yaşı ile cümle

yaşı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Ben bir kasabada yaşıyorum ama anne ve babam köyde yaşıyorlar.I live in a town, but my parents live in the country.
Bir dükkanın üstünde bir evde yaşıyorum.I live in a flat above a shop.
Tokyo varoşlarında yaşıyorum.I live on the outskirts of Tokyo.
Tokyo, Akasaka'da yaşıyorum.I live at Akasaka in Tokyo.
Ben Japonya'da yaşıyorum.I live in Japan.
Japonya'da yaşıyorum.I live in Japan.
Ben onun doksan yaşına kadar yaşayacağına eminim.I am sure of his living to be ninety years old.
Çocukluktan beri onunla yakın bir ilişki yaşıyorum.I've been on close terms with her since childhood.
Hyogo'da yaşıyorum.I live in Hyogo.
Yarın on dört yaşında olacağım.I will be fourteen years old tomorrow.
Gelecek hafta on yedi yaşında olacağım.I will be seventeen next week.
Önümüzdeki yıl on altı yaşında olacağım.I will be sixteen years old next year.
Ebeveynlerimle birlikte yaşıyorum.I live with my parents.
Ben de on yedi yaşındayım.I am seventeen years old, too.
Öğretmenimiz sokağın sonunda yaşıyor.Our teacher lives at the extreme end of the street.
20 yaşında bize oy kullanma hakkı verilir.We are entitled to vote at the age of 20.
Bu köprünün yaklaşık üç mil ötesinde yaşıyoruz.We live about three miles above this bridge.
Nükleer güç çağında yaşıyoruz.We are living in the age of nuclear power.
Biz banliyölerde yaşıyoruz.We live in the suburbs.
Biz pirince bağımlı yaşıyoruz.We live on rice.
Ne yazık ki şair genç yaşında öldü.Unfortunately the poet died in his youth.
Gelecek doğum günümde yirmi yaşında olacağımı söyledim.I said that I would be twenty next birthday.
Gerçek şu ki onun babası işten dolayı New York'ta yalnız yaşıyor.The fact is that his father lives alone in New York because of work.
Doğruyu söylemek gerekirse, o hala altmış yaşın altındadır.To tell the truth, he is still under sixty.
Bir araba ehliyeti 18 yaşından itibaren alınabilir.A car licence can be held from age 18.
Teyzem kırsalda yalnız bir evde yaşıyor.My aunt lives in a lonely house in the country.
Bir kadına onun yaşını sormamalıyız.We should not ask a woman her age.
Kadınlar çoğunlukla erkeklerden daha uzun yaşıyorlar.Women commonly live longer than men.
Bu kitap fillerin 100 yaşından daha fazla yaşadığını söylüyor.This book says that elephants live to be over 100 years old.
İster inan ister inanma, Tom 70 yaşında.Believe it or not, Tom is 70 years old.
81 yaşındaki büyükbabası onunla gurur duyuyor.The new venture was financed by a group of entrepreneurs.
Shinko'nun erkek kardeşi sekiz yaşındadır.Shinko's brother is eight.
Bir insan kaç yaşında olursa olsun, öğrenebilir.No matter how old one may be, one can learn.
İnsanlar dünyanın her yerinde yaşıyorlar.People are living in all parts of the world.
İnsanlar köylerde yaşıyordu.People lived in villages.
Ben birkaç yıl önce Tokyo'da yaşadım, ama şimdi Kyoto'da yaşıyorum.I lived in Tokyo a few years ago, but now I live in Kyoto.
Öğrencilerin yaşı 18 ile 25 aralığındadır.The students range in age from 18 to 25.
Bir zamanlar küçük bir adada yaşlı bir kadın yaşıyordu.Once there lived an old woman on a small island.
Bir zamanlar, güzel bir prenses yaşıyordu.Once upon a time, there lived a beautiful princess.
Geçen ay bizim yirmi yaşındaki kızımız bir kız bebek dünyaya getirdi.Last month our twenty-year-old daughter gave birth to a baby girl.
Tahminimce bizim öğretmen elli yaşın üzerinde.I guess our teacher is over fifty years old.
Bizim öğretmen yakında yaşıyor.Our teacher lives close by.
Savaş çıktığında o Londra'da yaşıyordu.He was living in London when the war broke out.
Savaş patlak verdiğinde, o, Londra'da yaşıyordu.He was living in London when the war broke out.
Savaş başladığında on yıldır orada yaşıyorduk.We had lived there for ten years when the war broke out.
Büyükbabam seksen yaşın üzerindedir fakat o iyi bir yürüyücüdür.My grandfather is over eighty years old, but he is a good walker.
Büyükbabam seksen yaşında bir hastalık nedeniyle hayatını kaybetti.My grandfather died of a disease at eighty.
Büyükbabam 90 yaşında ve çok canlı.My grandfather is 90 years old and very lively.
Dedem doksan dokuz yaşına kadar yaşadı.My grandfather lived to be ninety-nine years old.
Dedem yaşından dolayı pek iyi duyamıyor.Because of his age, my grandfather doesn't hear well.
Yaşından dolayı, büyükbabam iyi duymaz.Because of his age, my grandfather doesn't hear well.
Büyükbaba kendi yaşı için hâlâ çok aktif.Grandfather is still very active for his age.
Büyükannem doksan beş yaşına kadar yaşadı.My grandmother lived to be ninety-five years old.
Benim oğlum yaşına göre küçük.My son is small for his age.
Birçok bilim adamı bu küçük köyde yaşıyor.Many scientists live in this small village.
Birçok ülke benzer sorunlar yaşıyorlar.Many countries are experiencing similar problems.
Birçok ülke yoksullukla ilgili sorunlar yaşıyor.Many countries have problems with poverty.
Osamu Dazai otuz dokuz yaşındayken kendini öldürdü.Osamu Dazai killed himself at the age of thirty-nine.
Taro, 10 yıldır Obihiro'da yaşıyor.Taro has lived in Obihiro for ten years.
O, Osaka'da yaşıyor.He lives in Osaka.

İlgili Sayfalar