Ana içeriğe geç
Sözlük

yaş ile cümle

yaş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Koltuğunu yaşlı bir kişiye bıraktı.She gave up her seat for the old person.
Yerimi yaşlı bayana verdim.I gave my seat to the old lady.
Kalabalık otobüslerde gençler koltuklarını yaşlılara vermelidir.On crowded buses young people should give their seats to old people.
İki kız kardeşi var. Onlar Kyoto'da yaşıyor.She has two sisters. They live in Kyoto.
Onun iki kız kardeşi var. İkisi de Kyoto'da yaşıyorlar.She has two sisters. Both of them live in Kyoto.
İki kız kardeşi var. Her ikisi de Kyoto'da yaşıyor.She has two sisters. Both live in Kyoto.
O seksen bir yaşına girdi.She turned eighty-one.
O şimdi seksen bir yaşındadır.She is now eighty-one years old.
Yirmi yaşındayken bir öğretmen oldu.She became a teacher when she was twenty.
Yaşlı adam neredeyse araba tarafından çarpılacaktı.The old man was almost hit by a car.
O, başlangıçta yeni evine alışmakta sorun yaşadı.At first he had trouble getting used to his new house.
İlk başta onun, yeni evinde yaşamaya alışma sorunu vardı.At first he had trouble adjusting to living in his new house.
Kendi başıma yaşıyorum ve para için aileme bağlı değilim.I live on my own and don't depend on my parents for money.
Yaşınız nedir?What is your age?
Yaşın kaç?What is your age?
Yaşam cehennemin kendisinden daha korkunç.Life is more hellish than hell itself.
40'lı yaslarda çocuk sahibi olmanın anormal bir tarafı yok.There is nothing abnormal in having a child around forty.
İtalya'da yaşamak istiyorum.I want to live in Italy.
O benden üç yaş daha büyüktür.He's three years older than me.
Bu onun yaşamakta olduğu evdir.This is the house where he lives.
Bu, bir çocukken şairin yaşadığı ev.This is the house where that poet lived when he was a child.
Büyük baban nerede yaşıyor?Where does your grandpa live?
Balinalar okyanusta yaşayan büyük memelilerdir.Whales are very large mammals that live in the ocean.
Para kazanma onun yaşama nedenidir.Making money is his reason for living.
Şu yaşlı adam çılgın olmalı.That old man must be insane.
O binada kimse yaşamıyor.No one lives in that building.
O yaşlı adam elli yıldır ev yapımı viski imal etmekteydi.That old man had been making homemade whiskey for fifty years.
O yaşlı adam elli yıldır kaçak içki imal etmekteydi.That old man had been making moonshine for fifty years.
O benim ağabeyimden üç yaş daha genç.He's three years younger than my older brother.
Gerçekten yaşamaktan bıktım.I am really tired of living.
O ve ben aynı yaştayız.She and I are the same age.
Ben onun kadar yaşlıyım.I'm as old as he is.
Japonya genelde yaşamak için güzel bir yerdir.Japan, for the most part, is a lovely place to live.
Japonya çoğunlukla yaşamak için iyi bir yerdir.Japan, for the most part, is a good place to live.
Ben otuz yaşında bekar bir kadınım.I'm a thirty-year-old unmarried woman.
Onun yapmamı söylediğini yapmaktansa tek başıma yaşamayı tercih ederim.I would rather live by myself than do what he tells me to do.
Ben otuzlu yaşlarda aptal yaşlı bir hizmetçiyim.I'm a stupid old maid in my thirties.
O, on yaşındayken Japonya'ya geldi.He came to Japan when he was 10 years old.
O, yaşlı kadının elini tuttu ve kiliseye götürdü.She took the old woman's hand and led her to the church.
Tom benden daha yaşlı.Tom is older than I am.
Bu köpek kaç yaşındadır?How old is this dog?
Bay Hatoyama şirket konutunda yaşıyor gibi görünüyor.It seems that Mr Hatoyama is living in company housing.
Yaşlı bir askeri adamda bir görüş değişikliği neredeyse bilinmiyor.A change of opinions is almost unknown in an elderly military man.
Yaşayan bir köpek, ölü bir aslandan daha iyidir.A living dog is better than a dead lion.
Kaybedecek bir şöhretin yoksa,özgür bir şekilde yaşarsın.You live freely if you haven't a reputation to lose.
Kaybedecek bir itibarın yoksa; özgürce yaşarsın.You live freely if you haven't a reputation to lose.
Yaşlı bir adam ağacın gölgesinde dinleniyordu.An old man was resting in the shade of the tree.
Ben bu mahallede yaşarım.I live in this neighborhood.
Buraya yakın yaşıyorum.I live near here.
Yaşlandım ve bu yüzden işlere farklı olarak bakmaya başladım.I got older, and so I started looking at things differently.
Okul için değil fakat yaşam için öğreniriz.Not for school, but for life do we learn.
Yaşınız ne olursa olsun okuyabilirsiniz.You can study, no matter your age.
Ona alıştığın zaman cehennem bile yaşanacak güzel bir yer olabilir.Even hell can be a nice place to live when you get used to it.
Alışınca cehennem bile yaşaması güzel bir yer olabilir.Even hell can be a nice place to live when you get used to it.
“Yaş?” “16.”"Age?" "16."
"Kaç yaşındasın?" "On altı yaşındayım.""How old are you?" "I'm sixteen."
Genç yaşına rağmen çok iyi bir iş yaptı.Despite his young age, he did a very good job.
Sekiz yaşındayken bir resim okuluna kaydoldum.I enrolled in an art school when I was eight.
Bu kütüphanede okumak yasaktır.Reading is prohibited in this library.
Kılıçla yaşayan kılıçla ölecek.He who lives by the sword shall die by the sword.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod