yaşı ile cümle
yaşı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Uzun zaman önce, çoğu insan mevsimler değiştikçe taşınan gruplarda yaşıyordu.A long time ago, most people lived in groups that moved around as the seasons changed.
Yaklaşık senin yaşında genç bir kızdı.She was a young girl about your age.
Aşağıdaki odada kim yaşıyor?Who lives in the room below?
Hiç kimse iki yüz yaşına kadar yaşayamaz.No man can live to be two hundred years old.
Benim küçük erkek kardeşim on iki yaşında.My kid brother is twelve.
Erkek kardeşim San Diego'da yaşıyor.My brother is living in San Diego.
Tokyo'da yaşıyor musunuz?Do you live in Tokyo?
Tokyo'da yaşıyorum.I live in Tokyo.
Tokyo'ya gelmeden önce on yıldır Osaka'da yaşıyorduk.We were living in Osaka for ten years before we came to Tokyo.
25 yaşına gelinceye kadar beş farklı ülkede yaşadı.She lived in five different countries by age 25.
Birkaç kızılderili Japonya'da yaşıyor.Few Indians live in Japan.
Ne kadar süredir Japonya'da yaşıyorsunuz?How long have you lived in Japan?
Japon kadınları ortalama 25 yaşında evlenirler.Japanese women get married at 25 on average.
Yaşı düşünülünce genç gözüküyor.He looks young considering his age.
O yaşına rağmen sağlıklı.He is in good health in spite of his age.
Yaşına göre davran.Act your age.
Yaşını göz önünde bulundurursak, o çok güçlü görünüyor.He looks very vigorous, considering his age.
Yaşımız ilerledikçe hafızamız zayıflıyor.The older we get, the weaker our memory becomes.
Yaşına bakılmaksızın herkes alınacaktır.Every person will be admitted regardless of his or her age.
Yaşı ne olursa olsun, herkes iş için başvuruda bulunabilir.Regardless of age, everybody can apply for it.
Ben 18 yaşındayım.I am eighteen years old.
On sekiz yaşındayım.I am eighteen years old.
Ben on sekiz yaşındayım.I am eighteen years old.
Yaşına göre hareket etmeye çalış.Try to act your age.
Onun yaşı iş için onu nitelendirir.Her age qualifies her for the job.
Onun on dokuz yaşındayken şampiyon olması şaşırtıcı.It's amazing that he won the championship at the age of nineteen.
Onu piyano çalarken dinlesen onun asla sekiz yaşındaki bir çocuk olduğunu düşünmezsin.If you heard him playing the piano, you would never think he is an eight-year-old boy.
Nagano'da yaşıyor olduğunu zannetti. O, Tokyo istasyonunda ne yapıyordu?He's supposed to be living in Nagano. What's he doing at Tokyo station?
Senin yaşında bir oğlu var.He has a son of your age.
İki erkek kardeşi var; biri Osaka'da diğeri Kobe'de yaşıyor.He has two brothers, one lives in Osaka and the other in Kobe.
İki kızından biri Tokyo'da, diğeri Nara'da yaşıyor.One of his two daughters lives in Tokyo, and the other in Nara.
Onun büyükbabası kaç yaşında olabilir?How old might his grandfather be?
Annesi yaşına göre genç görünüyor.His mother looks young for her age.
O evimin işitme menzilinde yaşıyor.He lives within earshot of my house.
Performansını yargılarken onun yaşını dikkate almalısın.You must take his age into account when you judge his performance.
Büyükbabası yaşına göre hâlâ oldukça sağlıklı.His grandfather is still very healthy for his age.
Onun oğlu sekiz yaşında.His son is eight years old.
Onun yaşı nedir?What is his age?
Onun yaşını göz önüne alırsak, öyleyse onu icraatları için suçlayamazsın.If you consider his age, then you can't blame him for his actions.
Yaşını dikkate alsan iyi olur.You had better take account of his age.
Onun giysileri yaşına uymadı.His clothes didn't match his age.
Kızı doğduğunda, o yedi yıl boyunca Nagano'da yaşıyordu.He had been living in Nagano for seven years when his daughter was born.
Onun kız yeğeni çekici ve yaşına göre olgundur.His niece is attractive and mature for her age.
Ormanda tek başına yaşıyor.He lives by himself in the woods.
Japonya'ya on yaşında bir çocukken geldi.He came to Japan when he was a boy of ten.
O, on yaşından önce üç kez evden kaçtı.He ran away from home three times before he was ten.
İngilizce öğrenmeye on bir yaşında başladı.He started learning English at the age of eleven.
O on iki yaşında. O yaşına göre uzun boylu.He is twelve years old. He is tall for his age.
O, bu romanı yirmi yaşında yazdı.He wrote this novel at twenty.
Bu kitabı yirmi yaşında yazdı.He wrote this book at the age of twenty.
22 yaşında üniversiteden mezun oldu.He graduated from college at the age of 22.
O, iki yıldır burada mı yaşıyor?Has he lived here for two years?
Neredeyse otuz yaşındayken öldü.He died when he was scarcely thirty.
Otuz yaşına kadar resim yapmaya başlamadı.He didn't start to paint until he was thirty.
O, otuz yaşına girmeden önce resim yapmaya başladı.It was not until he was thirty that he started to paint.
O otuz yaşına kadar o bir yazar olmaya karar vermedi.He did not decide to be a writer until he was thirty.
Otuz yaşında kendini öldürdü.He killed himself at the age of thirty.
O otuz yaşında intihar etti.He killed himself at the age of thirty.
38 yaşında olmasına rağmen, hâlâ anne ve babasına bağımlıdır.Though 38, he is still dependent on his parents.
Üç yaşında Tokyo'ya geldi.He came to Tokyo at the age of three.