Ana içeriğe geç
Sözlük

yaş ile cümle

yaş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Tabancaların yasadışı yapılması gerektiğini düşünüyor musunuz?Do you think that handguns should be made illegal?
Yaptığım seçimlerin sonuçlarıyla yaşamak zorundayım.I must live with the consequences of the choices I've made.
Böyle süslü bir evde yaşayabileceğimi bir an bile asla hayal etmedim.I never for a moment imagined I'd be able to afford to live in such a fancy house.
Sadece yaşayacak bir yer bulup bulamadığınızı merak ediyordum.I was just wondering if you have been able to find a place to live.
Üniversiteden mezun olur olmaz yaşamak için yeni bir yer arıyor olacağım.I'll be looking for a new place to live as soon as I graduate from college.
Korkarım acıyla yaşamayı öğrenmen gerekecek.I'm afraid you'll have to learn to live with the pain.
Ben oda arkadaşım ile sorun yaşıyorum. O bütün yiyeceğimi yiyor.I'm having trouble with my roommate. He eats all my food.
Yaşamak için başka bir yer bulmanın çok zor olmayacağından eminim.I'm sure it wouldn't be too hard to find another place to live.
Eğer saç stilinizi değiştirirseniz on yaş daha genç görünebilirsiniz.If you change your hairstyle, you could look ten years younger.
Dünyada herhangi bir yerde yaşayabilsen, nerede yaşamak istersin?If you could live anywhere in the world, where would you want to live?
Benim on üç yaşındaki kız romantik film izlemeyi seviyor.My thirteen year old girl loves to watch romance movies.
Benim on iki yaşındaki oğlum beyzbol oynamaktan hoşlanmaz.My twelve year old boy doesn't like to play baseball.
Benim iki yaşındaki oğlum onu beslemeye çalıştığım sağlıklı yiyeceğin bazısını yemeyecek.My two-year-old won't eat some of the healthy food I've been trying to feed him.
Buralarda yaşayan biri var gibi görünmüyor.There doesn't seem to be anyone living around here.
Eylemlerimizin sonuçlarıyla yaşamak zorundayız.We have to live with the consequences of our actions.
Seçimlerimizin sonuçları ile yaşamak zorundayız.We have to live with the consequences of our choices.
Buralarda ne tür hayvanlar yaşarlar?What kind of animals live around here?
Ne tür bir evde yaşıyorsun?What kind of house do you live in?
On beş yaşındayken nasıl biriydin?What were you like when you were fifteen?
Birlikteyken yaşadığımız tüm mutsuz zamanları unuturum.When we are together, I forget all the unhappy times we've had.
Adem'in yasak meyveyi neden yedi?Why did Adam eat the forbidden fruit?
Tüm trafik yasalarına uymalısınız.You should obey all traffic laws.
Benim dışımda bir çadırda yaşamayı tercih eden tanıdığım tek kişisin.You're the only person I know besides me who would prefer to live in a tent.
Benim yaşımda olan tanıdığım tek kişisiniz.You're the only person I know who's my age.
Yaşayan her şey bir gün ölecek.Everything that lives will die sometime.
Elvis Presley yaşıyor!Elvis Presley is alive!
54 yaşında öldü.She died at the age of 54.
Kimse yeni şeyler öğrenmek için çok yaşlı değildir.Nobody is too old to learn new things.
25 yaşındayım.I'm 25 years old.
O benden iki yaş küçük.He's two years younger than I.
Yemek için yaşıyorum, ve yaşamak için yemiyorum.I live to eat, and I don't eat to live.
Bay Smith üç yıl Kyoto'da yaşadı.Mr. Smith lived in Kyoto for three years.
Bay Smith üç yıl önce Kyoto'da yaşadı.Mr. Smith lived in Kyoto three years ago.
Bizim politikacılarımızın hepsinin çok yaşlı oldukları izlenimine katılıyor musun?Do you get the impression that all of our politicians are too old?
Sence tüm politikacılarımız çok yaşlı değil mi?Don't you think that all our politicians are too old?
Tüm politikacılarımızın çok yaşlı olduğunu düşünmüyor musun?Don't you think that all our politicians are too old?
O yasadır.That's the law.
Biz yasal olarak eşitiz.We are equal in the eyes of the law.
Sınıfımdaki öğrencilerin en yaşlısıyım.I'm the oldest of the students in my class.
Tom bir yıldan daha fazla süredir Boston'da yaşamaktadır.Tom has lived in Boston for more than a year.
Tom bir yıldan daha fazla bir süre Boston'da yaşamayı planlıyor.Tom plans to live in Boston for more than a year.
Tom bir yıldan daha fazla Boston'da yaşamak zorunda olmamayı ümit ediyor.Tom hopes he doesn't have to live in Boston for more than a year.
Tom bir yıldan daha fazla Boston'da yaşamak istemiyor.Tom doesn't want to live in Boston for more than a year.
Tom bir yıldan daha fazla Boston'da yaşamak zorunda olmadığı için mutluydu.Tom was glad he didn't have to live in Boston for more than a year.
En genç oğlu beş yaşında.His youngest son is five years old.
Vay, bu, anıları geri getiriyor. Bu, ben beş yaşındaykenki bir resim.Wow, this brings back memories. This is a picture of when I was five years old.
Kaç yaşında olduğunu sorabilir miyim?May I ask how old you are?
O bilinmeyen bir yerde yaşıyor.She is living in the middle of nowhere.
Sally Ken'den iki yaş daha büyük.Sally is two years older than Ken.
0-5 yaş grubu çocuklara öğretmenlik yapıyorum.I teach kids from nought to five years old.
On beş yaşındayken araba sürmeyi öğrendim.I learned how to drive when I was fifteen years old.
Burada sigara içmek yasaktır.It's not OK to smoke here.
Ben on yıl yurt dışında yaşadım.I lived overseas for ten years.
Annem babamdan iki yaş daha gençtir.My mother is two years younger than my father.
Yaşlı kadınlar, genç erkeklerle çıkmaktan hoşlanırlar.Old women like dating young men.
Ne kadar yaşlanırsan yaşlan, hâlâ öğrenebilirsin.No matter how old you get, you can still learn.
Kaç yaşında olursan ol öğrenebilirsin.It doesn't matter how old you get, you can learn.
O, karısını terk etti ve yarı yaşında bir kadınla aşk hayatı yaşıyor.He left his wife and shacked up with a woman half her age.
Ben şehirde yaşamayı planlıyorum.I plan on living in the city.
Yakında yaşamasına rağmen , onu nadiren görürüm.Although she lives nearby, I rarely see her.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod