yaşında ile cümle
yaşında kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
81 yaşındaki büyükbabası onunla gurur duyuyor.The new venture was financed by a group of entrepreneurs.
Shinko'nun erkek kardeşi sekiz yaşındadır.Shinko's brother is eight.
Bir insan kaç yaşında olursa olsun, öğrenebilir.No matter how old one may be, one can learn.
Geçen ay bizim yirmi yaşındaki kızımız bir kız bebek dünyaya getirdi.Last month our twenty-year-old daughter gave birth to a baby girl.
Büyükbabam seksen yaşında bir hastalık nedeniyle hayatını kaybetti.My grandfather died of a disease at eighty.
Büyükbabam 90 yaşında ve çok canlı.My grandfather is 90 years old and very lively.
Dedem yaşından dolayı pek iyi duyamıyor.Because of his age, my grandfather doesn't hear well.
Yaşından dolayı, büyükbabam iyi duymaz.Because of his age, my grandfather doesn't hear well.
Osamu Dazai otuz dokuz yaşındayken kendini öldürdü.Osamu Dazai killed himself at the age of thirty-nine.
Yaklaşık senin yaşında genç bir kızdı.She was a young girl about your age.
Benim küçük erkek kardeşim on iki yaşında.My kid brother is twelve.
Japon kadınları ortalama 25 yaşında evlenirler.Japanese women get married at 25 on average.
Ben 18 yaşındayım.I am eighteen years old.
On sekiz yaşındayım.I am eighteen years old.
Ben on sekiz yaşındayım.I am eighteen years old.
Onun on dokuz yaşındayken şampiyon olması şaşırtıcı.It's amazing that he won the championship at the age of nineteen.
Onu piyano çalarken dinlesen onun asla sekiz yaşındaki bir çocuk olduğunu düşünmezsin.If you heard him playing the piano, you would never think he is an eight-year-old boy.
Senin yaşında bir oğlu var.He has a son of your age.
Onun büyükbabası kaç yaşında olabilir?How old might his grandfather be?
Onun oğlu sekiz yaşında.His son is eight years old.
Japonya'ya on yaşında bir çocukken geldi.He came to Japan when he was a boy of ten.
O, on yaşından önce üç kez evden kaçtı.He ran away from home three times before he was ten.
İngilizce öğrenmeye on bir yaşında başladı.He started learning English at the age of eleven.
O on iki yaşında. O yaşına göre uzun boylu.He is twelve years old. He is tall for his age.
O, bu romanı yirmi yaşında yazdı.He wrote this novel at twenty.
Bu kitabı yirmi yaşında yazdı.He wrote this book at the age of twenty.
22 yaşında üniversiteden mezun oldu.He graduated from college at the age of 22.
Neredeyse otuz yaşındayken öldü.He died when he was scarcely thirty.
Otuz yaşında kendini öldürdü.He killed himself at the age of thirty.
O otuz yaşında intihar etti.He killed himself at the age of thirty.
38 yaşında olmasına rağmen, hâlâ anne ve babasına bağımlıdır.Though 38, he is still dependent on his parents.
Üç yaşında Tokyo'ya geldi.He came to Tokyo at the age of three.
O yaklaşık olarak 40 yaşında.He is about forty.
O aşağı yukarı 40 yaşında.He is about forty.
O takriben 40 yaşında.He is about forty.
O, kırk yaşındayken enerjisini kaybetmiş olduğunu söyledi.He said he had lost his vigor at forty.
Beş yaşından beri burada yaşıyor.He has lived here since he was five years old.
O beş yıl önce Tokyo'ya geldi, yani o on iki yaşındayken.He came to Tokyo five years ago, that is to say, when he was twelve years old.
60 yaşında şirketten emekli oldu.He retired from the company at the age of 60.
60 yaşından fazla olmasına rağmen o hala genç görünüyor.Though he is more than sixty years old, he looks young.
O, yetmiş yaşında öldü.He died at the age of seventy.
Yedi yaşında ebeveynlerini kaybetti.He lost his parents at the age of seven.
O sekiz yaşında.He is eight.
O kaç yaşında?How old is he?
Gelecek nisanda on yaşında olacak.He will be ten next April.
Önümüzdeki nisan ayı on yaşında olacak.He will be ten next April.
O, o zaman on yaşında bir çocuktu.He was then a boy of ten.
O kaç yaşında!How old he is!
O sadece on iki yaşında ama o onların en iyisiyle satranç oynar.He's only twelve, but he plays chess with the best of them.
Sadece 14 yaşında iken denize gitti.He went to sea when he was only 14.
Altı yaşında bir çocukmuş gibi ağladı.He cried as if he were a boy of six.
Onun yaşında çalıştığımdan daha çok çalışmaktadır.He works harder than I did at his age.
Yaşından dolayı anlayış göstermeliydi.He ought to have made allowances for his age.
On yedi yaşında liseyi terk etti.He left high school at seventeen.
O yaklaşık senin yaşında.He is about your age.
Onların on yaşında bir oğlu var.They have a ten-year-old son.
En küçük çocuğu beş yaşında.Her youngest child is five years old.
Onun arabası iki yaşında.Her car is two years old.
Onun yaşında tahminde bulundum.I guessed at her age.
O, on yaşından beri İngilizce öğreniyor.She has been studying English since the age of ten.