Ana içeriğe geç
Sözlük

yaş ile cümle

yaş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
O bir otel görevlisi olarak yaşamını kazanır.He earns his living as a hotel boy.
O yaklaşık benim yaşımda.He is about my age.
O sadece on iki yaşında ama o onların en iyisiyle satranç oynar.He's only twelve, but he plays chess with the best of them.
O yalnız yaşamak için yeterince yaşlı değil.He is not old enough to live alone.
Tek başına yaşayacak kadar büyük değil.He is not old enough to live alone.
Sadece 14 yaşında iken denize gitti.He went to sea when he was only 14.
Altı yaşında bir çocukmuş gibi ağladı.He cried as if he were a boy of six.
Sanki bir milyonermiş gibi yaşıyor.He lives as if he were a millionaire.
Sanki yaşlı bir adammış gibi konuşur.He talks as if he were an old man.
O, Mary'den iki yıl daha yaşlı.He's two years older than Mary is.
O artık burada yaşamıyor.He is no longer living here.
O, artık orada yaşamıyor.He does not live there any more.
O, yaşam için harap edilecek.He will be ruined for life.
Onu anlamak için yeterince yaşlıdır.He is old enough to understand it.
O yaşamak için uzun zamanı olmadığını çok iyi biliyordu.He knew full well that he didn't have long to live.
O şüphesiz köydeki en yaşlı adamdır.He is unquestionably the oldest man in the village.
O, daha çok bilmek yeterince yaşlıdır.He is old enough to know better.
O dürüst bir hayat yaşadı.He lived a moral life.
O daha iyi bir yaşam aramak üzere Brezilya'ya göç etti.He immigrated to Brazil in search of a better life.
Londra'nın banliyölerinde yaşar.He lives in the suburbs of London.
Londra'nın merkezinde yaşadı.He lived in the center of London.
Londra'nın fakir bir bölgesinde yaşar.He lives in a poor district of London.
O konfor içinde yaşıyor.He lives in comfort.
O burada yaşardı.He used to live here.
O, yasa dışı bir eylem yaptı.He committed an illegal act.
O, bir süre burada yaşadı.He lived here for a time.
O burada yapayalnız yaşıyor.He lives here all alone.
O, ormanda tek başına yaşar.He lives in the forest alone.
O yalnız yaşıyor.He lives by himself.
O tek başına yaşar.He lives by himself.
O bir kuruş biriktirmeden kıt kanaat yaşıyor.He lives from hand to mouth without saving a penny.
O, günde 3000 yenle yaşar.He exists on 3,000 yen a day.
Bütün yıl orada yaşar ve çalışır.He lives and works there all the year round.
O bir İngiliz vatandaşı fakat Hindistan'da yaşıyor.He is a British citizen, but lives in India.
O, şu sarı evde yaşıyor.He lives in that yellow house.
Yaşça kendinden küçük olanlara tepeden bakar.He is haughty to his juniors.
O, evime yakın yaşıyor.He lives near my house.
O, ailesinden ayrı yaşıyor.He lives apart from his family.
O, ailesini terk etti ve Tahiti'de yaşamaya gitti.He abandoned his family and went to live in Tahiti.
O, bize bitişik yaşıyor.He lives next door to us.
Beklentilerine uygun yaşamadı.He did not live up to expectations.
O, zevkten başka hiçbir şey için yaşamaz.He lives for nothing but pleasure.
Maaşı onun konfor içinde yaşamasını sağlar.His salary enables him to live in comfort.
O konfor içinde yaşamaktadır.He lives comfortably.
O, denizin hemen yakınında yaşıyor.He lives within a stone's throw of the sea.
O, yıllarca yurt dışında yaşadı.He lived abroad for many years.
O kampüs dışından yaşıyor.He lives off campus.
Okula iki adım uzaklıkta yaşıyor.He lives within a stone's throw of the school.
O okulun çevresinde yaşıyor.He lives in the neighborhood of the school.
Sade bir hayat yaşadı.He lived a simple life.
O, çok büyük bir evde yaşar.He lives in an enormous house.
O, Kyoto'da yaşıyor.He lives in Kyoto.
O yakındaki bir kasabada yaşıyordu.He lived in a town near by.
Yakınlardaki küçük bir kasabada yaşıyordu.He lived in a small town nearby.
Kyushu'da küçük bir köyde yaşar.He lives in a small village in Kyushu.
O, bir fantezi dünyasında yaşıyor.He lives in a world of fantasy.
O, asla ebeveynlerinin beklentilerine uyarak yaşamayacaktır.He will never live up to his parent's expectations.
O, göründüğü kadar yaşlı değil.He is not as old as he seems.
O, göründüğünden çok daha yaşlıdır.He is much older than he looks.
O göründüğünden daha yaşlı.He is much older than he looks.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod