Ana içeriğe geç
Sözlük

yaşın yaşın ile cümle

yaşın yaşın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Senin yaşında böyle giyersen kendini komik duruma düşürürsün.If you dress like that at your age, you'll make a fool of yourself.
Senin yaşında böyle giyersen kendini aptal yerine koyarsın.If you dress like that at your age, you'll make a fool of yourself.
ABD'de, çoğu insan on sekiz yaşına ulaştığında oy kullanabilir.In the U.S., most people can vote when they reach eighteen years of age.
Leydi en fazla kırk yaşında.The lady is forty years old at most.
O köpek kaç yaşında!How old that dog is!
O köpek kaç yaşında?How old is that dog?
Yaşına göre genç gösteriyorsun.You look young for your age.
Bayan Nakano'nun kaç yaşında olduğunu biliyor musun?Do you know how old Miss Nakano is?
On yaşında mısın?Are you ten years old?
O bana kaç yaşında olduğumu sordu.She asked me how old I was.
Artık on sekiz yaşında olduğunu daha iyi bilmelisin.You should know better now you are eighteen.
Irkın ya da yaşın ya da dinin umurumda değil.I don't care about your race or age or religion.
Büyük oğlun kaç yaşında?How old is your elder son?
Baban kaç yaşında?How old is your father?
Amcan kaç yaşında?How old is your uncle?
Büyük baban kaç yaşındadır?How old is your grandfather?
Senin yaşındaki insanların genellikle bu sorunu vardır.People of your age often have this problem.
Senin yaşındaki insanlar, sık sık bu problemle karşılaşır.People of your age often have this problem.
Az sayıda kişi doksan yaşına kadar yaşar.Few people live to be ninety years old.
Sekiz yaşında bir araba neredeyse değersizdir.An eight-year-old car is almost worthless.
Yetmiş yaşındaki bir adam için o hala şaşırtıcı bir enerjiye sahip.For a man of seventy, he still has surprising vigour.
Beş yaşındayken bir otobüs sürücüsü olmak istiyordum.I wanted to be a bus driver when I was five.
O, 54 yaşında öldü.He died aged 54 years.
O, elli yaşın üzerinde olmalı.He must be over fifty.
Üç yaşındaki oğlum için bir randevu almak istiyorum.I'd like to make an appointment for my three-year-old son.
İki yaşındaki kızım için tıbbi bir muayene olmak istiyorum.I'd like to get a medical examination for my two-year-old daughter.
İki yaşındaki bir çocuk bu kadar hızlı koşabilir mi?Can a two-year-old boy run that fast?
O, 25 yaşına kadar beş farklı ülkede yaşadı.By the age of 25, she had lived in five different countries.
Yirmi yaşında olsam oy verebilirim.If I were twenty, I could vote.
O yirmi yaşına ulaşıncaya kadar bir şarkıcı olmaya karar vermedi.She did not decide to be a singer until she reached the age of twenty.
2030'a kadar onun nüfusunun yüzde yirmi biri altmış beş yaşından büyük olacak.By 2030 twenty-one percent of its population will be over sixty-five.
Ben 19 yaşındayım.I am 19 years old.
On dokuz yaşındayım.I am 19 years old.
19 yaşındayım.I am 19 years old.
1955'te kanseri nüksetti ve 1956'da 42 yaşında öldü.In 1955, the cancer returned and she died in 1956 at the age of 42.
18 yaşın altındaki çocuklar içeri alınmazlar.Children under 18 are not admitted.
18 yaşından büyük insanlar araba kullanabilir.People above 18 may drive.
On sekiz yaşın üstündeki biri yetişkin olarak sayılır.Anyone over eighteen years of age counts as an adult.
On sekiz yaşın altındaki insanların alkollü içki satın almamaları gerekiyor.People under eighteen aren't supposed to buy alcoholic drinks.
On sekiz yaşındayken araba kullanmayı öğrendim ve ehliyet aldım.I learned to drive a car and got a driver's license when I was eighteen.
Artık 18 yaşındasın, böyle bir şey yapmamalısın.Now that you are 18 years old, you should not do such a thing.
O, on sekiz yaşında kabul edilebilse, orduya katılır.If he could pass for eighteen years old, he'd join the army.
On yedi yaşında bir delikanlı genelde babası boyundadır.A boy of seventeen is often as tall as his father.
On yedi yaşında bir delikanlı genelde babası kadar uzundur.A boy of seventeen is often as tall as his father.
İlk kez on altı yaşındayken tenis oynadım.When I was sixteen, I played tennis for the first time.
On beş yaşındayken kendime ait bir odam vardı.When I was fifteen, I got a room of my own.
150 yaşına kadar yaşamak neredeyse imkansız mı?Is it next to impossible to live to be 150?
On üç yaşındayken, evden kaçtı.When she was thirteen, she ran away from home.
On iki yaşındayken nehri yüzerek geçebiliyordum.I could swim across the river when I was twelve.
O, on iki yaşındayken sesi kırıldı.His voice broke when he was twelve.
On yaşındaki bir çocuk için o çok akıllıdır.He is very clever for a boy of ten.
Ben on yaşından önce bir aslan görmemiştim.I had not seen a lion before I was ten years old.
Az sayıda kişi yüz yaşına kadar yaşar.Few people live to be one hundred years old.
“O kaç yaşında?” “On iki yaşında.”"How old is she?" "She is twelve years old."
Sen yaşına bakılmaksızın bir fiziksel uygunluk testi için başvuruda bulunabilirsin.You can apply for a physical fitness test regardless of your age.
İyi sağlığı onun yetmiş beş yaşına kadar çalışmasına olanak sağladı.His good health enabled him to work till the age of seventy-five.
Şu anda altmış beş yaşının üstünde 31 milyon civarında Amerikalı var.At present there are about 31 million Americans over the age of sixty-five.
Yetim iki kızkardeşiyle beş yaşındayken karşılaştı.The orphan met up with his two sisters when he was five years old.
Bir yetim olan babam on yaşında para kazanmaya başlamak zorunda kalmıştı.Being an orphan, my father had to start earning money at ten.
Üç yaşın altındaki çocuklar ücretsiz kabul ediliyor.Children under three are admitted free of charge.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod