Ana içeriğe geç
Sözlük

yaş ile cümle

yaş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
O, yaştan dolayı yorgun düşmüştü.She was weary with age.
O, yaşlı insanlara karşı naziktir.She is kind to old people.
O, emeklilik maaşıyla yaşamak zorunda.She has to live on the pension.
O, yaşı hakkında yalan söylüyor.She is lying about her age.
O, yaşlı annesiyle ilgilenir.She takes care of her old mother.
Onun saç sitili onu yaşından daha genç gösteriyor.Her hair style makes her look younger than her age.
Onun geri döneceği ümidini yaşatıyor.She cherishes the hope that he will return.
O, onun omzuna yaslandı.She leaned against his shoulder.
O, onun bitişiğinde yaşıyor.She lives next door to him.
O muhtemelen yüz yaşına kadar yaşar.She is likely to live to be one hundred.
O kötü koşullarda yaşamaktadır.She lives in poor circumstances.
O mutsuz bir hayat yaşıyor.She is living an unhappy life.
O, mutsuz bir hayat yaşadı.She lived an unhappy life.
O mutsuz bir hayat yaşadı.She lived an unhappy life.
Kocasını yasal olarak boşadı.She has legally divorced her husband.
Tüm yaşamını fizik çalışmalarına adadı.She gave her entire life to the study of physics.
O Hokkaidolu ama şimdi Tokyo'da yaşıyor.She is from Hokkaido, but is now living in Tokyo.
O, iki yastık ile uyur.She sleeps with two pillows.
Gözerinde yaşlarla hikayeyi anlattı.She told the story with tears in her eyes.
Gözlerinde yaşlarla içeri girdi.She came in with tears in her eyes.
Gözlerindeki yaşlarla ayağa kalktı.She rose to her feet with tears in her eyes.
Gözleri yaşlı sessizce oraya oturdu.She sat there silently with tears in her eyes.
Gözlerinde yaşlarla sessizce orada oturdu.She sat there silently with tears in her eyes.
O sosyal yaşantısını harcamada testi geçti.She passed the test at the expense of her social life.
Bolluk içinde yaşıyor.She lives in abundance.
Seneye altı yaşında olacak.She is going to be six next year.
O, yaşlı annesine baktı.She looked after her old mother.
Onun yaşlılığında geçimini sağladı.She provided for her old age.
O yaşlı bir bayana yer açtı.She made room for an old lady.
O, yaşlı bir adamın yolu geçmesine yardım etti.She helped an old man cross the road.
O, yaşlı adamı odasına götürdü.She led the old man into the room.
O, yaşlı bir kadın gibi başını eğip yürüdü.She walked with her head down like an old woman.
O, yaşlı kadına sıcak bir gülümseme fırlattı.She shot a warm smile at the old lady.
O, 6 yaşında piyano derslerine başladı.She began lessons in piano at age 6.
Onsuz yaşamayı düşünemiyorum.I can't conceive of living without him.
Yaşlanıyorum ve yoruluyorum.I'm getting older and tired.
Az sayıda insan 100 yaşına kadar yaşar.Few people live to be 100 years old.
Az insan, yüz yıldan daha uzun yaşar.Few people live to be more than a hundred.
Bir milyondan fazla yaşlı insan yatakta hasta.More than a million old people are sick in bed.
Mütevazi görünümlü yaşlı adam krala takdim edildi.A humble-looking old man was presented to the king.
Durgun olan çocuk bir hayal dünyasında yaşamaya daha meyillidir.The inactive child is far more inclined to live in a world of fantasy.
O, bir talihsizlik yaşadı.A misfortune befell him.
Bilgisayar korsanlığı karşı bir yasa olmalı.There should be a law against computer hacking.
Utanç içinde yaşamaktansa öldürülmeyi tercih ederim.I would rather be killed than live in disgrace.
O, kocası öldüğünden beri yalnız yaşıyor.She has lived alone ever since her husband died.
Babam bana savaş sırasında yaşadıklarını anlattı.My father told me about his experiences during the war.
Babası tarafından ona bırakılan servet onun rahat bir şekilde yaşamasını sağlar.The property left him by his father enables him to live in comfort.
Babam on beş yaşındayken denizci oldu.My father went to sea at fifteen.
Babam 48 yaşında ama yaşına göre genç gösteriyor.My father is 48, but he looks young for his age.
Babam 48 yaşında ama yaşına göre genç görünüyor.My father is 48, but he looks young for his age.
Babam kırk dokuz yaşında öldü.My father died at the age of forty-nine.
Babam elli yaşındayken nihayet araba sürmeyi öğrendi.My father finally learned to drive when he was fifty.
Babam ellili yaşlarında.My father is in his fifties.
Babam altmış yaşında emekli olacak.My father will retire at the age of sixty.
Babam 65 yaşında emekli oldu.My father retired at the age of 65.
Yetmiş yaşındaki babam hala çok aktif.At seventy, my father is still very active.
Babam yakında kırk yaşında olacak.My father will soon be forty years old.
Babam göründüğü kadar yaşlı değildir.My father is not as old as he looks.
Ben yedi yaşındayken babam öldü.My father died when I was seven years old.
Babam, ben yedi yaşındayken öldü.My father died when I was seven years old.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod