Ana içeriğe geç
Sözlük

yaşıt ile cümle

yaşıt kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Sami benim yaşıtımdır.Sami is my age.
Benim yaşıtlarım benimle oyun oynamıyor.My peers don't play with me.
Yaşıtlarım benimle oynamıyor.My peers don't play with me.
Çocuklar anne-babalarından çok yaşıtlarını taklit eder.Children imitate their peers rather than their parents.
Tom'u yaşıtlarından farklı yapan ne?What makes Tom different from others his age?
Osman'la yaşıt aynı liseye giderler.She goes in the same high school with Osman.
Ancak kendi yaşıtı olan kimselerle yan yana yürüyebilirdi.He could only keep the feelings he had towards Jinhao to himself.
Ama küçük bir çocuk vardı, yaşıtlarına göre çok küçük.But there was one little boy, very small for his age.
Yanlarında da bakışlarını yalnız (kocalarına) diken (kendileriyle) yaşıt dilberler vardır.With companions of modest look, the same in age, by their side.
Hep yaşıt sevgililer;Loving companions matched in age,
Göğüsleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar.And graceful maidens of the same age,
Ve yanlarında bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş yaşıt kadınlar vardır.With companions of modest look, the same in age, by their side.
Eşlerine sevgiyle tutkun (ve) hep yaşıt,Loving companions matched in age,
Göğüsleri henüz tomurcuklanmış yaşıt kızlar.And graceful maidens of the same age,
Yanlarında, gözlerini eşlerine dikmiş yaşıt güzeller vardır.With companions of modest look, the same in age, by their side.
Cilveli, şirin sözlü, eşlerine aşık ve onlarla yaşıt kıldık.Loving companions matched in age,
Ve memeleri yeni sertleşmiş yaşıt kızlar.And graceful maidens of the same age,
Yanlarında, bakışlarını eşlerine yöneltmiş yaşıt dilberler vardır.With companions of modest look, the same in age, by their side.
Yaşıt cilveli dilberler halinde,Loving companions matched in age,
Göğüsleri turunç gibi yaşıtlar,And graceful maidens of the same age,
Yanlarında, eşlerinden başkasına bakmayan, kendilerine yaşıt güzeller vardır.With companions of modest look, the same in age, by their side.
Eşlerine düşkün ve yaşıt.Loving companions matched in age,
Göğüsleri tomurcuk gibi kabarmış yaşıt kızlar,And graceful maidens of the same age,
Hep yaşıt sevgililer,Loving companions matched in age,
Memeleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar var.And graceful maidens of the same age,
Böylece onları, ashab-ı yemin için bakire kızlar, kocalarına âşık yaşıtlar kıldık.And made them virginal,
Yanlarında gözlerinin içine bakan yaşıtları vardır.With companions of modest look, the same in age, by their side.
Genç ve yaşıt eşler...And graceful maidens of the same age,
Burada yaşıtlarıma zemin kaybetmek istemiyorum.I don't want to lose ground to my peers here.
Yaşıtlarından daha uzundu, pembe tenli sevimli bir yaratık, her zaman bayırların dostu olmuştur.She grew up taller than her yearsmates, a lovely rosy-armed thing, ever a friend of the hills.
Kızlarla yaşıttır ve onlarla aynı okula gider.Die beiden sind Nachbarn und gehen auf dieselbe Schule.
Yaşıtları gibi o da küçük yaşlarda çiftçilik yaptı.Tout comme son cousin, il travaille très jeune à la mine.
Fred 13 yaşında ve yaşıtları gibi normalce okula gitmektedir.Ivan a 15 ans et fréquente le lycée.
Kızlarla yaşıttır ve onlarla aynı okula gider.Tienen la edad de D.W. y van a la misma escuela que ella.
Kızlarla yaşıttır ve onlarla aynı okula gider.Intanto le bambine crescono e vanno insieme a scuola.
Kıpırtılı olmak, yaşıtlarına göre daha hareketli olmak olarak tanımlanabilir.Comparato a lui potrei definirmi più conservatore io.
Kızlarla yaşıttır ve onlarla aynı okula gider.Она заботится о храме, и ходит в ту же школу что и девушки.
Dikkatli bakıldığında boyu yaşıtlarına göre biraz uzundur.От усиленных занятий он на старости лет почти совершенно ослеп.
Rukia, Renji Abarai ve yaşıtı diğer çocuklarla tanışana kadar kendi başına büyüdü.ثم نشأت روكيا والتقت بأبراي رينجي وبقية من الاطفال في سنها.
John kardeşimle yaşıt.جون في عمر أخي.
Cinsel içerikli sanatın tarihi, sanat tarihi ile yaşıttır.Educação a distância. o estado da arte.
Kıpırtılı olmak, yaşıtlarına göre daha hareketli olmak olarak tanımlanabilir.Você pode ser muito mais expressivo e você pode mostrar muito mais do que você é.
Bu özelliği onda çok dikkat çeker çünkü yaşıtlarına göre çok daha zekidir.Quem o vê pela primeira vez, acha que ele é pequeno demais para sua idade.
Bu okul özel olarak onun kendi yaşıtları ile temasta olması için oluşturulmuştu.Deze instelling van hem kwam, doordat hijzelf op die manier in zijn jeugd getraind was.
Kızlarla yaşıttır ve onlarla aynı okula gider.Razem dorastali i uczęszczali do tej samej szkoły.
Performansı fena olmasa da yaşıtlarına göre pek iyi bir işlemci değildir.Även om de fortfarande lever så är deras tillvaro långt ifrån god.
Fred 13 yaşında ve yaşıtları gibi normalce okula gitmektedir.Eddie on 10-vuotias ja käy normaalia koulua.
Kıpırtılı olmak, yaşıtlarına göre daha hareketli olmak olarak tanımlanabilir.Det siges, at den kan bevæge sig ligeså hurtigt som tanken.
Ancak kendi yaşıtı olan kimselerle yan yana yürüyebilirdi.Begitu pula rekan-rekannya yang lain, yang dalam setahun mencapai sebelas orang.
Kızlarla yaşıttır ve onlarla aynı okula gider.Họ sống chung phòng và đi học cùng lớp.
İkisi yaşıt olarak zamanın başlangıcından beri birbiriyle mücadele ederlerdi.両者は10代の頃に初対決して以来何度も対決。
Kıpırtılı olmak, yaşıtlarına göre daha hareketli olmak olarak tanımlanabilir.年齢に関係なく、自分を高めていくことができるものだという。
Kıpırtılı olmak, yaşıtlarına göre daha hareketli olmak olarak tanımlanabilir.因為很平靜,所以能夠看到比自己實際年齡更多的事情。
Cinsel içerikli sanatın tarihi, sanat tarihi ile yaşıttır.זיוף עתיקות קשור לתחום זיוף האמנות.
Osman'la yaşıt aynı liseye giderler.Vjekoslav se nada da će ići u gimnaziju.
Yaşıtlarından daha çok, yaşça büyüklerle iletişim kurarlar, onları taklit ederler.Dar vaikystėje sužavėtas žmonių pasakojimų, padavimų, susidomėjo senove, jos paminklais.
Ama küçük bir çocuk vardı, yaşıtlarına göre çok küçük.Aber da war ein kleiner Junge, sehr klein für sein Alter.
Ama küçük bir çocuk vardı, yaşıtlarına göre çok küçük.Ale był tam jeden drobny chłopiec, bardzo mały jak na swój wiek.
Ama küçük bir çocuk vardı, yaşıtlarına göre çok küçük.Dar era acest băieţel, foarte mic pentru vârsta lui.
Ama küçük bir çocuk vardı, yaşıtlarına göre çok küçük.Er was één kleine jongen, erg klein voor zijn leeftijd.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod