Ana içeriğe geç
Sözlük

yaş ile cümle

yaş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Burada suyu boşa harcamak yasal değildir.It's illegal to waste water here.
Yaşlı kadın yataktan çıkamayacak kadar çok zayıf.The old woman is too weak to get out of bed.
Bazı vahşi kediler komşumun evinin altında yaşarlar.Some wild cats live under my neighbor's house.
Alaska'da milyonlarca vahşi hayvan yaşıyor.Millions of wild animals live in Alaska.
Yaşlı insanlar genellikle daha akıllıdır.Older men are usually very wise.
Büyük bir şehirde yaşama isteğim yok.I have no wish to live in a large city.
Tom, bir yıllığına Şikago'da yaşadı.Tom has lived in Chicago for a year.
O, sokağa çıkma yasağından sonra dışarıda olduğu için göz altına alındı.He was given a detention for being out after curfew.
Bu yaşam tarzına alışkınım.I am accustoming to this life style.
Onlar nerede yaşıyor?Where do they live?
Hepiniz nerede yaşıyorsunuz?Where do you all live?
Büyükannen nerede yaşıyor?Where does your grandmother live?
Lütfen başka bir yastık getirir misin?Would you please bring up another pillow?
Kalbimde yaşıyorsun.You live in my heart.
27 yaşındayım.I'm 27.
Yirmi dört yaşındayım.I'm 24 years old.
İnsan yaşamı dışbükeyse, onu optimize edebiliriz.If human life is convex, we can optimize it.
Yalnız yaşamam gerektiğinin tuhaf olduğuna inanmıyor musun?Don't you believe it is strange that I should live alone?
Sen hiç az önce tanımlanan belirtileri yaşadın mı?Did you ever have the symptoms which have just been described?
Güneş olmasa yaşayamayız.If there was no sun, we would not be able to live.
Yasaya itaat etmek her zaman görevimizdir.It's our duty to always obey the law.
O, kent dışında yaşar.He lives outside the city.
Yalnız mı yaşıyorsun?Do you live alone?
Kiminle yaşıyorsunuz?Who do you live with?
Kim ile yaşıyorsun?Who do you live with?
O 17 yaşında evlendi.She got married at the age of 17.
O, 90 yaşına kadar yaşadı.He lived until the age of 90.
ABD'de Pasifik Zaman Dilimi'nde yaşıyorum.I live in the Pacific time zone in the USA.
Diller taşa kazınmamıştır. Diller hepimizin sayesinde yaşar.Languages are not carved in stone. Languages live through all of us.
Yaşamak istiyorsan onu yapma!Don't do that if you want to live!
Filiberto aşina olmadığımız bir şehirde çok büyük bir dairede yaşıyor.Filiberto lives in a very large apartment in a city we're not familiar with.
Ben 10 yaşındayken, erkek kardeşim evden ayrıldı.When I was 10, my brother left our home.
Burada fotoğraf çekmek yasaktır.Taking photos here is prohibited.
Yaklaşık olarak kırk yaşında.He is near forty.
Takriben kırk yaşında.He is near forty.
Ben de 17 yaşındayım.I'm 17, too.
Bu caddede yasa dışı park edilen arabalar çekilecek.Cars parked illegally on this street will be impounded.
Birkaç yıl kanserle savaştıktan sonra sonunda seksen yedi yaşında yaşamını yitirdi.After battling cancer for several years, he finally passed away at the age of 87.
Çocuk altı yaşında olacak.The child will be six.
Onun 48 yaşında hamile kalabildiğine herkes çok şaşırmıştı.Everyone was just flabbergasted that she was able to get pregnant at 48.
Gözleri yaşlarla doluydu.Her eyes were full of tears.
Londra'da yaşadığımda bir bankada çalışırdım.I used to work in a bank when I lived in London.
Bu yastıklar kabartılmalı.These pillows need to be fluffed up.
O bir İngiliz vatandaşı, ama Hindistan'da yaşıyor.He's a British citizen, but he lives in India.
Mormonlar çok eşliliği yasakladılar ama bazı yandaşları bunu hala uyguluyorlar.The Mormons have outlawed polygamy, but some adherents still practice it.
Ormanda yalnız başına yaşadı.He lived alone in the forest.
Onlar beşinci caddede yıkık kiralık bir evde yaşıyor.They live in a rundown tenement on 5th St.
Bilimsel tahminlere göre, evren yaklaşık 14 milyar yaşında.According to scientific estimates, the universe is nearly 14 billion years old.
Yaşadığım yerdeki kirliliğin daha az olmasını çok isterdim.I would very much like the place where I live to be less polluted.
İstediğin gibi yaşama, elinden nasıl geliyorsa öyle yaşa.Don't live like you want to, live how you can.
Yastığım çok yumuşak!My pillow is so soft!
Sen olmadan yaşamım tamamen anlamsız olurdu.My life would have been completely empty without you.
Yasa böyle.It's the law.
Evde iki aile yaşıyor.Two families live in the house.
Fahişe yaşlı.The hooker is old.
O uzun süredir İzlanda'da yaşamaktadır.He has lived in Iceland for a long time.
O, benden beş yaş küçük.She is five years younger than me.
Bizim bu evimiz sadece yeniden dekore edildi ve altı aylığına burada yaşamadık.This house of ours has just been redecorated, and we haven't lived here for sixth months.
Aristokratlar imparatorluk sarayının doğusunda ve batısında yaşadı.Aristocrats lived to the east and west of the imperial palace.
Gözlerinde yaşlar olan küçük bir kız annesini arıyordu.A little girl, with tears in her eyes, searched for her mother.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod