Ana içeriğe geç
Sözlük

yaş ile cümle

yaş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Yaşlı adam onun katırına çantalar dolusu kum yükledi.The old man loaded his mule with bags full of sand.
Yaşlı adam dinlenmek için kısa bir süre durdu.The old man stopped for a moment to rest.
Yaşlı adam bu sabah vefat etti.The old man passed away this morning.
Yaşlı adam çocukları tarafından çevrilmiş vaziyette oturdu.The old man sat surrounded by the children.
Yaşlı adam çocuklara eğlenceli bir hikaye anlattı.The old man told the children an amusing story.
Yaşlı adam benden bir iyilik istedi.The old man asked me a favor.
Yaşlı adam dizüstü bilgisayarımı gördü ve bana gülümsedi.The old man saw my notebook and smiled at me.
Yaşlı adam bir baston ile yürüdü.The old man walked with a stick.
Yaşlı adam son nefesini verdi.The old man breathed his last.
Yaşlı adam hayata gözlerini kapadı.The old man breathed his last.
Yaşlı bir adam yolda ölü yatıyordu.An old man lay dead on the road.
Yaşlı adam gözleri kapalı bankta oturdu.The old man sat on the bench with his eyes closed.
Yaşlı adam bana bir parça faydalı öğüt verdi.The old man gave me a useful piece of advice.
Yaşlı adam kolları katlı oturuyordu.The old man was sitting with his arms folded.
Yaşlı bir adamla alay etmek yanlıştır.It is wrong to make fun of an old man.
Yaşlılar her zaman gençlerden daha akıllı değildir.The old are not always wiser than the young.
Yaşlı bir adam yanarak ölmüştü.An old woman was burnt to death.
Yaşlı kadın bir rahatlama iç çekişiyle gülümsedi.The old woman smiled with a sigh of relief.
Yaşlı bir bayanın geçmesine yardımcı oldum.I helped an old lady across.
Yaşlı bayan tek başına üç odalı bir dairede yaşadı.The old lady lived in a three-room apartment by herself.
Yaşlı kadın düştüğünde yaralandı.The old woman got hurt when she fell.
Yaşlı kadın yatakta hastaydı.The old woman was ill in bed.
İlerleyen yaşı onun görme yeteneğini etkilemeye başlıyor.His old age is beginning to affect his eyesight.
Yaşlanan bir nüfus sağlık üzerinde daha fazla harcama gerektirecektir.An aging population will require more spending on health care.
Sen hiç uzun mesafe ilişkisi yaşadın mı?Have you ever been in a long distance relationship?
Babaannenin ani ölümünden sonra, büyükbaba hızla yaşlanmaya başladı.After Grandma's sudden death, Grandpa began to age rapidly.
Onun geçmiş yaşamı ile ilgili bir şeyin farkında mısınız?Are you aware of anything concerning his past life?
O, 56 Russell Square'de yaşadı.She lived at 56 Russell Square.
İnsan hayaller olmadan yaşayamaz.Man can't live without dreams.
Çocuklardan yaşlılara mantıklı egzersizin vücutta iyi bir etkisi var.From children to the elderly, sensible exercise has a good effect on the body.
Şimdi Maigo'da yaşamıyorum.I don't live in Maigo now.
Başka gezegenlerde zeki yaşam var mı?Is there intelligent life on other planets?
Ben, koltukta yaslandım ve kitabı açtım.I sat back in the armchair and opened the book.
İçe dönükler dışa dönükler kadar yaşamaz mı?Do introverts not live as long as extroverts?
"Hava soğuk! Bundan nefret ediyorum!" Yoshiki yaşlı yüzüyle şikayet ediyor."It's cold! I hate it!" Yoshiki complains with teary face.
Mülteciler dar, bakımsız arka sokakta yaşıyordu.The refugees were living in a narrow, squalid backstreet.
Ben Japonum ama Japonya'da yaşamıyorum.I'm Japanese, but I don't live in Japan.
Papua Yeni Gine'de yaşayan birçok Melanezyalının çok kıvırcık saçları vardır, değil mi?Most of the Melanesians living in Papua New Guinea have very curly hair, don't they?
Yüzmek yasaktır.No swimming.
Bazı insanlar o anı yaşamayı tercih eder.Some people prefer to live by the moment.
Ne kadar yaşlı olursanız olun, öğrenmek hala mümkün.No matter how old you are, it is still possible to learn.
Yaşam için değil ama okul için öğreniriz.Not for life, but for school do we learn.
Nerede yaşıyorsun?Where do you live?
Nerede yaşıyorsunuz?Where do you live?
Nerede yaşarsın?Where do you live?
Nerede yaşarsınız?Where do you live?
Fatima sınıfımızdaki en yaşlı öğrencidir.Fatima is the eldest student in our class.
Elli yaşından sonra yeni bir dil öğrenmek o kadar kolay değil.It's not that easy to learn a new language after fifty.
Ben yaşlı olabilirim ama yine de bir bisiklete binebilirim.I may be old, but I can still ride a bike.
O sırada sadece on beş yaşındaydık.At the time, we were just fifteen years old.
Bir bankacının yaşamı zordur.A banker's life is difficult.
İyiliğini yaşadığım sürece unutmayacağım.I'll never forget your kindness as long as I live.
Genellikle kadınlar erkeklerden on yıl daha uzun yaşıyorlar.Generally, women live 10 years longer than men.
Kadınlar genellikle erkeklerin yaşadığından 10 yıl daha uzun yaşarlar.Women usually live 10 years longer than men do.
Yoğun bir hayat yaşadığı için, o genellikle ailesini görmez.Living a busy life, he usually doesn't see his family.
Ondan dolayı, o sefil bir hayat yaşadı.Because of her, he lived a miserable life.
O ondan dolayı sefil bir hayat yaşadı.It was because of her that he lived so miserably.
O, ondan dolayı çok sefil bir halde yaşadı.It was because of her that he lived so miserably.
O, yaşlı adamın caddeyi geçmesine yardım etti.She helped the old man across the street.
Yaşlı birine yerini verdi.She gave her seat to a senior citizen.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
yaş ile cümle - Sayfa 37 - yaş kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App