотивацию.
Kardeşler bir ömür boyu mutlu yaşamışlar.Братья сохраняли прекрасные отношения в течение всей жизни.
Uzun yıllar Hristiyanlarla Müslümanlar Kiliseönü Mahalleninde barış ve uyum içinde yaşamışlardır.Восемь французских монахов-христиан уже много лет живут в мире и согласии со своими мусульманскими соседями.
Başkurtlar Tatarlarla iç içe yaşamışlardır.Суздальские княжичи пришли вместе с татарами.
19 yüzyıla kadar burada bağımsız topluluk olarak yaşamışlardır.В IX веке уже составляли самостоятельную этническую группу.
Zamanının prehistorik hayvanlarıda burada yaşamışlardı.Это были доминирующие животные своего времени.
Geri kalanlar ise bir müddet aşağı İdil boyunda yaşamışlardır.Восставшие вынуждены были отступить, однако в течение ещё долгого периода времени совершали вылазки.
Kasım 2014'te tekrar birlikte ilişki yaşamışlardır.С 2014 года снова живут вместе.
Eski çağlarda yaşamışlardır.Существует из древних времен.
Makronlar, Makheloniler ile yan yana yaşamışlardır.И Знахарь остался жить вместе у старообрядцев.
Çiftçiler bile büyük zorluklar yaşamışlardır.وبالنسبة للمزارعين فقد كانت أشياء أسوأ بكثير."
Esaret altında yaşayan kuşlar 35 yıldan fazla yaşamışlardır.أما الطيور اللتى تعيش تحت الأسر قد تصل اعمارها إلى 35 عام.
Civarında yaşamışlar.Falaram por aí.