yaşı ile cümle

yaşı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Artık 18 yaşındasın, böyle bir şey yapmamalısın.Now that you are 18 years old, you should not do such a thing.
O, on sekiz yaşında kabul edilebilse, orduya katılır.If he could pass for eighteen years old, he'd join the army.
On yedi yaşında bir delikanlı genelde babası boyundadır.A boy of seventeen is often as tall as his father.
On yedi yaşında bir delikanlı genelde babası kadar uzundur.A boy of seventeen is often as tall as his father.
İlk kez on altı yaşındayken tenis oynadım.When I was sixteen, I played tennis for the first time.
On beş yaşındayken kendime ait bir odam vardı.When I was fifteen, I got a room of my own.
150 yaşına kadar yaşamak neredeyse imkansız mı?Is it next to impossible to live to be 150?
On üç yaşındayken, evden kaçtı.When she was thirteen, she ran away from home.
On iki yaşındayken nehri yüzerek geçebiliyordum.I could swim across the river when I was twelve.
O, on iki yaşındayken sesi kırıldı.His voice broke when he was twelve.
On kadar kişi bu küçük evde yaşıyor.As many as ten people live in this small house.
On yaşındaki bir çocuk için o çok akıllıdır.He is very clever for a boy of ten.
Ben on yaşından önce bir aslan görmemiştim.I had not seen a lion before I was ten years old.
Az sayıda kişi yüz yaşına kadar yaşar.Few people live to be one hundred years old.
“O kaç yaşında?” “On iki yaşında.”"How old is she?" "She is twelve years old."
"Nerede yaşıyorsunuz?" "Tokyo'da yaşıyorum.""Where do you live?" "I live in Tokyo."
"Nerede yaşıyorsun?" "Tokyo'da yaşıyorum.""Where do you live?" "I live in Tokyo."
Erkek kardeşim yıllardır Londra'da yaşıyor.My brother has been living in London for many years.
Sen yaşına bakılmaksızın bir fiziksel uygunluk testi için başvuruda bulunabilirsin.You can apply for a physical fitness test regardless of your age.
İyi sağlığı onun yetmiş beş yaşına kadar çalışmasına olanak sağladı.His good health enabled him to work till the age of seventy-five.
Şu anda altmış beş yaşının üstünde 31 milyon civarında Amerikalı var.At present there are about 31 million Americans over the age of sixty-five.
Şimdi nerede yaşıyorsun?Where do you live now?
Biz atom çağında yaşıyoruz.We live in the atomic age.
Yetim iki kızkardeşiyle beş yaşındayken karşılaştı.The orphan met up with his two sisters when he was five years old.
Bir yetim olan babam on yaşında para kazanmaya başlamak zorunda kalmıştı.Being an orphan, my father had to start earning money at ten.
Ben Hiroşima'lıyım fakat şimdi Tokyo'da yaşıyorum.I am from Hiroshima, but now I live in Tokyo.
Onun ilerlemiş yaşı onun bir iş bulmasını engelliyor.His advanced age prevents him from getting a job.
Bu ayın sonunda on yıldır burada yaşıyor olacağız.We will have lived here for ten years at the end of this month.
Bu hafta üç günlük bir hafta sonu yaşıyoruz.We're having a three-day weekend this week.
En yakın istasyondan millerce uzakta yaşıyorum.I live miles away from the nearest station.
Bugünlerde birçok yaşlı insan kendi başına yaşıyor.These days many old people live by themselves.
Üç yaşın altındaki çocuklar ücretsiz kabul ediliyor.Children under three are admitted free of charge.
Bay Yamanaka, kendi yaşına göre genç görünüyor.Mr. Yamanaka looks young for his age.
Birçok öğrenci şehrin banliyölerinde yaşıyor.Many students live in the suburbs of the city.
On sekiz yaşındayken Tokyo'ya geldiğimden beri on yıl geçti.Ten years have passed since I came to Tokyo at the age of eighteen.
Sana bahsettiğim kız Kyoto'da yaşıyor.The girl I told you about lives in Kyoto.
Okulumuz seksen yaşında.Our school is 80 years old.
Öğretmenimiz yaşına göre genç görünüyor.Our teacher looks young for her age.
On sekiz yaşında liseden mezun oluruz.We graduate from high school at eighteen.
1960'dan beri bu kasabada yaşıyoruz.We have lived in this town since 1960.
Yirminci yüzyılın ikinci yarısında yaşıyoruz.We are living in the latter half of the twentieth century.
Şimdi on yıldır ABD'de yaşıyoruz.We have lived in the U.S. for ten years now.
Beş yıldır bu kasabada yaşıyoruz.We have lived in this town for five years.
Heathrow havaalanına kolay erişebilir bir alanda yaşıyoruz.We live within easy access of Heathrow.
Biz Kobe'de yaşıyorduk.We used to live in Kobe.
Okulun civarında yaşıyoruz.We live in the neighborhood of the school.
Sizin gibi aynı sorunları yaşıyoruz.We have the same problems as you.
Biz birbirimizden kilometrelerce uzakta yaşıyoruz.We live many miles distant from each other.
Biz büyük bir kütüphanenin yakınında yaşıyoruz.We live near a big library.
Biz büyük bir şehirde yaşıyoruz.We live in a big city.
Biz sadece o sokak üzerindeki dairede yaşıyoruz.We live in that apartment just over the street.
Huzur içinde yaşıyoruz.We live in peace.
Demokratik bir toplumda yaşıyoruz.We live in a democratic society.
Bizi oraya götüren rehber sadece on yaşındaydı.The guide who took us there was only ten years old.
Altmış yaşındaki teyzem büyük miras aldı.My sixty-year-old aunt inherited the huge estate.
Amcam bir dairede yaşıyor.My uncle lives in an apartment.
Televizyonum neredeyse 15 yaşında ama hâlâ iyi bir görüntüye sahip.My TV set is almost 15 years old, but it still has a good picture.
Kız yeğenim yaşına göre çekici ve olgundur.My niece is attractive and mature for her age.
Ailem 20 yıldır burada yaşıyor.My family have lived here for twenty years.
Şirketimizde emeklilik yaşı 60'tır.At our company, the retirement age is 60.

İlgili Sayfalar