Ana içeriğe geç
Sözlük

yaş ile cümle

yaş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Sadece bir kez yaşarsın.You only live once.
Onun yaşadığı şu evi sevmiyorum.I don't like that house that he lives in.
Ben 2 yıl boyunca Japonya'da yaşadım ama şimdi Kaliforniya'da yaşıyorum.I lived in Japan for 2 years, but now I'm living in California.
Lütfen bana bir yastık getirin.Please get me a pillow.
Sosyal ağ siteleri, 13 yaşından küçük insanlar için tehlikelidir.Social networking sites are dangerous for people under 13.
Babam annemden iki yaş daha küçük.My father is two years younger than my mother.
Sanırım birlikte yaşamamız senin alışkanlıklarını etkiledi.I think that our living together has influenced your habits.
Sanırım birlikte yaşamamız alışkanlıklarını etkiledi.I think that our living together has influenced your habits.
Tatoeba: "En iyi cümleyi yaşatalım!"Tatoeba: Let the fittest sentence survive!
O yaşlanıyordu.He was getting old.
Yaşadığımız sürece çalışmak zorundayız.As long as we live, we have to work.
Hiçbir zaman burada yaşamaya alışamayacaksın.You'll get used to living here in no time.
Hiçbir yaratık uzayda yaşayamaz.No creature whatsoever can live in space.
Hükümetlerimiz insan nüfusu içinde yaşayan uzaylılar haline geldi.Our governments have become space aliens living among a human population.
"Kedi? ", yaşlı adam merak etti."Cat?", the old man wondered.
Yaşamak için on saniyen kaldı.You have ten seconds left to live.
Yaşamak için koş!Run for your life!
Şehir yaşamının hem avantajları hem de dezavantajları vardır.There are both advantages and disadvantages to city living.
25 yaşına kadar, o beş farklı ülkede yaşamıştı..By the age of 25, she had lived in 5 different countries.
O adam senin kız kardeşin ile bir ilişki yaşıyor!That guy is having an affair with your sister!
Doktor hastanın yalnızca birkaç gün yaşayacağını vurguladı.The doctor emphasized that the patient only had a few days to live.
Doktor hastanın yaşamak için sadece birkaç günü olduğunu vurguladı.The doctor emphasized that the patient only had a few days to live.
Yaşarken umut et.Hope while you live.
İncelenmemiş hayat yaşamaya değmez.The unexamined life is not worth living.
Beş yaşındayken zaten kayabiliyordum.At five I was already able to ski.
O bayram şimdiye kadar yaşadıklarımın en iyisiydi.That feast was one of the best I ever had.
İnsan sonsuza dek yaşayamaz.Man cannot live forever.
Kılıçla yaşayan kılıçla ölür.He who lives by the sword will die by the sword.
Yaşamaktan akıl almaz derecede bıktım.I'm incredibly sick of living.
On beş yaşındayken anne oldu.She became a mother when she was fifteen years old.
Pratik şakacı bir osuruk yastığı olmadan olmamalı.No practical joker should be without a whoopee cushion.
O, uzakta yaşamıyor.He doesn't live far away.
Yaşam büyük bir ızdırap.Life is a great misery.
18 yaşın altındaki insanlar evlenemezler.People under 18 do not marry.
O, rahat küçük bir evde yaşar.He lives in a cozy little house.
Parka yakın bir yerde yaşar.He lives somewhere near that park.
Bu problemi onlar daha önce yaşamışlardı.They had had that problem before.
Ben Tokyo'da yaşıyorum.I'm alive in Tokyo.
Noel babanın gerçekten olup olmadığını anneme sorduğumda dokuz yaşındaydım.I was nine years old when I asked my mom if Santa Claus really existed.
Ben kırsalda yaşamak istiyorum.I want to live in the country.
Şair, yirmi küsur yıl burada yaşadı.The poet lived here some twenty odd years.
O şair 20 yıldan biraz fazla burada yaşadı.That poet lived here a little over 20 years.
Şu anda Kunming'de yaşıyorum.I'm living in Kunming at the moment.
Kent yaşamının avantajları ve dezavantajları vardır.City life has advantages and disadvantages.
Yalnız yaşamak istemiyorum.I don't want to live alone.
Bu kız İzlandalı, ama şimdi o, Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşıyor.That girl is Icelandic, but now she lives in the United States.
Yemek için yaşamam ama yaşamak için yerim.I do not live to eat, but eat to live.
Yaşamın kısa olduğunu biliyorum.I know that life is short.
Bir bisiklet al. Eğer yaşarsan, bundan pişman olmazsın.Get a bicycle. You will not regret it, if you live.
Bir şey yasaklandıkça daha popüler olur.The more things are forbidden, the more popular they become.
Onun yaşadığı evi sevmiyorum.I don't like the house he lives in.
jüpiter'in uydularında yaşam olabilir.There may be life on the moons of Jupiter.
Yaşlı insanlar erken uyanıyor.Old people wake up early.
Birkaç adam kaç yaşında olduğunu biliyor.Few men know how to be old.
Napolyon, Elba adasında sürgünde yaşadı.Napoleon lived in exile on the island of Elba.
O benim yaşımda.He's my age.
O, ona cinsel yaşamından bahsetmeni istemiyor.He doesn't want you to talk about your sexual life to him.
O, kent yaşamından hoşlanmadı.She didn't like city life.
Ben zemin katta yaşıyorum.I live on the ground floor.
Altı yaşındayken piyano derslerine başladı.She began piano lessons when she was six years old.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod