Ana içeriğe geç
Sözlük

yaşa ile cümle

yaşa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
O, nerede yaşadığımızı bilir.She knows where we live.
Tom buradan uzakta mı yaşar?Does Tom live far from here?
Tom senin yaşadığın yerden uzakta mı yaşar?Does Tom live far from where you live?
Tom Mary'nin yaşadığı aynı caddede yaşıyor.Tom lives on the same street as Mary does.
Ben rahat biçimde yaşamak istiyorum.I want to live comfortably.
Burası alkol satışının yasak olduğu bir kasabadır.This is a dry town.
Ya Irak'ta yaşamını kaybedersen?What if you lost your life in Iraq?
Marika, Japonya'daki yaşam hakkında ne söyledi?What did Marika say about life in Japan?
Marika'nın Cezayirde yaşamayı kabul etmek için hazır olduğunu düşünüyor musun?Do you think Marika is ready to accept to live in Algeria?
Bir çocukken Boston'da yaşadım.I lived in Boston when I was a kid.
Küçük bir kasabada yaşadım.I lived in a small town.
Fransızcada akıcı olmak için Fransızca konuşan bir ülkede yaşamak gerekli midir?Is it necessary to live in a French-speaking country to become fluent in French?
Fransızca öğrenmenin en iyi yolu Fransızca konuşan bir ülkede yaşamaktır.The best way to learn French is to live in a French-speaking country.
Burada balık tutmak yasak.Fishing is not allowed here.
Burada balık tutmak yasaktır.Fishing is prohibited here.
Birlikte hayat yaşayalım!Let's live life together!
Küçük bir evde yaşarlar.They live in a small house.
At ahırda yaşar.The horse lives in the stable.
Turin'de yaşamıyorum.I don't live in Turin.
Bu kitap yaşamınızı değiştirecek.This book will transform your life.
Ortağımın yasal haklarını satın aldım ve artık şirket benim.I bought out my partner and now the company is mine.
Yaşam çok adaletsizdir.Life is so unfair.
Ben daha sıcak bir iklimde yaşamak istiyorum.I'd like to live in a warmer climate.
Ailesiyle yaşamıyor.He doesn't live with his parents.
Bu yaşamımın en iyi günü.This is the best day of my life.
Tom bana tenha bir sahilde yaşamak istediğini söyledi.Tom told me he wanted to live on a secluded beach.
Marika ebeveynlerinin köyünde onunla yaşamamı istedi ama orada hava çok soğuktu.Marika wanted me to live with her in her parents' village, but it was very cold out there.
Tom şehirde yaşamaya alışkın değil.Tom isn't used to living in the city.
Yaşamanın maliyeti artıyor.The cost of living is rising.
O uzun süre yaşamayacak.He won't live long.
Biz senin otelini bulmakta zorluk yaşadık.We had difficulty finding your hotel.
Lüksemburg'a gidip yaşamak istiyorum!I want to go and live in Luxembourg!
Bütün yasalar adil değildir.Not all laws are just.
Tüm yasalar adil değildir.Not all laws are just.
Tüm yasalar adil midir?Are all laws just?
Bütün yasalar adil midir?Are all laws just?
Bu yasa adil değil.This law is unjust.
Tom ve Mary her zaman Boston'da yaşadı.Tom and Mary have always lived in Boston.
Kral eski bir kalede yaşardı.In an old castle lived a king.
Tom ve Mary yaşamlarının geri kalanını birlikte geçirmek istediler.Tom and Mary wanted to spend the rest of their lives together.
Neden bizimle yaşamak istemediğini anlamaya çalışıyorum.I'm trying to understand why you don't want to live with us.
Böyle bir yerde yaşamanın nasıl olacağını merak ediyorum.I wonder what it would be like to live in a place like this.
Buradan yaşadığın yere ne kadar uzak olduğunu bilmek istiyorum.I want to know how far it is from here to where you live.
Tom Boston'da yaşamaya alışacağını düşünmüyordu.Tom didn't think he'd ever get used to living in Boston.
Şu andan itibaren üç yıl boyunca nerede yaşamayı istersin?Where would you like to be living three years from now?
Tom'un artık Boston'da yaşamadığını söylediğini düşündüm.I thought you said Tom didn't live in Boston anymore.
Jacksonlar buraya taşınmadan önce Boston'da yaşadılar.The Jacksons lived in Boston before they moved here.
Senin yaşaman için bir yer bulmakta herhangi bir sorunun olmayacaktır.You won't have any trouble finding a place to live.
Tom artık Boston'da yaşamak istemediğini söyledi.Tom said he didn't want to live in Boston anymore.
Ben Tom'un ne kadar uzun zamandır Boston'da yaşadığını merak ederim.I wonder how long Tom has been living in Boston.
Tom'un Boston'da yaşadığını biliyorsun, değil mi?You know Tom used to live in Boston, don't you?
Elektriksiz yaşamaya alışık değilim.I'm unaccustomed to living without electricity.
Tom Boston'da yaşamak istemeyeceğini söyledi.Tom said he wouldn't want to live in Boston.
Artık Boston'da yaşamıyorsun, değil mi?You're not living in Boston anymore, are you?
Yaşamak için başka bir yer arayacağım.I'm going to look for another place to live.
Elektriksiz yaşamayı hayal bile edemiyorum.I can't imagine living without electricity.
Boston'da yaşamaktan zevk alacağımı sanmıyorum.I don't think I'd enjoy living in Boston.
Artık Tom'la hiç sorun yaşamayacaksın.You won't have any trouble with Tom now.
Biz Tom'un çok daha uzun yaşamasını beklemiyoruz.We don't expect Tom to live much longer.
Tom hapiste üç yıl yaşamaz.Tom won't survive three years in prison.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
yaşa ile cümle - Sayfa 40 - yaşa kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App