O henüz kendi başına yaşamak için çok genç.He's too young to live by himself yet.
Dün yaşadığım deneyimi asla unutmayacağım.I'll never forget the experience I had yesterday.
Yaşam ondaydı ve o yaşam da insanların ışığıydı.In him was life, and that life was the light of men.
Sigara içmek, restoranın her bölümünde yasaktır.Smoking is prohibited in every section of the restaurant.
Hayatını yeniden yapacak olsan hangi yaşa geri gitmek istersin?If you were to remake your life , to what age would you like to go back?
Herhangi bir yaşa geri gidebilsen, hangi yaşı seçersin?If you could go back to any age, what age would you choose?
Bir hafta boyunca soğuk algınlığı yaşadım ve hâlâ iyileşmedim.I've had a cold for one week, and I still haven't got better.
Perdeyi kapa! Caddenin karşısındaki evde yaşayan adam bir röntgenci.Close the curtains! The guy living in the house across the street is a Peeping Tom.
Onlar bir masal düğünü yaşadılar.They had a fairytale wedding.
Yasayı senden daha iyi biliyorum.I know the law better than you.
Su yaşamın temelidir.Water is the essence of life.
Savaş sırasında, onlar kırsal kesimde yaşadılar.During the war, they lived in the countryside.
Henüz Boston'da yaşamıyorum.I don't live in Boston yet.
Gece yarısından sonra bir dans kulübü çalıştırmak Japon hukukuna göre yasal değildir.Operating a dance club after midnight is illegal according to Japanese law.
Dans etmek yasak.Dancing is prohibited.
Dünyadaki birçok insan hala yoksulluk içinde yaşar.Many people in the world still live in poverty.
Yaşadığım ev eski.The house that I live in is old.
Orada beş yıl yaşadım.I lived there for five years.
Amcamla yaşarım.I live with my uncle.
Dayımla yaşarım.I live with my uncle.
Eniştemle yaşarım.I live with my uncle.
Seninle yaşamak istiyorum.I want to live with you.
Eğer müdahele etmeseydin hiç sorun yaşamazdık.If you hadn't interfered, we wouldn't have had any problems.
Bu şehrin tüm restoranlarında sigara içmek yasaktır.Smoking is prohibited in all restaurants in this city.
Tom anne babasıyla birlikte Boston'da yaşamak istiyordu.Tom wanted to live in Boston with his grandparents.
Sigara içmek tüm kamu binalarında yasaktır.Smoking is prohibited in all public buildings.
Sen her zaman senin Boston'da yaşamak istediğini söyledin.You always said you wanted to live in Boston.
Sınıf arkadaşlarımdan biri Boston'da yaşardı.One of my classmates used to live in Boston.
Tom artık böyle yaşamak istemiyor.Tom doesn't want to live like this anymore.
Ben yaşamımda daha önce o adamı hiç görmedim.I've never seen that man before in my life.
Boston yaşamak istediğim yer türüdür.Boston is the kind of place I want to live.
Bu restoranda sigara içmek yasaktır.Smoking is prohibited in this restaurant.
Tom beklentilerimize göre yaşamadı.Tom didn't live up to our expectations.
Tom ve Mary ondan sonra mutlu yaşadı.Tom and Mary lived happily ever after.
Tom bu yeri bulmada sıkıntı yaşadı.Tom had trouble finding this place.
Tom bana bitişik yaşardı.Tom used to live next door to me.
Tom, Mary'nin nerede yaşadığını bilmiyordu.Tom didn't know where Mary lived.
Tom içinde yaşadığım yapıya sahip.Tom owns the building I live in.
Tom yaşadığım binanın sahibidir.Tom owns the building I live in.
Tom ve Mary bir tartışma yaşadılar.Tom and Mary had an argument.
Tom'un yaşadığını söyledin.You said that Tom was alive.
Bu benim yaşam tutkum.This is my life's ambition.
Sigara içmek burada yasak.Smoking is prohibited here.
Tom'la yaşamak kolay değil.Living with Tom isn't easy.
Yaptığın yasadışıydı.What you did was illegal.
Tom'un yaşayacak hiçbir yeri yoktu.Tom had no place to live.
Tom yaşamını kurtardı.Tom saved your life.
Tom bitişikte yaşadı.Tom lived next door.
Tom, Boston'da yaşadı.Tom lived in Boston.
Nerede yaşadın?Where did you live?
Tom nerede yaşadı?Where did Tom live?
Tom yasayı çiğnedi.Tom broke the law.
Sonunda Tom'un nerede yaşadığını öğrenebildim.I finally was able to find out where Tom lives.
Bu yasa hâlâ yürürlükte mi?Is that law still in force?
Susuz yaşayabilirim.I can live without water.
Avrupa'da yaşamak istiyorum.I'd like to live in Europe.
Çin'de yaşamak istiyorum.I'd like to live in China.
Hayatını kendi tarzına göre yaşa, diğerlerinin talimatlarına göre değil.Live your life your way, not according to the instructions of others.
Hayatımı nasıl yaşayacağımı bana söylemeyi bırak.Stop telling me how to live my life.
Büyük şehirlerde yaşayan insanların bir egzersiz eksikliğinden muzdarip olma eğilim var.People who live in big cities have a tendency to suffer from lack of exercise.