Ana içeriğe geç
Sözlük

yaş ile cümle

yaş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
O artık genç değil. O en azından otuz yaşında.She isn't young anymore. She's at least 30 years old.
O buralarda bir yerde yaşıyor.He lives somewhere around here.
İngiltere'de yaşıyor olacağız.We will be living in England.
Beyaz Rusya'da yaşıyorum ve bu durumdan gurur duyuyorum.I live in Belarus and I take pride in this fact.
Farsça çok yaşa!Long live the Persian language!
Mirketler Afrika'da yaşar.Meerkats live in Africa.
İzmir'de yaşıyorum.I live in Izmir.
Dünya nüfusunun üçte birinden fazlası kıyı yakınında yaşar.More than a third of the world population lives near a coast.
O kuş tüyü yastık pahalı görünüyor.That down pillow looks expensive.
Benim babam sadece on beş yaşında.My father is only fifteen years old.
Uzun ve düzgün yaşa.Live long and prosper.
Bizim anketler halkın önerilen yasayı destekleyeceğini göstermektedir.Our surveys indicate that the public would support the proposed legislation.
Ben Hyogo ilinde yaşıyorum.I live in Hyogo Prefecture.
Yeni yasa, eğitim sistemine önemli değişiklikler getirecektir.The new law will bring about important changes in the educational system.
Bayan Klein 80 yaşın üzerinde, ama hâlâ çok aktif.Mrs Klein is over 80, but she's still very active.
Yaşlı ayı derin uykuda.The old bear is fast asleep.
Bir kirpi ile yaşıyorum.I live with a hedgehog.
Erkek kardeşim Jacques on dört yaşında.My brother Jacques is fourteen years old.
O yaşlılığı kabul etmiyor.He refuses to accept his old age.
O köyde yaşıyor.She is living in the village.
Tokyo'da yaşadığım için o şehri oldukça iyi biliyorum.Since I lived in Tokyo, I know that city pretty well.
Neden o Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşadı?Why did he live in the United States?
O beş yaşında iken o şiiri ezberleyebildi.He was able to memorize that poem when he was five years old.
O benim üst katımda yaşıyor.He lives above me.
Orada yalnız yaşamaktadır.He lives there alone.
Muiriel yirmi yaşında.Muiriel's twenty.
Büyük annem çok yaşlandı.My grandma has gotten very old.
Ben ısıya duyarlı olduğum gibi, yaz aylarında klima olmadan rahatça yaşayamam.As I'm sensitive to heat, I can't live comfortably without air-conditioning in summer.
Yaşam zor, ölüm ucuzdur.Life is hard, death is cheap.
Yaşamak için yemelisin.Yemek için yaşamamalısın.You must eat to live. You must not live to eat.
Ben samuray tarzıyla yaşıyorum.I live by the way of the samurai.
Kuzenim benden biraz daha yaşlıdır.My cousin is a little older than I am.
O zengin fakat bir dilenci gibi yaşar.He's rich, but he lives like a beggar.
Ben yaşlı bir adamı arıyorum.I'm looking for a certain old man.
Belirli bir yaşlı kadın arıyorum.I'm looking for a certain old woman.
Tom daha yaşlı bir kadınla evlendi.Tom married an older woman.
Tanrı'nın insanlara zalimliği binlercesine yas tutturuyor.God's inhumanity to man makes countless thousands mourn.
Üç erkek kardeşim var. Biri Japonya'da diğer ikisi yurt dışında yaşıyor.I have three brothers. One lives in Japan and the other two live abroad.
Ben evlenene kadar annemin yaşayacağını umuyordum.I had hoped that my mother would live until I got married.
Bira saat 4'ten önce yasaktır.Beer is prohibited before 4:00.
İnsanların ayda yaşamasının mümkün olduğunu düşünüyorum.I think it's possible for people to live on the moon.
Onlar bir sosyal konutta yaşıyorlar.They live in a council house.
Bir zamanlar, dışarı çıkardık ve her türlü yasa dışı şeyler yapardık.Back in the day, we'd go out and do all kinds of illegal stuff.
Belki de her şeyi yasaklamalıyız.Maybe we should call the whole thing off.
İmparator çok yaşa!Long live the Emperor!
O yaşlı görünüyor, ancak o henüz 30'a ulaşmadı.He looks old, but he hasn't reached 30 yet.
Köpeklerin hepsi yaşıyordu.All of the dogs were alive.
O, 54 yaşındayken öldü.She died when she was 54 years old.
Flaşlı fotoğraf çekmek bu noktadan itibaren yasak.Flash photography is not permitted beyond this point.
Şimdi bunun hakkında düşündüğüm zaman, bizim aile çok sefil bir hayat yaşadı.When I think about it now, our family lived a very miserable life.
On yedi yaşımdan beri böyle aşık olmadım.I haven't fallen in love like this since I was seventeen.
O işsizlik parası ile yaşar.He lives on welfare.
burnunu pencereye yasladı.He pushed his nose against the window.
Yaşlılara saygı duyarım.I respect the elderly.
O, kesinlikle kırk yaşın üzerindedir.She is certainly over forty.
Tarih, yaşam öğretmenidir.History is the teacher of life.
Yaşamın anlamını hiç düşünüyor musun?Do you ever think about the meaning of life?
O büyükebeveynlerinin yaşadığı aynı evde yaşıyor.She lives in the same house her grandparents lived in.
ÇHS'ye göre, 18 yaşından küçük tüm insanlar çocuk olarak kabul edilir.According to the CRC, all people under 18 are considered to be children.
Yalnızca bir kez yaşarsın.You only live once.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod